İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0707:4008:2512:5315:3617:5519:23
Kabe

İran ve Batı terörü

Dünya
|

'Önünüzde İsrail hegemonyasına ve İsrail şiddeti tehdidine boyun eğmek dışında başka bir seçenek yok. İsrail'e meydan okumayı dahi düşünme hakkına sahip değilsiniz'

'Önünüzde İsrail hegemonyasına ve İsrail şiddeti tehdidine boyun eğmek dışında başka bir seçenek yok. İsrail'e meydan okumayı dahi düşünme hakkına sahip değilsiniz'
 
SEYİD ZEHRA
Nükleer silaha sahip olmasını engellemek gerekçesiyle İran'a yönelik başlatılan Batı kampanyası, Batı'nın İslâm ülkelerine karşı uyguladığı terörün bir görüntüsüdür sadece. Geçen dönemde artan bu kampanyanın, uluslararası yükümlülüklerle, hak ve insaf kriterleriyle uzaktan yakından hiçbir ilişkisi yoktur. Oysa İran hiçbir uluslararası yükümlülüğü ihlal etmemiştir. Uluslararası yükümlülüklerin teminat altına aldığı haklarını hayata geçirmekten başka bir şey yapmamıştır. Zira uranyum zenginleştirmesini dünyada onlarca ülke gerçekleştirmiştir ve hiç kimse bu ülkelerin uluslararası hukuku çiğnediğini ifade etmemiş veya nükleer silah üretme kararında oldukları gerekçesiyle cezalandırılmaları çağrısı yapmamıştır. İran'a yönelik Batı tehditleri başında gelen gerekçeler, pervasız emperyalist bakış açısını ve bütün İslâm ülkelerini küçük düşürmeyi içermektedir. İran'ın cezalandırılması ve hatta muhtemel saldırıda bulunulması için gerekçe olarak gördükleri tek nokta ortada nükleer silah üretimine dair varsayılan bir "niyetin" olması. Bunu yaparken İsrail gibi terörist bir oluşumun nükleer silah tersanesine sahip olmasını normal ve kabul edilebilir bir durum olarak karşılıyorlar. Sorgulama hatta bu tersanelerde uluslararası kontrol kurma gereği dahi duymuyorlar. Bu gerçek haddi zatında bütün Arap ve İslâm ülkelerinin küçük düşürülmesini içeriyor. Yoksa bütün Batılı ülkelerin bölgede başka ülkelerin değil de sadece İsrail?in bu nükleer tersaneye sahip olması hususunda hemfikir olmalarının ne anlamı olurdu ki. Oysa bölge ülkelerinin barışçıl amaçlarla nükleer enerji kullanmayı düşünme hakkı dahi bulunmamakta. Batı bütün Arap ve İslâm ülkelerine şunu demek istiyor: Önünüzde İsrail hegemonyasına ve İsrail şiddeti tehdidine boyun eğmek dışında başka bir seçenek yok. İsrail'e meydan okumayı dahi düşünme hakkına sahip değilsiniz" Başından itibaren son gerginliğe kadar İran'a yönelik yapılan kampanyayı takip edenler bunun arkasında İsrail'in, ABD'deki Siyonist cemaatlerin ve onların Bush yönetimindeki yeni muhafazakarlar olarak adlandırılan müttefiklerinin olduğunu görürler. Tehditlerin artmasının arkasında duran, Bush yönetimini İran'a karşı esnek davranmakla suçlayan ve askeri bir saldırı için teşvik etmeye çalışan İsrail ve ABD'deki Siyonist cemaatlerdir. O halde özetle birinci derecede İsrail hesabına çalışan bir Batı kampanyasıdır bu. Hiçbir İslâm ülkesinin nükleer ve başka alanlarda bilimsel ilerlemenin etkenlerine sahip olmaması yönündeki Batı kararlılığını ortaya çıkarıyor bu kampanya. Bütün bu yaklaşımlar genel itibariyle İran'a yönelik Batı kampanyasına dair Arap tutumunu belirlemesi gerekir. Arap ülkeleri ile İran arasında birçok tutum ve siyaset etrafında anlaşmazlıkların olduğu doğru, ancak; bunlar her hangi bir Arap ülkesinin Batılı kampanyaların arkasına sürüklenmesine gerekçe olamaz. Arap tutumunun, Batının İran'a karşı giriştiği bu teröre karşı çıkılması, bölgedeki nükleer yayılmacılığın engellenmesi ve bu engellemenin İsrail nükleer tesislerini kapsamamasının kabul edilemez olduğu üzerinde durmak şeklinde somutlaşması gerekir. Bu yüzden Mısır?ın Atom Enerjisi kurumunda İsrail istisna tutularak İran'a karşı alınacak hiçbir karara oy vermeyeceğini açıklaması, ferasetli ve doğru bir karardır. (Bahreyn'de yayımlanan Ahbar El Haliç gazetesi, 19 Ocak 2006) www.akhbar-alkhaleej.com Arapça'dan çeviri: Halil Çelik
VAKİT - 26 OCAK 2006 PERŞEMBE
AKRA