Eylem planının ayrıntıları şöyle:
Plan ''Türkiye'nin diplomatik olarak tanımadığı Rum kesimine limanlarını açarak siyasi açıdan taviz vermesi'' , karşılığında da sadece ''KKTC'nin -Kıbrıs Türk tarafı- olarak izolasyonlardan kurtulması'' denklemi üzerine kurulu. Bu noktada Türkiye aleyhine dengesizlik bulunuyor.
Rumlara limanlarını ve havaalanlarını açması durumunda Ankara, Rum kesimini zımnen tanımış olacak. Bu bağlamda, içinde ''Kıbrıs Cumhuriyeti'' ifadesi yer alan ek protokol TBMM'den onay alırsa Türkiye hem hukuken hem de siyasi açıdan çıkmaza girecek. Siyasi açıdan ''tanımıyorum'' dediği bir ülkeyi ''uygulamada ve altına imza koyduğu anlaşmalarla'' tanımış duruma düşecek.
Eylem planı sonuca ulaşmış olsa bile KKTC bağımsız bir devlet olarak tanınmayacak. Sadece izolasyonlardan kurtulmuş olacak. AB'nin kabul ettiği gibi, hukuken ''AB müktesebatının uygulanamadığı AB toprağı'' olma statüsü devam edecek.
Türkiye, KKTC'nin ''varlığını kabul ettirme'' açısından kazandığı mevziyi de boşaltmış oldu. Planda, Annan Planı'nda yer alan şekliyle ''Kıbrıs Türk Devleti'' ifadesi yer almadı. Halbuki Türkiye, İslam Konferansı Örgütü'nde Kıbrıs Türk Toplumu ifadesi yerine Kıbrıs Türk Devleti ifadesinin yer alması için yoğun çaba göstermişti. Planda ''Kıbrıs Türk Devleti'' ifadesine yer verilmeyip geri adım atıldı.
Rum kesiminin referandumda ''hayır'' demesinden sonra, yeni bir açılım yapma durumunda olan taraf Türkiye değildi. Türkiye, bu açılımla ''tavize hazır'' imajı verdi.
Planla sunulan öneriler, kalıcı öneriler durumuna gelebilir. Türkiye manevra alanını kaybedebilir.
Eylem planı, BM Güvenlik Konseyi gözetiminde bir mekanizma öngörerek daimi üyelerin ellerini güçlendiriyor. Genel Sekreter'in Kıbrıs'taki referandumdan sonra hazırladığı raporun onay almasına Moskova'nın engel olduğu göz önüne alınırsa Türkiye, özellikle Rusya'nın Kıbrıs konusunda öne çıkmasına zemin hazırlamış oldu.
CUMHURİYET - 26 OCAK 2006 PERŞEMBE





