Filistin’de terör devleti İsrail’e karşı en büyük mücadeleyi yürüten ve çok sayıda lider ve savaşçısını şehid veren Hamas’ın seçimlerden zaferle çıkması üzerine, başta İsrail, ABD ve Siyonist destekçesi Batılı ülkelerde şok sürüyor. Sağduyulu Batılı kalem sahipleri ise, İslâm ülkelerindeki dindarların başarısını, iktidardaki yönetimlerin baskıcı, rüşvetçi ve dayatmacı politikalarına bağlıyor. ‘Hamas’ın yükselişi sadece tehdit değil, aynı zamanda fırsat olarak da algılanmalıdır’ diyen Alman Radyolar Birliği muhabiri Reinhard Baumgarten ise, ‘İslâmcılar, siyasi ve sosyal dengesizlikleri dile getirdikleri için başarılı oluyorlar. Yıllardır temel hakları çiğnenen, yoğun yolsuzluk ve adam kayırma yüzünden kendini bir kenara itilmiş hisseden bu kitleler kurtuluşu İslâm’da arıyorlar’ yorumunda bulundu. Terör devleti İsrail’e karşı en etkin mücadeleyi sürdüren ve Filistin’in kurtuluşu için birçok lider ve savaşçısını şehid veren Hamas’ın seçim zaferi, büyük yankı buldu. Filistin’de Hamas’ın seçimleri kazanmasından sonra gözler şimdi bölgedeki diğer ülkelere çevrildi. Dinî partilerin, Irak ve Mısır gibi Arap ülkelerinde de başarılı bulunması, birçok Batılı ülkede sorgulamaya sebep oldu. İslâmcılığın Arap ülkelerinde tekrar önem kazanmaya başlamasını, sosyal sorun ve iktidardaki yönetimlerin zorba tavrına bağlayan Alman Radyolar Birliği muhabiri Reinhard Baumgarten, ‘Hamas’ın yükselişi tehdit değil, aynı zamanda fırsat olarak da algılanmalıdır’ diyerek, Hamas’a karşı önyargı ile değil, sağduyu ile yaklaşılması uyarısında bulundu. Reinhard Baumgarten’in Hamas ve İslâmcılar hakkındaki ilginç yorumu şöyle:’Mısır ve Irak’tan sonra şimdi de Filistin bölgeleri... Son zamanlarda hangi Arap ülkesinde demokratik seçim yapıldıysa hepsinde de dinî partiler başarı kazandı. Hamas’ın bu kadar açık farkla galip çıkması, oy verme işleminin 900 uluslararası gözlemci kontrolünde geçmesi sebebiyle mümkün oldu.
Irak seçimleri, işgal altında çatışma ve saldırı korkusunun hakim olduğu bir ortamda yapıldı. Mısır’da İslâm Kardeşliği hareketi milletvekili sayısını altıya katladı. Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’in Milli Demokrat Partisi oylamaya hile karıştırmasa ve seçim uluslararası gözlemcilerin nezaretinde yapılmış olsaydı, sonuç muhtemelen Filistin bölgelerindekinden farklı çıkmazdı.İslâmcı gruplaşmaların başarısında ideolojik ilkeler değil, sosyal realiteler etkin. İslâmcılar, siyasi ve sosyal dengesizlikleri dile getirdikleri için başarılı oluyorlar. Onyıllardır temel hakları çiğnenen, yoğun yolsuzluk ve adam kayırma yüzünden kendini bir kenara itilmiş hisseden kitleler kurtuluşu İslâm’da bulacağına inanıyorlar.
YOLSUZLUK HAMAS’A YARADI
Filistin seçimleri her şeyden önce yolsuzluğu ayyuka çıkaran el Fetih yönetimiyle hesaplaşma şeklinde geçmiş ve direnişçi Hamas’ın siyasi bakımdan tanındığını ortaya koymuştur. İslâmi direniş her şeyden önce şevk demektir. İsrail, SİLAHLI direniş gruplarını ret edebilir. Washington, çatışmalardan uzaklaşması şartıyla Hamas ile görüşebileceğini söyleyebilir. Ancak Hamas’ın muhatap alınmaması, Filistin’de daha büyük sorunlara yol açar.Batı’nın kasıtlı olarak aldırış etmemesi ve Batı’dan destek alan rejimlerin muhalif akımları takibe alması, Hamas ya da İslâm Kardeşliği gibi grupların işine yarıyor. Hayat şartlarının kötülüğü de... Mısır’da, artan fakirlik ve sosyal dengesizlik halkı dinî partilerin kucağına iterken, Filistin bölgelerinde bu faktörlere bir de İsrail işgali ve İsrail yerleşim birimleri yüzünden Filistin devletine toprak olabilecek bölgelerin küçülüp bölünmesi ekleniyor. İslâmcılığın çoğu Arap ülkesindeki meydan okuyuşuna, dinî değerlerin tekrar önem kazanmaya başladığı dünyamızda ancak hayat şartları insan haysiyetine uydurularak, sosyal adalet sağlanarak ve siyasi şeffaflık oluşturularak karşılık verilebilir. Bu bakımdan Hamas’ın yükselişi tehdit değil, aynı zamanda fırsat olarak da algılanmalıdır.’
VAKİT 30.01.2006






