Yani Filistinliler, işgal altında ‘demokrasi ne kadar işliyebilirse’ o kadar Batılı bir zihniyetle tercihini yaptı. Ve haliyle iktidara, Arafat’ın karizması olmayınca gırtlağına kadar yolsuzluğa batmanın ötesinde bir işe yaramayan, işgalin getirdiği sorunlarla mücadele etmek yerine İsrail ve ABD’nin dümen suyunda giren El Fetih’i getirmediler. Kendilerini en iyi İslami Direniş Hareketi’nin (Hamas) temsil edeceği kanaatine vardılar.
Şoke olan Batılılar, Filistin halkına topyekûn ‘terörist’ diyemeyeceklerinden, ‘Eyvah, barış süreci için çok kötü oldu’ diye vahlanıyor şimdi. Ve tabii sandıktan istedikleri sonuç çıkmadığı için nedense derhal tespitlerini ‘Tabii demokrasi seçimlerden ibaret değil’ cümleleriyle beziyorlar… Burası ezici çoğunluğun Müslüman olduğu İslam coğrafyası değil mi? Hamas bir Hıristiyan örgüt mü olmalı?
Hamas olayının büyütülmesinin arkasında Batı’nın ‘herkes bize benzemeli’ mantığı ile Ortadoğu için ‘görüntüden ibaret demokrasi’ arzusu yatıyor. Yani mesela Irak’taki gibi sandığa koşup oy veren seçmenler, seçim gözlemcileri ve onların raporları olacak, nihayetinde sandıktan Batı yandaşı partiler çıkacak. Aksi olursa ‘vay teröristler, hem de silahları var’ denecek...
Bush yönetiminin yok BOP’tu (Büyük Ortadoğu Projesi), yok GOP’tu (Genişletilmiş Ortadoğu Projesi) gibi ‘demokrasi’ havariciliği çok ters tepebilir. Allah muhafaza, BOP’a GOP’a kanan Ortadoğu halkları, demokratik haklarını kullanıp, Amerika’nın sıkı müttefiki olan dikta rejimlerini sandıkta devirip, yerlerine İslamcıları getirirler filan! Tevekkeli değil, Bush son dönemde öyle çok sık demokrasiden bahsetmiyor. Belki de kendi adıyla da anılan doktrinin dünyada İslamcı yönetimler salgını oluşturacağından ürkmeye başlamıştır. Sormak lazım, hangi demokrasi, kimin BOP’u, neyin GOP’u!
30.1.2006 / CEYDA KARAN / RADİKAL






