Danimarka ve Norveç’teki İslam’a ve Hz.Muhammed’e yönelik hakaretler, 11 Eylül’den bu yana Batı’da yaygınlık kazanan İslam karşıtı dalga içinde yer almakta. Oysa Batı medyası kolay kolay Yahudiliğe veya Hıristiyanlığa dil uzatamaz…
Yahudi Soykırımı hakkında kuşku uyandırmaya cüret edemez. Şayet cüret ederlerse suçluları uzun süreli cezalara çarptıracak yasalar var. Batı’da Yahudi karşıtlığı suç, ancak İslam karşıtlığı ifade özgürlüğü hanesine konulan sıradan bir durum. Buna tepki göstermek, kınanmakta ve gericilikle suçlanmakta. Peygamberle ilgili iğrenç alaycı resimler yayımlayan Danimarka gazetesi kasıtlı olarak ve küçük düşürme amacıyla dünyanın dört bir yanındaki 1,5 milyardan fazla Müslüman’ı karalama suçu işlemiştir. Bu yüzden gazete ve hükümet, tereddütsüz özür dilemeli. Arap ve İslam dünyasının bu suça yönelik resmi ve halk tepkisi, özellikle de Danimarka ve Norveç mallarının boykot edilmesi, saygıyı ve takdiri hak ediyor. Çünkü bu yöntem İslam’a ve Müslümanlara böylesine utanç verici biçimde dil uzatmaya yelteneceklere mesajın ulaşması açısından hayli anlamlı.
Bizler Batı’da yaşadığımız için medyada çalışanların uyması gerekli ‘ahlak kriterlerinin’ olduğunu ve ihlal edenlerin cezaya maruz kaldığını iyi biliyoruz. İslam’a ve peygamberine saldırılmasının bu ihlaller arasında olmaması esef verici. Bu tür kasıtlı hakaretler köktenciliğe hizmet eder, İslam ile Batı arasındaki ilişkileri zehirler, şiddeti teşvik eder, Kaide ve diğerlerinin öfkeli Müslüman gençleri Batılı toplumlara ve hedeflere karşı intikam saldırılarında bulunmaları için seferber etme misyonlarını kolaylaştırır.
Baskıcı ve entrikacı diktatör rejimler ise zayıflıkları, bitkinlikleri ve Batılı meslektaşlarıyla kompleksli ilişkileriyle Batı’da İslam’ı, peygamberini ve onun insancıl mesajını hafife alan bu yaklaşımın ciddi boyut almasında büyük sorumluluklar taşımakta. ABD Mısır, Suudi Arabistan ve Irak gibi ülkeleri Yahudilikle çelişen bütün işaretleri silmeye mecbur bıraktı. Hatta bu hükümetler Kuran’daki bazı ayetleri göz ardı ettikleri gibi Mekke hatibine Yahudi karşıtlığını, Filistin ve Irak’taki direnişi desteklemesini yasakladı. Batılı hükümetleri, eldeki bütün imkânlarla inancımıza ve dini simgelerimize saygı duymaya mecbur bırakma zamanı geldi.
Danimarka ve Norveç mallarının boykot edilmesi, Oslo ve Kopenhag’daki elçiliklerin kapatılması meşru bir tavır. Arap hükümetlerine sadece Danimarka gibi küçük bir ülkeye aslan kesilmemelerini ve ikircikli hareket etmemelerini tavsiye ediyoruz. Bu hükümetlerden samimi iseler Guantanamo’da klozetlere Kuran sayfaları atılmasını, Irak’ın camilerinde namaz kılanların öldürülmesini, Müslüman Afganistan ve Irak’ın işgalini, işgal altındaki Filistin’de masumların öldürülmesini ve kutsallıklarının çiğnenmesini protesto ederek Washington’dan da elçilerini çekmelerini istiyoruz. Arap ve İslam hareketlenmesi, Norveç ve Danimarka hükümetlerini tutumlarını gözden geçirmeye zorlamak için izlediğimiz eşsiz tepkilerle yetinmeyip bazı Batılı ülkelerde gördüğümüz İslam ve Müslüman düşmanlığını yasaklayan yasalar çıkarılması için devam etmeli.
Direnişçi İslam ruhunun öldürülmesi, Irak ve Afganistan’daki savaşların finanse edilmesi ve Filistin’deki İsrail suçlarına sessiz kalınması yönündeki Amerikan direktiflerine değil, İslam’ın ve peygamberinin, adalet, eşitlik ve dürüst yönetim taleplerine tabi olmalıyız.
1.2.2006 / A. ATWAN / KUDSEL ARABİ / RADİKAL






