- Lübnan ve Suriye meselesi ile ilgili bir araştırmaya girdiğimiz zaman, arkasında mutlaka uluslararası siyaseti görürüz. Bugün yaşananların arkasında ABD’nin stratejik menfaatinin teminine yönelik amaçların olduğuna şahit oluruz. Amerika’nın Irak işgali sonrasında Suriye, İran başta olmak üzere meydana gelecek gelişmelere karşı ihtiyatlı olmaya başladı. Çünkü burada Amerikan güçlerinin varlığı kendi güvenliklerinden endişe duymalarına sebebiyet verdi.
İran’ı ve Suriye’yi çeşitli konularda baskı altında tutan ABD Suriye ve İran’ın bir arada olmasını, karşısında kendine yönelik güçlerini birleştirmiş iki devlet görmek istemiyor. İran’a son zamanlarda nükleer meselede yoğun baskı yapılmasının altında da bu neden var.
Hariri suikastı onlar için sadece bir koz
- Orta Doğu’da yaşananlarda Fransa’nın ne gibi dahli var. Demokrasiyi yayma çerçevesinde Fransa’nın hiç mi yeri yok?
- Fransa, Irak işgali sonrasında ABD ile son zamanlarda kördüğüm olan ilişkilerini yeni baştan düzenlemeye çalışıyor. ABD’nin Lübnan’ı Suriye’ye baskı yapmak için bir koz olarak kullanması ve Hariri suikastı konusuna yaklaşımı, Fransa’yı bölge sorunlarıyla daha yakından ilgilenmeye çekiyor. ABD ayrıca Irak direnişini terör hareketi olarak niteliyor ve Suriye’yi Irak direnişine ve Filistin silahlı direnişine destek vermekle de suçluyor.
- Lübnan sorununun sadece Suriye ile sınırlı olmadığını söylüyorsunuz. Peki Lübnan daha başka ne gibi sorun cenderesi içinde?
- Lübnan sorununun sadece Suriye ile sınırlı olmadığını anlatmama gerek yok. Lübnan’ın en başlıca sorunu kendi içinde yaşadığı sorundur. Bu sorunun çözümü için Mısır ve Suudi Arabistan, daha önce de Arap Birliği Başkanı Amr Musa’nın iştirak ettiği bir dizi görüşmeler yapıldı. ABD’nin gözetiminde olan bu girişimlerin olumlu netice vermesini ve ülke birliğinin sağlanmasını mevcut şartlar göz önünde bulundurulduğunda mümkün görmüyorum. Amerika, Avrupa ile 1559 sayılı kararı devamlı görüşüyor ama taraflardan biri İsrail için bu kararın uygulanmasına karşı çıkıyor.
Amaçları dünyayı sadece kendi emellerine hizmetçi yapmak
- Konuya dış çevrelerin müdahalesi var diyorsunuz. Kim bunlar ve ne yapmak istiyorlar?
- Tabii ki başta ABD ve onun yandaşları. Amaçları Büyük Ortadoğu Projesi... Yani Ortadoğu’yu ve dolaylı olarak da dünyayı kendi çıkarlarına hizmet eder hale getirme girişimi. Adına da ‘demokrasi getirmek’ diyorlar. Amerikan yönetimi ise demokrasiyi slogan düzeyinde anlıyor. İçi boş ve ne olduğunu kendisi dahi anlayamadığı bir şeyi kurmak için Ortadoğu’yu şekillendireceklermiş. İşin daha vahim yanı ise, ABD’nin bazı Avrupa ülkelerini zorla yanına almış olması ve bu Avrupa ülkelerinin sadece ABD’nin çıkarlarına hizmet eden bir projeye hizmet etmeleridir. Bunu en açık bir biçimde İran’ın nükleer projesine karşı, Almanya, Fransa ve İngiltere’nin benimsediği tutumu görüyoruz. Tabi Avrupa’nın bu siyasetinin arkasında başlıca bir neden, İsrail’i de yanlarına alarak, hem Rusya hem de Çin’e baskı yapma isteğidir.
- Bütün bu olanlara ne ad veriyorsunuz?
- Ben bu olanlara siyasi ve diplomatik savaş diyorum. Ki bu savaş Ortadoğu’nun tamamında olan bir savaş. Ve bu savaşı da ABD ve onun yönetimi altındaki Güvenlik konseyi yönetiyor…
MİLLİ GAZETE - 11 ŞUBAT 2006 CUMARTESİ






