Fiyatlar: Fiyatı reel olarak artan hiçbir ürün yok. Bir önceki yıl 330 bin lira verilen mısıra bu yıl 260 bin lira veriyorsunuz. Kuş gribi sonrası 200 bin liraya düşüyor. 370 bin lira açıkladığınız buğdaya 350 bin lira açıklıyorsunuz, piyasada 300 bine düşüyor. Narenciye dallarda bekliyor. Pamuğun maliyeti 900 bin lirayken piyasa değeri 450 bin lira.
Maliyetler: Tohuma, gübreye, mazota, ilaca her yıl yüzde 35-40 zam geliyor. Bu fiyat-maliyet yapısı içinde tarım sektörü hızla kan kaybediyor. Üreticinin satın alma gücü düşerken refahı hızla geriliyor.
Tarıma ayrılan kaynak: AKP'nin üç yılda tarıma verdiği kaynak 3 ile 4 katrilyon lira arasında değişti. Milli gelirin binde 7 ila 8'ine denk gelen bu rakam, nüfusun kırsal kesimdeki yüzde 33'ü için ayrıldı. AB'nin ortak tarım politikası aynen Türkiye'de uygulanacak olsa, Türkiye'ye bunun 6 katı destek ayırılması gerekecekti.
Tarımsal krediler: Erdoğan, 'Kredilerde faiz oranlarını yüzde yüzde 8-15'e çektik, 2 katrilyon lira kredi hacmi oluşturduk' diyor. Üretici bırakın faizle kredi kullanmayı karnını doyuramıyor. Bunun sadece 350 trilyon lirası kullanıldı.
Kurumlar: Köy Hizmetleri kapatıldı. Türkiye'de toprak ve su kaynaklarının korunması ve yönetilmesi boşlukta. TİGEM'in 38 işletmesinin 14'ü 30 yıllığına kiraya verildi. Yalova ve Dalaman turizm bölgesi ilan edilerek ranta açıldı. Tarımsal Araştırma Genel Müdürlüğü'nde başta kuş gribi ile mücadele eden Manisa Aşı Üretim Enstitüsü olmak üzere bazı araştırma enstitülerinin kapatıldı.






