Danıştay’ın, başörtülü olarak okul kapısına geldiği ve çocuklara kötü örnek olduğu gerekçesiyle, sokağa taşıdığı ‘başörtüsü yasağına’ tepkiler sürerken, Danıştay Başkanı Ender Çetinkaya, ‘Yargı sürecinin devam ettiği’ni söyledi. Sivil Toplum Kuruluşu (STK) temsilcileri ise, Danıştay’ın kararının kabul edilemez olduğunu belirttiler.
Danıştay’ın başörtülü olarak okul kapısına geldiği ve çocuklara kötü örnek olduğu gerekçesiyle, sokağa taşıdığı ‘başörtüsü yasağına’ tepkiler sürürken, Danıştay Başkanı Ender Çetinkaya, ‘Yargı sürecinin devam ettiği’ni söyledi. Sivil Toplum Kuruluşu (STK) temsilcileri ise, Danıştay Başkanı’nın söylemlerinin ortaya çıkan tepkileri yumuşatmak olduğunu kaydetti.
Er ya da geç adalet tecelli edecektir
Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, “Hukuk kurumlarının ve hukuk adamlarının, milletimizin adalet krizine girip güvensizlik ortamına sürüklenmesine sebep olacak tutumlardan özenle kaçınması gerekir. Söz konusu kararla ilgili hukuki süreç devam ettiği için umudumuzu koruyor, bu yanlışlığın düzeltileceğine ve er geç adaletin tecelli edeceğine inanıyoruz” dedi.
Alınan karar halkımızı rencide etmiştir
Gündoğdu, Danıştay 2’nci Dairesi’nin başörtüsü ile ilgili verdiği kararın, adalete ve hukuka güveni sarsıcı, özel hayata müdahale edici ve özgürlükleri kısıtlayıcı, özgür, demokratik ülkelerde eşi görülmemiş türden bir karar olduğunu söyledi. “2’nci Daire’nin, sokakta bile başörtüsünü yasaklamaya yeltenen bu adımı, ülkeyi kaosa ve çatışmaya sürükleyebilecek bir tutumun tehlikeli habercisidir” diyen Gündoğdu, şunları kaydetti: “Bu karar, Türkiye’yi, eski Fransız sömürgesi oluşu yüzünden başörtüsüyle sokakta gezmenin bile yasak olduğu Tunus’a çevirme girişimidir. Kararın gerekçesinde, milletimizin kadınlarının en temel giysilerinden biri olan başörtüsünden, Nene Hatunların, Kara Fatmaların başörtüsünden ‘kötü örnek’ olarak söz edilmesi, tüm halkımızı derinden üzmüş ve rencide etmiştir”
Türkiye nereye götürülmek isteniyor?
Türkiye İmam Hatipliler Vakfı (TİMAV) Genel Başkanı M. Emin Parlaktürk, “Danıştay, birbirinden ilginç kararlara imza atmaya devam ediyor. Milletimiz adına karar veren yargı mensuplarının, Milletin inanç ve gelenekleriyle bağdaşmayan kararlara imza atması, hayret vericidir. Halkımızın asla tasvip etmediği kararların alınması, akıllara ‘Türkiye nereye götürülmek isteniyor?’ sorusunu getirmektedir.” dedi.
Halkımız bunu kabullenemez
Parlaktürk, “Kişiler, farklı inançlara ve ideolojik görüşlere sahip olabilirler. Yargı mensupları da buna dâhildir. Ancak, herkes görevini yaparken objektif olmak zorundadır. Kanaatimiz odur ki, Sayın Danıştay üyeleri kişisel kabullerinin etkisinden uzaklaşamamışlardır. Çünkü iddia edildiği gibi atıf yapılan Anayasa’nın hiçbir maddesi, karara dayandırılan yorumu haklı kılmamaktadır. Üzülerek söylemeliyiz ki, Danıştay’ın aldığı son kararlar hukuki değil, siyasi ve ideolojik tesirlerle alındığı izlenimini vermektedir. Türkiye geneline yayılan infial ve tepkiler, Milletimizin de bu kararları kabul etmediğini göstermektedir.” diye konuştu.
Temel haklar oylama konusu yapılamaz
Parlaktürk sözlerini şu şekilde sonlandırdı: “İnsan hakları ve özgürlükleri ile eğitim ve öğretim hakkı gibi temel haklar, kesinlikle oylama konusu yapılamaz. Danıştay dairesi görev sınırlarını aşarak yasama organının dahi takdir hakkı bulunmayan bir alanda görüş bildirmiştir. Kararlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; gerek öğretmenlerin sokakta kılık kıyafetini düzenlemeye kalkışmak ve gerekse fark dersleri vererek mezun olabilecek öğrencileri engellemek, halkımızın vicdanını yaralamıştır.“
MİLLİ GAZETE 15.02.2006






