İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0707:4008:2512:5315:3617:5519:23
Kabe

Cari açık demek fakirleşmek demek

Ekonomi
|

Cari açık demek fakirleşmek demek Ekonomist Uğur Civelek, cari açığın büyümesinin, ülkenin ekonomik olarak fakirleşmesi anlamına geldiğinin altını çizerek, “Bu büyüme dış destekli ekonomik programın başarısız olduğunun kanıtıdır, yapısal sorunların çözüldüğünü iddia edenlerin suratında patlayan tokattır. Bugün söz konusu sonuçta katkısı bulunanlara siz n

Ekonomist Uğur Civelek, cari açığın büyümesinin, ülkenin ekonomik olarak fakirleşmesi anlamına geldiğinin altını çizerek, “Bu büyüme dış destekli ekonomik programın başarısız olduğunun kanıtıdır, yapısal sorunların çözüldüğünü iddia edenlerin suratında patlayan tokattır. Bugün söz konusu sonuçta katkısı bulunanlara siz ne yapıyorsunuz diye hesap sormanın zamanıdır” diye konuştu.


AKP’nin iktidarda olduğu son üç yıldır sürekli olarak rekor kıran cari açık Aralık 2005’te hem aylık hem de yıllık bazda rekor kırdı. Bütün beklenti ve tahminleri aşarak 22,9 milyar dolar düzeyine ulaşan yıllık cari açığın beklenen GSMH’ye oranı ise yüzde 11,7’sine ulaşmış durumda.  Bu veriyle beraber 2005 yılının dış ticaret açığı ise Türkiye İstatistik Kurumu’na göre yıllık bazda yüzde 24.9 oranında artarak 43 milyar dolara tırmandı. Cari açığın giderek büyümesinin birkaç nedeni bulunuyor. İthalatın çılgınlık seviyesinde artması, Türk Lirası’nın değerli olması, artan petrol fiyatları ve Çin’in her geçen gün küresel piyasaları parsellemesi cari açığa neden teşkil eden gelişmeler arasında gösteriliyor. IMF ve hükümetten nemalanan bazı kesimler finanse edilebildiği sürece cari açığın tehlike olarak görülmemesi gerektiğini söylüyorlar. Ancak uzmanlar, cari açığın rekabet gücünü zayıflattığını, gelir dağılımını bozduğunu ve tasarruf açığının arttığını belirtiyor.

Bu fiyaskoyu başarı diye pazarlayanlara güvenebilir misiniz?
Ekonomist Uğur Civelek’te böyle düşünen isimlerden birisi. Civelek, büyüyen açığın ve oluşturduğu toplumsal maliyetin hesabının verilmesi gerektiğini söylüyor. Civelek’e göre, bu konu ‘Cari açık finanse edildiği sürece sorun yoktur’ veya ‘Açıktaki büyüme enerji fiyatlarındaki yükselişten kaynaklanıyor’ denilerek geçiştirilemez. Civelek, cari açığın büyümesinin, ülkenin ekonomik olarak fakirleşmesi anlamına geldiğinin altını çizerek, şu değerlendirmeyi yapıyor: “Bu büyüme dış destekli ekonomik programın başarısız olduğunun kanıtıdır, yapısal sorunların çözüldüğünü iddia edenlerin suratında patlayan tokattır. Bugün söz konusu sonuçta katkısı bulunanlara siz ne yapıyorsunuz diye hesap sormanın zamanıdır. Bu fiyaskoyu başarı diye pazarlayanlara güvenebilir misiniz? Merkez Bankası tarafından hazırlanan ödemeler dengesi rakamlarını incelediğimizde sorunun çok daha ciddi olduğunu fark etmemek olası değil.”

Felaketi başarı diye satma cüreti gösterilemez
Civelek, dış borç anapara ödemeleri ve cari açık toplamından 21,2 milyar dolar daha fazla yabancı sermaye girişi olduğuna dikkat çekerek, “Tabii ki büyük kısmı sıcak para ve kısa vadeli borç. Net hata ve noksan kaleminden net giriş ise 2 milyar dolar düzeyine yaklaşmış. Toplam 23.2 milyar dolarlık giriş Türk Lirası'nın değerlenmesinde ve rezerv artışında belirleyici olmuş, bu sayede enflasyon hedefi yakalanmış ve faizler gerilemiş, bir kesim faaliyet dışı gelir rekoru kırarken sosyal maliyet dayanılmaz boyutlara ulaşmış. Rekabet gücünü çökertip faaliyet gelirlerini eriten, gelir dağılımını büyük bir hızla çökerterek geniş kesimleri sefalete mahkûm eden hiçbir program başarılı olarak nitelenemez. Zira böyle bir durum, ancak sorunları ağırlaştırır ve geleceği iyice ipotek altına sokar. Büyük bir tehdit ve baskı altında olanlar dışında kimse, bu felaketi başarı diye satma cüretini gösteremez; tarımdan sanayi ve ticarete, geniş kesimleri kurbanlık durumuna itmeyi göze alamaz.” ifadelerini kullanıyor.

Civelek, emek yoğun sektörlerde yaprak dökümünün hızlandığını, işsizliğin büyüdüğünü, herkesin borç batağına saplandığını vurgulayarak, “Bu tablo belli ki dışarıdaki birileri açısından hayati önem taşıyor. İçerideki taşeronlarsa hem zaaf ve korkuları hem de menfaatleri nedeniyle onlara hizmet etmek dışında bir seçenek üretemiyor. Bu da sosyal ve siyasi dengelerde yeni kutuplaşmanın da altyapısını hazırlıyor” diye konuşuyor.

Durumu idare edenlerin pili bitmiştir
Bu aşamadan sonra IMF ve Dünya Bankası gibi kurumların söyleyecekleri bir şeyin kalmadığını belirten Civelek,  şu ifadeleri kullandı: “Sosyal güvenlik reformunun çıkıp çıkmaması da artık önemli değil; bütçeyi sarsacak siyasi rüşvetlere bile kayıtsız kalıp son üç yıldaki tavırlarını sürdürmek dışında bir şey yapamazlar. Siyaseten yönlendirildiler, teknik olarak yanlış olduğunu bildikleri uygulamaları onaylayarak itibarlarını kurtarma şansını daha baştan kaybettiler. Geniş kesimler açısından her gelen ay ve yıl gideni arattı, artık kaybedecek herhangi bir şey kalmadığı için korkup sinmek dönemi de geride kaldı. Geniş kesimleri sindirip korkutarak durumu idare edenlerin pili bitti, kendi yaptıkları labirentten çıkamaz, kimseyi etkileyemez hale geldiler.

MİLLİ GAZETE  18.02.2006
AKRA