İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0707:4008:2512:5315:3617:5519:23
Kabe

İran, Petrol Borsası kuracak dolar paçavraya dönecek!..

Ekonomi
|

Dış politikada başarılı bir kriz yönetimi geleneği olan İran, 2004 yılında aldığı karar uyarınca, petrol ticaretinde dolar yerine Euro’yu kullanmaya hazırlanıyor. Bu hedef doğrultusunda Mart 2006’da Petrol Borsası’nı açıyor. Borsanın ilk kez petrol ihraç eden bir ülkede kurulacak olması da bu çalışmanın önemini artırıyor.

Dış politikada başarılı bir kriz yönetimi geleneği olan İran, 2004 yılında aldığı karar uyarınca, petrol ticaretinde dolar yerine Euro’yu kullanmaya hazırlanıyor. Bu hedef doğrultusunda Mart 2006’da Petrol Borsası’nı açıyor. Borsanın ilk kez petrol ihraç eden bir ülkede kurulacak olması da bu çalışmanın önemini artırıyor.

İran’ın, özellikle ABD için asıl kıyamet senaryosu olacak bu girişimi petrol ticareti üzerindeki ABD-İngiliz tekeline büyük darbe vurmasının yanı sıra, büyük borçlanmalarla dönen Amerikan ekonomisinin dolar bulmakta güçlük çekmesine sebep olacak, silahlanma harcamalarını ya da enerji ithalatını para basarak finanse etmesinin önüne geçecek.

Irak’ta sürdürdüğü işgalin bahanesi olarak Saddam rejiminin kimyasal silahlarını gösteren ABD, bugün de İsrail’le birlikte İran’a karşı girişilmesi planlanan bir savaşın bahanesini nükleer silahlanma olarak gösteriyor. Özellikle de İsrail, İran’ın nükleer güce ulaşmasına asla izin vermeyeceklerini ve gerekirse askeri bir harekâta dahi girişebileceklerini açıklıyor. Siyonist rejim, ‘Eğer Mart sonuna kadar uluslararası toplum İran konusunu BM Güvenlik Konseyi’ne havale etmeyi başaramazsa, bu durumda biz ‘uluslararası çabalar kendi yoluna bildiği gibi devam etsin’ deme imkânına kavuşacağız’ diyerek tehditler savurmayı da ihmal etmiyor.
Bilindiği gibi İran, geçtiğimiz günlerde Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu tarafından uranyum zenginleştirme programına başladığı gerekçesiyle BM Güvenlik Konseyi’ne sevkedildi. 35 üye ülkenin oy kullandığı toplantıda Türkiye de 27 ülke ile birlikte İran’ın BM’ye sevkedilmesine onay verdi. BM Güvenlik Konseyi’nin alacağı karar UAEK Başkanı Muhammed Baradey’in 5 Mart’a kadar sunacağı rapora göre şekillenecek.
Ancak, bugünkü muhtemel ABD-İsrail-İran savaşına ilişkin çok daha önemli bir ayrıntı var. Dış politikada başarılı bir kriz yönetimi geleneği olan İran, 2004 yılında aldığı karar uyarınca, petrol ticaretinde dolar yerine Euro’yu kullanmaya hazırlanıyor. Bu hedef doğrultusunda Mart 2006’da Petrol Borsası’nı açıyor. Borsanın ilk kez petrol ihraç eden bir ülkede kurulacak olması da bu çalışmanın önemini artırıyor.
İran’ın, özellikle ABD için asıl kıyamet senaryosu olacak bu girişimi petrol ticareti üzerindeki ABD-İngiliz tekeline büyük darbe vurmasının yanı sıra, büyük borçlanmalarla dönen Amerikan ekonomisinin dolar bulmakta güçlük çekmesine sebep olacak. Amerikalı uzmanlara göre, böylesine bir girişim ‘parmağını ABD’nin gözüne sokmak’ olarak değerlendiriliyor. Bu tarz bir yol Birinci Körfez Savaşı sırasında Saddam Hüseyin tarafından izlenmiş, Irak petrolleri Çin, Rus ve Fransız şirketlerine sunulmuş ve dolar yerine Euro’ya geçilmişti. Bu da Amerikan ekonomisinde dengeleri yerinden sarsmış ve savaş sonrasında Irak,

OPEC sistemi dışına itilmişti.
Bugün İran’ın borsa kurma kararı alması, parası uluslararası rezerv döviz olan ABD’nin borçlarını, silahlanma harcamalarını ya da enerji ithalatını para basarak finanse etmesinin önüne set çekecek. Çünkü örneğin, ABD’de 100 milyon dolarlık petrol aldığında, ödemeyi, 100 milyon doları matbaasında basarak, yüz milyon dolar basma maliyetine gerçekleştirebiliyor. Hâlbuki bir başka ülke önce 100 milyon doları kazanmak, ya da borç almak zorunda. Buna karşılık ABD’nin basarak piyasaya sürdüğü dolarların paçavraya dönmemesi için, küresel piyasalarda bu doları emecek güçte bir talep olması gerekir. İşte bunu da petrol satın alanlar sağlıyor. Çünkü petrol satın almak isteyen herkes, karşılığında dolar vermek, bu doları da bir yerden bulmak zorunda.

Avrupa Araştırmaları Programı Müdürü Dr. Bülent Gökay’ın, ‘Irak Savaşı, ‘petro-dolar’ ve Euro’nun meydan okuması’ başlıklı makalesinde bu tablo şöyle anlatılıyor: “Dünyadaki rezerv paraların neredeyse üçte ikisi dolardan oluşmakta olduğunu belirterek, “Çünkü petrol ithalatçıları ödemelerini dolar cinsinden yapıyor ve petrol ihracatçıları da rezervlerini, kendilerine yapılan ödeme hangi parayla yapılmışsa, o para cinsinden saklıyor. Tüm küresel petrol ticareti, dolar üzerinden yapıldığı için bu durum şu anlama geliyor: Herkes dolar saklamak durumunda.”
Görüldüğü gibi, petrolün dolar cinsinden fiyatlanması, dolara yönelik uluslararası talebin, dolayısıyla rezerv para olmaya devam etmesinin en güçlü dayanağı. Uzmanlara göre, Tahran’ın açacağı petrol borsası, bu dayanağı da zaman içinde yıkacak. Çünkü bu borsada petrol alışverişi dolar dışındaki paralarla da yapılabilecek. Böylece Avrupa ülkeleri, ticaretlerinin büyük kısmını Avrupa ile yapan ülkeler, petrol alırken, dolar bulmaya çalışmak yerine, ellerindeki Euro rezervlerini kullanabilecek. Bu da hem dolara talebi geriletecek, hem de uluslararası konumunu zayıflatacak. Ayrıca ABD için petrol pahalılaşırken, Euro’nun uluslararası konumu güçlenecek.

Turksam Başkanı Sinan Ogan, Tahran’ın Euro üzerinden işlem yapacak Petrol Borsası açmasını ‘ABD’nin küresel kozu olan dolara bir meydan okuma’ olarak değerlendiriyor. Ogan, bu girişime Çin ve Rusya’nın destek verme ihtimalinin de ABD’yi tedirgin ettiğini söylüyor. Ogan, İran’ın nükleer krizinin en önemli sonuçlarından birisinin de yaşanan gerginliğin petrol fiyatlarına olan etkisi olduğunu dile getiriyor.
İran, dünyanın ikinci büyük rezervlerine sahip ülke olarak petrolün fiyatını belirleyebilen ender ülkelerden birisi. Günde 4,4 milyon varil ham petrol üretiyor, bunun 3 milyonunu ihraç ediyor.
Dolayısıyla, herhangi bir saldırı durumunda İran’ın ihracatında önemli bir kısıntıya gitmesi (hatta bunun beklentisi) petrol fiyatlarında büyük bir sıçrama meydana getirecek. Bu yüzden İran piyasadaki dengelerin korunması açısından kilit öneme sahip bir güç. Uluslararası Enerji Ajansı’nın petrole gösterilen talep artışının 2006’da geçen yıla göre daha sert olacağını açıklaması da bunu teyit ediyor. Ajans, küresel talebin 2006’da, ABD ve Çin’de tüketimin artmasıyla yüzde 2,2 yükseleceğini öngörüyor. 2005’te talep artışı yüzde 1,3 düzeyindeydi. Ve bu talep artışına karşın dünyada yalnızca günlük 1,5 milyon varil kapasite fazlası var.
Diğer yandan, dünya petrol yataklarının güvenliği, tüm ekonomisini ‘ucuz ve bol petrol’ kullanımına bağlamış olan ABD için yaşamsal önem taşıyor. Gerçi ABD’nin kendi petrol zenginliği var, ancak yerli petrolü iç tüketimini karşılamaya yetmiyor. Tükettiği petrolün dörtte bir kadarını, Ortadoğu’dan satın alıyor.
ABD petrolde dışa bağımlı olmanın acısını, yaşadığı 1973–1974 ve 1978–1980 şoklarıyla, geçmişte iki kez çekti. Ekim 1973’te Batılı ülkelere uygulanan petrol ambargosu tüm dünyayı şoke etti. Ambargonun etkisiyle petrol fiyatları 2,41 dolardan 10 doların üzerine fırladı. 1978 başında petrolün varili 13 doların biraz üzerindeydi. 1980’de 33 dolara yaklaştı. Mesela, İran İslam Devrimi’nin gerçekleştiği yıllarda Tahran’ın petrol ihracatı 1,1 milyon varil düşünce, dünya petrol fiyatları hızla yükseldi, ABD 2. Dünya Savaşı sonrasının en sert durgunluğunu yaşadı, işsizlik oranı yüzde 10,8’e yükseldi, gelişmekte olan ülkelerde bir ‘borç krizi’ patlak verdi.

MİLLİ GAZETE   23.02.2006
AKRA