Sadr, yabancı işgalin ve işgalden doğan Irak hükümetinin, bu ve Irak’ta günlük olarak monotonlaşan şekilde meydana gelen diğer bütün suçların sorumlusu olduğunu ifade etti. Saldırı, Iraklıları işgalden ve Irak’ta ekilen siyasi ve psikolojik hastalıklardan uzaklaştırmak hedefiyle Sünni ve Şii İslâm mezhepleri arasında iç savaş çıkarmayı amaçlıyordu. Her iki mezhebin müntesiplerinin ve liderlerinin bu suç eyleminin gerçekleşmesinde niyetlenen hedeflerin tam bilincinde olması büyük bir şans. Bu bilinci, Irak’ın dört bir yanında protesto ederek ve kınayarak patlak veren ortak ve ayrı gösterilerle ifade ettiler.
Bağdat ve diğer kentlerdeki otuzdan fazla Sünni camisinin hedef alan saldırılar, Irak’ı bölünmeye götürecek iç savaş fitnesini tutuşturmayı amaçlayan bu planların tuzağına düşen bazı kesimler tarafından yapılmış sorumsuz tepkileri temsil etmektedir.
Barışçıl gösteriler meşru bir haktır ve bu saldırıya yönelik öfkeyi dindirmek için ideal bir yöntemdir. Fakat meşru olmayan ve suç teşkil eden husus, Samarra’daki türbenin yerle bir edilmesine misilleme olarak camilerin basılması, imamların ve masum cemaatin öldürülmesidir. Bu cami savaşları Irak hükümetinin ve hükümette belli başlı mevkilere gelen mezhepçi bakanların uyguladığı mezhepçi politikaların ilk sonuçlarından başka bir şey değildir. Ayrıca intikamcı mezhepçi programlarla havayı zehirleyen ve aynı ülkenin evlatları arasında birlikte yaşama imkanlarını bitiren provokatif Irak medyasının ürünüdür.Irak, evlatlarına akletme, görme, iğrenç mezhepçi bölünmeleri uzak tutma, aynı ülkenin evlatları arasında sevgi, hoşgörü, affetme ve birlikte yaşam kültürünü kökleştirmeyi tavsiye edecek kimselere muhtaçtır. İşgalci Amerikan güçlerinin himayesi altında dışarıdan gelenler, ülkede fitne ve mezhepçi nefret tohumlarını ekenler, intikam eğilimlerini besleyenlerin tâ kendileridir. Çünkü onlar inşa ve kenetlenmenin değil bölme ve parçalama projesinin temel parçası oldular ve halen de öyleler. Irak’ı yönetmekte, evlatlarının güvenlik ve istikrar ihtiyaçlarını karşılamada, yeniden inşada ve temel hizmetleri sağlamada başarısız oldukları vakit mezhepçi kin ateşini tutuşturdular, yabancı güçlerce finanse edilen ve onların himayesi altında çalışan terörist örgütlere değerli bir hediye sundular.
Amerikan ve Avrupa istihbaratlarının dehlizlerinde eğitim görmüş olanların ve kendilerini onların Irak ve bütün bölgedeki planlarına hizmete amade kılanların ülkeye ve inanca sadık kalmaları mümkün değil. Kendilerini eğiten, hazırlayan, ihtişamlı sürgünlerde harcamalar yapan ve tekrar en yüksek mevkileri doldurmaları için Irak’a gönderenlere sadıklardır ancak.
Aralarında mezhep, din veya ırk temeli ayrılığı zorlaştıracak şekilde birlikte yaşayan içerideki Iraklılar yıllarca zalim ambargoya tahammül gösterdiler, vatanlarını, Arap ve İslâmi kimliklerini savundular. Fakat bu güçlü motif, işgalin ve işgalin işini kolaylaştıran, planlarına katılan cemaatlerin gelmesi sonrası sarsıntıya maruz kaldı. Şii ve Sünni Iraklı liderler bu saldırıyı kınamakta hızlı davranarak, sükunet ve kendine hakim olunmasını talep ederek, büyük bir sorumluluk ve kararlılık gösterdiler. Aynı yöntemin, önümüzdeki sıkıntılı günlerde de sürmesi umulmaktadır; ki bu kara bulutlar dağılsın ve sadece Irak’ın ve Müslümanların düşmanlarına hizmet edecek bu fitnenin zehri çıksın.
(Londra’da yayımlanan El Kuds El Arabi gazetesi, 23 Şubat 2006) Arapça’dan çeviri: Halil Çelik
VAKİT - 24 ŞUBAT 2006 CUMA






