Tekstilin problemleri masaya yatırılıyor. Hazırlanan rapora göre; çalışanın işverene maliyeti içinde istihdam vergilerinin payı yüzde 43 düzeyinden, OECD ülkeleri ortalaması olan yüzde 20’ler seviyelerine çekilmeli, enflasyon artışına sebep olmayacak şekilde YTL’nin aşırı değerliliği giderilmeli, düşük kurdan bir an önce kurtulmalı
Edinilen bilgiye göre; raporda, tekstil sektörünün toplam maliyetleri içerisinde, işgücü ve hammadde maliyeti oranının yüzde 84 düzeyinde olduğuna dikkat çekildi.
Raporda, firmaların yüzde 90’ından fazlasının uluslararası pazarlardaki fiyatlarla rekabet etmeleri sebebiyle, maliyet faktörleri ve döviz kurlarındaki olumsuz gelişmelerin sektörün rekabet gücünü doğrudan etkilediği kaydedildi.
Hazır giyim sektörünün en büyük probleminin, “istihdam üzerindeki kamu yükü” olduğu belirtilen raporda, rakiplerine göre 2.5 kat daha fazla olan bu yükün, diğer sektörlere göre hazır giyim sektörünü çok daha fazla olumsuz etkilediği, raporda ürün maliyetindeki işçilik payının hazır giyim sektöründe diğer sektörlere göre minimum 2.7 kat daha fazla olduğu vurgulandı. Raporda, dünya ortalamalarına göre Türkiye’de istihdam üzerinde 2.5 kat daha fazla olan kamu yükünün hazır giyim sektöründe diğer sektörlere göre 2.7 kat olduğuna dikkat çekildi.
Bu sebeple 50 milyon doların üzerinde ihracat yapan birçok firmanın üretimlerini rekabet avantajlarını kaybetmemek için Romanya, Bulgaristan, Mısır, Ürdün, Moldovya ve Özbekistan’a taşıdığı vurgulanan raporda, birçok firmanında taşınma hazırlığı içinde olduğu belirtildi.
Tekstilin meselelerine çözüm önerileri
Raporda, tekstil sektöründe yaşanan problemlerin çözümüne dönük gündeme getirilen önerilerden bazıları ise şöyle:
Çalışanın işverene maliyeti içinde istihdam vergilerinin payı yüzde 43 düzeyinden OECD ülkeleri ortalaması olan yüzde 20’ler düzeyine çekilmeli,
İşgücü ücretlerinin aşırı artış göstermesinin önüne geçilmeli,
Bölgesel asgari ücret uygulamasına geçilmeli,
Enflasyon artışına sebep olmayacak şekilde TL’nin aşırı değerliliği giderilmeli,
Girdi fiyatlarının uluslararası piyasalar düzeyinde oluşmasını engelleyici politikalardan kaçınılmalı,
Reel kredi faizleri düşürülmeli,
Bankalar kredibilite değerlendirmesini sektöre göre değil, firma bilançosuna göre yapmalı,
Uzun vadeli kredilendirme yolu ile yurtdışında kurulacak pazarlamaya ve dağıtım kanallarına girişle ilgili yatırımlar teşvik edilmeli,
Gelişmekte olan birçok ülke gibi Türkiye’de Türkiye’nin iş ve yatırım ortamını, potansiyelleri ve kaynaklarını dünyaya tanıtma yollarını aramalı,
Mısır, Ürdün ve İsrail’in yaptığı gibi ABD ile yapılacak bir anlaşma çerçevesinde Türkiye’de nitelikli sanayi bölgeleri kurulmalı. Kurulacak nitelikli sanayi bölgelerinden yararlanacak sektörler arasında tekstil ve hazır giyim sektörü mutlaka yer almalı,
İhracat, gümrük, dahilde işleme, kambiyo ve KDV mevzuatlarının elektronik ticaretteki gelişmeler çerçevesinde harmonizasyonu yapılmalı,
Bu kurumlar arasında elektronik veri değişimi sistemi güçlendirilmeli.






