Mart 2005'te ABD Dışişleri Bakanı Condolezza Rice Başbakan Manmohan Singh'e "Hindistan'ın 21. yüzyılda büyük bir dünya gücü olmasına yardım edeceğiz" demişti. Dün Bush'un koltuğunun altındaki anlaşma, Hindistan'ın dolaşımı çok sıkı kurallara tabi olan nükleer yakıt ve teknolojiye ulaşması önündeki tüm engelleri kaldırıyordu. Bunun karşılığında Yeni Delhi'den, alacağı nükleer yakıtı sadece enerji üretiminde kullanması, hem askeri hem sivil amaçlı kullandığı 23 reaktörü amaçlarına göre ayırması, çoğunu sivil amaçlı hale getirip BM denetimlerine açması bekleniyor. Bush'la Singh üzerinde uzlaşsa bile, anlaşmanın yürürlüğe girmesi için ikircikli karşılandığı ABD Kongre'sinde onaylanması gerekiyor.
Nükleer dengeler değişebilir
Bu anlaşma nükleer dengeleri altüst edebilecek nitelikte. Nükleer silahın yayılmasını önleme anlaşmasına (NPT) taraf olan İran, askeri amacına dair kanıt bulunamayan nükleer programı nedeniyle Güvenlik Konseyi'ne sevk edilip ABD'nin askeri operasyon tehdidi altında. Hindistan ise NPT'yi imzalamamakta direnip nükleer silah üretiyor. Oysa NPT, nükleer silaha sahip ülkelere nükleer yakıt sağlanmasını yasaklıyor. NPT'yi delmeye hazırlanan ABD, sadece belli ülkelerin nükleer enerji kullanıcılarına yakıt sağlayacağı Küresel Nükleer Enerji Ortaklığı kurup tekelleşme peşinde. Dolayısıyla Singh'in "Uluslararası nükleer tecritten çıkacağız" diye 'satmaya' çalıştığı anlaşmaya, nükleer programın ABD zaptıraptına gireceğini söyleyen Hintli bilim adamları ile nükleer sanayiciler de karşı.






