İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0607:3908:2412:5315:3717:5619:24
Kabe

Gizli Güçler

Dünya
|

Mısır parlamentosu milletvekilleri, Mısır’ın Said bölgesi köylerinde Müslümanlar ile Hıristiyan Kıptiler arasında din fitnesi çıkarmaya çalışan ‘gizli güçler’ konusunu ele alıyorlar iki gündür.

Mısır parlamentosu milletvekilleri, Mısır’ın Said bölgesi köylerinde Müslümanlar ile Hıristiyan Kıptiler arasında din fitnesi çıkarmaya çalışan ‘gizli güçler’ konusunu ele alıyorlar iki gündür.


Bu güçlerin fitnenin çıkması için broşürler dağıttıklarını ve yalan söylentiler yaydıklarını ifade ediyor milletvekilleri. Vekillerin söyledikleri hiç kuşkusuz doğrudur ve gizli güçlerin sadece Mısır’da değil bütün Arap ülkelerinde din ve mezhepçi fitneyi çıkarmaya çalıştıkları şüphesiz.

Burada akılda tutulacak tek konu, bu gizli güçlerin asıl itibariyle meçhul değil bilinen güçler olduğudur. Fitne çıkarmak ve Arap ülkelerini parçalama için mezhep ve azınlık sorunlarını kullanmanın İsrail stratejisinin temel parçası olduğu herkesçe malum. Bilinen ve açık bir strateji bu. Geçtiğimiz birkaç yıl içinde bazı Amerikan strateji araştırmaları, örneğin Arap ülkelerindeki Sünni-Şii anlaşmazlıkları, Amerikan stratejilerine hizmet için kullanma konusunu açık ve direkt şekilde sundu. Bu çerçevede Arap Körfez ülkeleri ve özellikle de Suudi Arabistan’daki mezhep yapısı üzerine yazılmış birçok kitap ve mezhepçi çekişmeleri tutuşturmak ve kullanmak için hazırlanmış senaryolar görüyoruz. Mezhep anlaşmazlıklarını tutuşturma ve kullanma stratejisinin yürürlükte olduğu, Irak’ta mezhep fitnesini uyandıranların, Lübnan’da tekrar uyandırmak isteyenlerin ve Körfez ülkelerinde mezhepçi enjektasyonu besleyenlerin kimler olduğu gerçeğini ortaya çıkarmamız için geçen dönemde Arap ülkelerinde yaşanan gelişmeleri düşünmemiz yeterli.

Fakat kesin olan bir şey var ki her hangi yabancı gücün Arap ülkelerindeki yerli piyonları olmasaydı bu mezhep anlaşmazlıklarını kullanma ve kaşıma noktasında başarılı olması mümkün olmazdı. Yani yabancı güçlerin mezhep gerginliğini tırmandırıcı söylemleri temel alan ve anlaşmazlıkları tutuşturup patlatmaya sürükleyen bireyleri veya yerli kurumları var. Şu an ve gelecekte Arap ülkelerinin karşı karşıya olduğu en tehlikeli sorunlardan birinin bu yerli güçler olduğunu söylemeye lüzum duymuyoruz. Irak’ta yaşananlara, işgali meşrulaştırmak için mezhep konularının nasıl kullanıldığına ve şu an mezhep iç savaş tehlikesinin herkesin konuştuğu ciddi bir tehlike halini alacak kadar şartların ne boyuta geldiğine bakmamız yeterli. Arap ülkelerimizdeki mezhep sorunlarının tehlike boyutunun ve ülkelerimizi götüreceği felaketlerin bilincine varmak, şu üç konuda kendini göstermektedir: Birincisi, bu konudaki yabancı planların boyutlarının bilincine varmak, ortaya çıkarmak, hedeflerine dair sürekli uyarmak. İkincisi her ülkedeki mezhep sorunlarının çözümüne çalışılması ve bu sorunların yabancı güçlerin kullanımına terk edilmemesi. Çözüm ancak bu sorunların direkt ve çözüme açık ulusal diyalog sofrasına sunulmasıyla olur. Her hangi bir ülkede böyle bir çalışma zor değildir. Üçüncüsü bütün yollarla ve her düzeyde ulusal birlik söyleminin, mezhepçi ve ulusal parçalanma söylemiyle mücadelede ulusal kenetlenmenin kökleştirilmesine çalışılması. Her halükarda bütün Arap ülkelerindeki şartlarımız mezhep sorunlarını ve konularını görmezlikten gelmeyi ve kötü kullanıma bırakılmayı taşıyamaz. Bu görmezlikten gelme toplumlarımızı parçalamaktan ve ülkelerimizi en kötü ve tehlikeli çekişmelere sürüklemekten başka bir sonuca götürmez.

SEYİD ZEHRA (Bahreyn’de yayımlanan Ahbar El Haliç gazetesi, 28 Şubat 2006)

Arapça’dan çeviri: Halil Çelik


VAKİT  08.03.2006
AKRA