Son 25 yıldır Türkiye'de nükleer santral kurulması sürekli gündeme geldi ama hep ertelendi. Nükleer santral konusundaki son girişim, Bülent Ecevit hükümeti sırasında rafa kalktı. İptalin gerekçelerinden biri dünyada yeni gelişmeler olduğu, eski tip santrallar yerine 2012'de geliştirilecek yeni tip nükleer santralları inceledikten sonra kurma kararı verilmesiydi. Kısa bir süre önce Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, ilki 2012'de olmak üzere toplam 5 bin megavat kurulu gücünde nükleer santrallar kurulacağını ve 'ihale aşamasına gelindiğini' açıkladı.
Çevreciler nükleer santralların güvenli olmadığını, atık sorununu hatırlatarak buna karşı çıkıyor. Öte yandan İran'la ilgili nükleer kriz de son aylarda gündemden düşmedi. Hatta ABD ve İsrail'in, İran'ın nükleer silah yapacak kapasiteye ulaşması durumunda askeri müdahalede bulunması olasılığı da konuşuldu. Kamuoyunun konuyla ilgili merak ettiği tüm soruları, ülkemizde kurulacak nükleer santrala lisans verecek olan Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) Başkanı Okay Çakıroğlu, Radikal için yanıtladı.
'Seçenekleri artırmalıyız'
Sizce Türkiye'nin nükleer enerjiye ihtiyacı var mı?
Birincisi Türkiye çok süratle gelişen bir ülke. Gelecekteki enerji ihtiyacınızın tümünü rüzgâr ve hidroenerji ile karşılayamazsınız. Elinizdeki rüzgâr ve hidroenerji potansiyelinin tümünü kullansanız bile...
Türkiye'nin bir enerji açığı var mı?
Ben Enerji Bakanlığı adına konuşmak istemem, ama yapılan projeksiyonlara göre 2020 yılında en kötü tahminle yıllık 500 bin gigavat/saat, en iyimser tahminle yıllık 400 bin gigavat/saat elektrik enerjisi ihtiyacımız olacak. Rüzgâr potansiyelinizin tümünü kullansanız bile ancak yıllık 25 ile 30 bin gigavat/saat enerji üretebiliyorsunuz. Yani fark çok büyük. Dolayısıyla başka seçenekleri de gündeme almanız gerekiyor.
Ayrıca rüzgâr enerjisinin kurulma aşamasında kilovat/saat başına maliyeti 12 cent. İklim değişikliğini önlemek için karbon vergilerinin tartışıldığı bu dönemde ya hidrolik, ya rüzgâr ya da nükleer santral seçeneklerini gözden geçireceksiniz. Nükleer bu aşamada en çevreci enerjilerden biri. Çünkü, sera gazı emisyonları yok.
'En son teknoloji olacak'
Türkiye'de kurulması düşünülen nükleer santral iddia edildiği gibi eski teknoloji mi olacak?
En son teknoloji olacak. Zaten ihale şartnamesinde de yeni tip nükleer santral kurulması zorunlu tutuluyor.
Nasıl bir ekonomik modelle ihaleye çıkmayı düşünüyorsunuz?
Önce özel sektöre teklif edilecek. Eğer özel sektör üstlenmezse, 'PPP' denilen devlet ve özel sektör işbirliği gündeme gelecek. O da olmazsa devletin bunu yapması düşünülüyor.
Santral maliyeti: 1.5 milyar dolar
Kaça mal olacak?
Bugün Fransa elektrik enerjisinin yüzde 78'ini nükleer satrallar aracılığıyla elde ediyor ve aynı zamanda en ucuz fiyata komşu ülkelere satıyor. Doğalgaz fiyatlarındaki artışla en ucuz üretim artık nükleer santrallarda yapılıyor. Nükleer santralların, kilovat/saat başına 900-1800 dolarlık bir ilk yatırım maliyeti var. Ayrıca, ortalama yüzde 95 kapasiteyle çalışabiliyor. Yılda 8.5 gigavat/saat elektrik üreten ortalama 1000 megavatlık bir nükleer santralın kilovat/saat başına kurulum maliyeti 1.71 cent, 0.3 cent yakıtı, 0.3 cent önlemler, 0.3 cent de işletme giderleri. Kurulan santralda zenginleştirilmiş uranyum kullanırsanız 0.3 cent de onun gideri var. Yani, ortalama kilovat/saat başına 3-3.5 cent'lik üretim maliyeti var.
Kamuoyunda 1000 megavatlık kurulu güce sahip bir nükleer santralın yaklaşık 4.5-5 milyar dolara mal olacağı iddia ediliyor. 20 yıl sonra ömrünü uzatmak için bunun yarısı, söküm de kurulum maliyetinin yarısı kadar harcama yapmak gerektiği iddia ediliyor. Sizce bu pahalı bir yatırım değil mi?
Hayır, yeni nesil rükleer santrallar 1.5-2 milyar dolara mal oluyor. O rakam eski tip nükleer santrallar için geçerliydi.
'Santralda 1000 kişi çalışacak'
Nükleer santral kurulursa çalışanları nereden sağlayacaksınız?
Eğitim merkezi kuruyoruz. Yılda 1000 civarında insanı yetiştireceğiz. 1000 megavat kurulu gücündeki santralda 1000 kişi çalışıyor. Santralda yaklaşık 200 pozisyon var.
Atık 10 yıl havuzda soğuyacak
Nükleer santral için yakıtı dışarıdan mı alacağız?
Hayır, yakıtı biz üreteceğiz. Biz hükümran bir devletiz ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'na üyeyiz. Her türlü nükleer faaliyetimiz de uluslararası denetime açık. Gizli ve silah yapmadığınız sürece yakıt üretebilirsiniz. Yapma yeteneğimiz var ve altyapımız uygun.
Peki ya atık sorunu?
Bildiğiniz gibi nükleer santral yakıt çubuklarının iki yıl sonra kısmen değişmesi gerekiyor. Bu çubuklar çok sıcak olduğu için santralın içindeki havuzlarda su içerisinde 5-10 yıl soğuması için bekletiliyor. İkincisi, bu atıkların radyoaktivitesi çok yüksek, bu 10 yıllık sürede radyasyon seviyesi düşüyor. 1955'te kurulan ilk nükleer santrallardaki havuzlar bugün ancak doldu. Havuzlarda soğutulan atıklar, çelik ve beton içinde muhafaza edilebiliyor. Henüz nihai depolama söz konusu değil, ama ABD ve Finlandiya yeraltında derin depolara gömmeyi düşünüyor. Atıklar buralarda 10-20 bin yıl kalabilecek. Atıklar camlaştırılıyor, eriyip suyla toprağa karışması söz konusu değil. Pek çok ülke atıktaki kıymetli unsurları, örneğin plütonyumu ayrıştırıp tekrar yakıt olarak kullanıyor. Türkiye için düşünürsek santralın ilk atığı iki yıl sonra oluşacak. Yani, 2012'de işletmeye alırsak 2014'te ilk atık çıkacak. Soğutulması 10 yıl. Önümüzde 20 yıl var. O zamana kadar yeni teknolojiler devreye alınabilecek. Atıkları 2062'ye kadar havuzlarda muhafaza edebiliriz.
Santral yakıtı nasıl silah haline gelir?
Son dönemde nükleer bir 'kriz' yaşanıyor. Neden ABD İran'ın uranyum zenginleştirmesine karşı çıkıyor?
Uranyumun doğada iki izotopu var. Biri 'uranyum 235' ki yakıt olan, tepkimeye giren de budur, diğeri uranyum 238. Uranyum 235 doğadaki uranyumun içinde binde 7 civarında bulunuyor. Santralda yakıt olarak kullanmak için bunu yüzde 4.5-5'ler seviyesine çıkarmak gerekiyor. Bunun için de zenginleştirme işlemine tabi tutuluyor. Eğer siz zenginleştirme işlemini devam ettirip yüzde 90'ların üzerine çıkarırsanız, o zaman nükleer silah yapıyorsunuz demektir. Bir de zenginleştirme tesisleri çok pahalıya mal oluyor. Yani en az 20 nükleer santral için böyle bir tesis kurmanız ekonomik olur.
İran sınırı sürekli gözleniyor
Sizce ABD'nin İran'ın nükleer tesislerine karşı askeri müdahalede bulunması durumunda radyoaktif serpintiden Türkiye etkilenir mi?
Böyle bir müdahale uzak ihtimal, ama olması durumunda bile tesislerin içinde nükleer materyaller olacağını sanmıyorum. Radyoaktif sızıntı durumunda Türkiye'nin sınırlarında yaklaşık 100 dedektör var. 'RESA' dediğimiz önceden haber veren sistemlerimiz mevcut. Buna karşı yazılım programları da geliştirdik. Ayrıca, Devlet Meteoroloji İşleri ile işbirliği içinde programlar geliştirdik. Bir radyoaktif bulutun ne zaman ve hangi hızla geleceğini saptayabiliyoruz. Ona göre boşaltma dahil her türlü önlemi alabiliriz. Radyoaktif bulutun kuru ya da yağmur bırakmasına göre de bölgenin yıkanıp temizlenmesi gerekir. Acil müdahale ekiplerimiz sık sık tatbikatlar yaparak elemanlarımızı eğitiyoruz. Bir süre sonra havadan helikopter veya uçakla da izleme olanağına kavuşacağız.
RADİKAL 09.03.2006






