Halbuki bu savaş: Bizzat egemen güçler tarafından desteklenip yeni dünya düzenlerine uygun bir Yugoslavya haritası ortaya koymak ve Avrupa’nın ortasındaki müslüman varlığını bitirmek için yapılmıştı. Bu savaşın en büyük suçlusu Miloseviç’ti fakat Miloseviç bu projenin en büyüğü değildi. Bu projenin en büyüğü: Miloseviç’e de Eski Yugoslavya’nın dağılacağını söyleyen ve pastadan en büyük payı alabilmesi için onu destekleyen, hayallerinde kendilerine yeni bir dünya kuran emperyalistlerdi. Miloseviç de onların en büyük piyonuydu.
Miloseviç, zaten yaptığı her şeyi bu egemen güçlerden destek alarak yapmıştı, bu yüzden de korunacağını düşünüyor olmalıydı ama Lahey’den bir türlü çıkamadı.
Artık Lahey’de durmaktan sıkılan ve oradan kurtulmak isteyen Miloseviç bu isteğini dillendirmiş ve hatta birilerine "Serbest kalmazsam sizi ve sırlarınızı ifşa ederim" demiş olabilir mi? Bunun üzerine tarihte de çok defa şahit olduğumuz gibi kamuoyuna onun öldüğünü söyleyip ardından da ona verilen yeni bir kimlik ve yeni bir yüzle Güney Afrika’da ya da başka bir yerde yaşamasına izin verilmiş olabilir mi?
Ya da Miloseviç’in, sırlarının açığa çıkmamasını isteyen birileri tarafından öldürüldüğü düşünülemez mi?
Nitekim çok yakın bir zamanda, on beş gün kadar önce, canilikte Miloseviç’ten daha aşağı bir mertebede olmayan Milan Babiç de intihar etmişti. (Ya da ettirilmişti) Babiç: Savaş esnasında bugün Hırvatistan bölgesinde kalan Sırpların lideriydi ve savaşta bir çok infaz emri vermişti.
Bundan yaklaşık beş yıl önce de Arkan lakaplı Jeliko Rajatoviç kimler tarafından düzenlendiği belli olmayan bir baskın sonucu kendi otelinde öldürülmüştü. Arkan da: Bosna’da on binlerce sivilin katledilmesi emrini veren Sırp paramiliter grubunun lideriydi.
Bütün bu ölümleri yan yana koyduğumuzda ve özellikle de Babiç ile Miloseviç’in çok yakın zamanlarda ölmüş olmaları akıllara gelen "öldürüldüler mi" sorusunu belki de kuvvetlendiriyor.
Lahey Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesinde, Eski Yugoslavya’da işlenen insanlık suçlarına dair zanlıların yargılandığı bu mahkemede, suçluların konuşması; Bosna’da insanlık suçlarının işlendiğini hatta bir soykırım yapıldığını tescilleyecekti. Ama yaşayan en büyük tanıklar (deliller) birer- birer ölüyorlar. Hem de asıl öneme haiz bulunan kişiler, emir verenler… Emir verenler öldükten sonra emri uygulayanların aslında pek bir önemi kalmıyor.
Emri verenlerin ölmesi Lahey’deki bu mahkemenin düşmesine yönelik bir çalışma olabilir mi? O kadar çok soru var ki akla gelen ama en hazini belki de Miloseviç’in en fazla gerektiği dönemde ölmüş olması.
Müslümanlar ferasetli olmalı; meseleleri, çok ince nüansları bile kaçırmadan takip etmeli. Miloseviç’in ölümü de bu minvalde yorumlanmalı. Her ne kadar siyasi açıdan bu yorumlar çok mühim olsa da, Bosna’nın geleceği bakımından Lahey’deki bu dava çok önemli olsa da Miloseviç kaçırıldı, öldü veya öldürüldü…
Mustafa Yahya Coşkun
MİLLİ GAZETE 13.03.2006






