Batılıların sinsi koparma politikalarının bir sonucu olarak bugün Boşnaklar arasında Türkiye’yi, Türkleri “yabancı” olarak görenlerin olduğunu ifade eden Prof. Latiç, şöyle devam etti: “Baktığımız zaman bu Boşnakların aslında komünist olanlar olduğunu görüyoruz. Ortak paydamız olan İslâm’dan uzak Boşnaklar olduğunu görüyoruz. Onlara göre Lüksemburg, ikinci vatanımız olan Türkiye’den daha yakındır. İmanlı Boşnaklar aynı fikri savunmamaktadır. Bizim Boşnak Müslümanlar için Türkiye ikinci vatanımızdır.” Latiç, Bosna Hersek’in bugün yüzde 40’ının Müslüman olduğunu hatırlatarak “Devletlerimiz bazı baskılar sonucu birbirine uzak kalmış olabilir ama milletlerimiz her zaman daha yakın olmuştur” diye konuştu.
TİCARİ İLİŞKİLER YETERSİZ
Latiç, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilere ilişkin ise şunları söyledi: “Medya aracılığıyla öğrenebildiğim kadarıyla, iki ülke arasındaki ticari ilişkiler beklendiği kadar gelişmiş değildir. Türkiye Cumhuriyeti bizi pek yakın sever ama bu zor zamanlarda ekonomik yardımları pek göstermiyor. Aslında şu da var, hükümetimiz Türk sermayesini piyasamıza getirmekte pek başarılı olamıyor. Bugün Amerika, Avusturya, Norveç politikaları, askerleri, sermaye ve yatırımlarıyla Bosna Hersek de durumumuzu en fazla etkileyen devletlerdir.”
İSTİKLAL SAVAŞINDA BOŞNAKLAR
İstiklal Savaşında çok sayıda Boşnak’ın Türklerin yanında yer alarak Çanakkale’de Batılılara karşı savaştığını vurgulayan Latiç, şöyle devam etti: “Çanakkale’ye gidip, orada, bağımsız Türkiye Cumhuriyeti için şehit olan binlerce Boşnak vardır. Ve yine Türkiye ordusunda ilk kadın pilot Boşnak’tır. İnegöl tarafında Yunan askerlerini durduran komutan da Boşnak muhaciridir.
YÜZBİNLER ÖLÜ VE KAYIP
1986-1992 yılları arasında yaşanan kanlı iç savaşların sonrasında Yugoslavya’nın parçalanmasının ardından, faşist Slobodan Miloşeviç ve onun desteklediği militanlarca büyük Sırbistan’ı kurma hayalleri ile sistematik bir soykırım gerçekleştirildiğini anlatan Latiç, Bosna Hersek’te şu ana kadar 100 bin Boşnak Müslümanın öldürüldüğünü, 1 milyondan fazlasının da göç ettirildiğini söyledi. Latiç şu gelişmeleri hatırlattı: “Şubat 1992’de bağımsızlığını ilan eden Bosna – Hersek, 7 Nisan 1992’de ABD ve diğer Batılı ülkelerce tanındı ve 22 Mayıs 1992 Birleşmiş Milletler’e yaptığı üyelik başvurusu kabul edildi. Ancak savaşlar son bulmadı. Bosna’daki savaş 1992 yılının ilkbaharında başladı. Bosna’nın kuzeyini hedef alan saldırıların amacı bu bölgelerden Boşnak ve Hırvatları uzaklaştırarak Sırp devletini kurmaktı. Sırpların bu saldırıları bölgedeki diğer etnik gruplar için tam bir felakete dönüştü. Kuşatma altındaki şehirler ve mülteci kamplarında pek çoğu öldürüldü ve işkenceye uğradı.
Savaşın ilk aylarında doğudaki pek çok Boşnak şehri Sırpların saldırıları sonucu kolayca düştü. Ancak şehri çeviren tepelerinde yardımıyla Srebrenica saldırılara karşı kendisini başarıyla savundu. 1995 yılı sonlarında savaş son buldu. Bu savaşın aslında soyumuza karşı ve topraklarımızı almak amacıyla uygulandığını vurgulamak istiyorum. İnsan sayısında biz artık %10 kaybı görmekteyiz ve topraklarımızın yüzde 49’u hâlâ bir kuşatma altında bulunmaktadır. Boşnak milleti gibi az sayılı (2 milyon 200 bin) bir millet için bu kayıplar daha da büyüktür.”
MÜSLÜMAN BOŞNAKLARA BASKI
“Allah’a şükürler olsun Bosna’da soykırım durduruldu” diyen Latiç, bugünlerde Bosna’da Müslümanlara karşı bir ekonomi savaşı uygulandığını ifade etti.
Latiç şöyle devam etti: “Özellikle kuşatma altındaki bölgelere Müslümanların dönmemesi için bu savaş uygulanmaktadır. Bu bölge dediğim alanlar aslında Republika Sırpska dediğimiz Bosna’da bulunan ikinci bir devlettir.
Bildiğiniz gibi, soykırım savaşı uygulanırken Bosna Hersek devleti BM tarafından tanınmış olmasına rağmen, Batılı ülkeler bize silah ambargosu uyguluyordu. Aynı Batılı ülkeler 50 yıldan fazla bir zamandır Filistin’i tanımamakta, ama Republika Sırpska bölgesini hemen tanıyıvermekte. Ve bugünlerde bile kabul etmeyi düşünmüyorlar, sırf Bosna Hersek’te Müslümanlar çoğunlukta bulunmasın diye.
VAKİT - 18 MART 2006 CUMARTESİ






