İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0707:4008:2512:5315:3617:5519:23
Kabe

Demokrasi yerine kan ve gözyaşı

Güncel
|

Irak işgalinin 3. yıldönümünde, ABD'nin Ortadoğu coğrafyasına demokrasi yerine kan, gözyaşı ve acı

Irak işgalinin 3. yıldönümünde, ABD'nin Ortadoğu coğrafyasına demokrasi yerine kan, gözyaşı ve acı getirdiği bir kez daha ortaya çıktı. İşgalin başından bu yana iki seçim ve bir referandumun yapıldığı Irak'ta siyasi istikrar bir türlü sağlanamazken ülke iç savaşın eşiğine geldi. ABD operasyonları ve iç çatışmalar sonucu yaklaşık 80 bin sivil yaşamını yitirdi.

İşgalle birlikte Irak'ta devlet sistemi tamamen çöktü, büyük bir iktidar boşluğu ortaya çıktı. ABD'ye verdiği destek nedeniyle büyük siyasi avantaj sağlayan Kürt grupların aşırı talepleri, Irak'ı parçalanma noktasına getirdi. ABD'nin ''kendini güvenceye alma ve direniş oluşturmama'' kaygısıyla yürüttüğü ''Baassızlaştırma politikası'' , aralarında doktor, öğretmen ve birçok kritik görevde çalışan bürokratların bulunduğu 750 bin Iraklının işsiz kalmasına neden oldu.

Irak'taki işgalin 3. yılında ortaya çıkan tablonun ayrıntıları şöyle:

İstikrarsızlık: ABD politikaları, Irak'a demokrasi yerine istikrarsızlık getirdi. İşgal sonrası süreçte, Irak'ta etnik, dini ve mezhepsel kimlikler ön plana çıkmaya başladı. Siyaset, etnik ve dini kimliklerini kullanan politikacıların eline geçti. ABD, siyasi pozisyonları etnik ve dini açıdan değerlendirmeye alarak ayrımcılığın önünü açtı. Yapılan akademik çalışmalarla, Irak halkı arasında karma evlilikler ve aile bağları gibi konularda etnik ayrımcılığın sanıldığı kadar büyük olmadığı, ancak süregelen şiddetin, bu ayrımcılığı körüklediği ortaya çıktı.
Seçimler ve referandumda ortaya çıkan oylar, Irak'ın etnik ve dini siyaset anlamında geri dönülmez bir yola sokulduğunu gösterdi. Babil, Basra, Kerbela, Maysan, Mutana, Necef, Kadisiye, Tikar, Vasit gibi Şiilerin ağırlıkta olduğu eyaletlerde, 15 Aralık 2005 seçimlerine katılım oranı yüzde 70 olurken bu oran Dohuk, Erbil ve Süleymaniye gibi Kürt eyaletlerinde yüzde 90'a kadar çıktı.

Anbar, Selahaddin ve Diyala gibi Sünni eyaletlerde yüzde 85'te kaldı. Şiiler 128, Kürt ittifakı 53, Sünniler toplam 55, ABD destekli İyad Allavi ve Gazi el Yaver 'in listesi 25, Türkmen Cephesi, Irak Milleti Listesi, Asuri ve Yezidiler birer milletvekili çıkardı. Bu tablo, Irak'ın etnik ve dini açıdan nasıl parçalanmış olduğunu ortaya koydu.

İç savaş: Irak'taki siyasi tablonun dini ve etnik temellere bağlı olarak kalın çizgilerle ayrışması, iç savaş tehdidini de beraberinde getirdi. Kürt grupların 100 bin, Şii Bedir Tugayları'nın 20 bin, Şii Mehdi Ordusu'nun 10 bin milisinin bulunması, birbiri ile kaygan zeminde politika yapan bu etnik grupların çatışma potansiyalini en üst noktaya taşıyor.

Askeriye Türbesi'ne yapılan saldırının ardından ortaya çıkan tablo, iç savaş provasının en son örneğini oluşturdu. Sünni gruplara bağlı olarak 57 bin direnişçinin ve 3 bine yakın yabancı Arap militanın Irak'ta bulunduğu tahmin ediliyor. Direnişçiler hem ABD güçlerine hem de ABD'ye destek veren gruplara karşı eylemlerini sürdürürlerken Şii ittifakı içinde yer alan El Hakim grubu ABD'nin müttefiki Kürtler ile ilişkisini koruyor. Şii ittifakının diğer iki unsuru, Dava Partisi ve El Sadr akımı ise Kürtlere karşıt bir politika izliyor.

Bu iki Şii grubu, Irak'ın toprak bütünlüğünü ve Kerkük'ün özel statüde kalmasını savunurken ŞiilerinTahran ile yakın ilişki içinde olduğu biliniyor. Sünniler hem direniş içinde önemli bir görev üstleniyor hem de ABD'nin karşısında ''muhatap'' olmak istiyor. Türkiye açısından büyük önem taşıyan Türkmenlerin ise siyasi arenada kendini göstermemesi için gerek Kürtler gerekse bazı Şii gruplar önemli adımlar attılar. Kerkük'teki Türkmen nüfus bilerek az gösterilirken Türkmenlerin hakları da ABD'nin göz yummasıyla gasp edildi.

Kayıplar ve yaralılar: İşgalden sonra ABD, 2003 yılı içinde 486, diğer koalisyon güçleri 93, Irak yönetimi 1300 asker ve polisini kaybetti. 200'te 11 bin 584 sivilin yaşamını yitirdiği tahmin ediliyor. 2004'te ise 848 ABD askeri, 57 diğer koalisyon güçlerinin askeri yaşamını yitirdi. Bu yıl içinde sivil kayıp sayısı 10 bin 96 oldu. 2005'teyse ABD 846, diğer koalisyon gücü olan ülkelerin 51, Irak'ın ise 2 bin 736 askeri öldü. 2005'te sivil kayıp sayısı 9 bin 637 oldu. 2005 sonu itibarıyla ABD askerlerinden yaşamını yitirenlerin sayısı 2 bin 180, diğer koalisyon güçlerinden 201, Irak askerlerinden 4 bin 36'yı buldu. Sivil kayıpların sayısı en alt düzeyde, 31 bin 317 olarak gösterilirken Brookings Enstitüsü 39 bin 200-79 bin 700 rakamları arasını, Lancet Report 100 bin, Uluslararası Af Örgütü 50 bin, ABD resmi açıklamaları ise 30 bin rakamını ortaya koydu. Ancak, gerçek rakamın 80 bin civarında olduğu sanılıyor.

Ekonomi ve günlük yaşam: İşgalden sonra Irak'ın ambargo döneminde zaten çökmüş olan sosyo-ekonomik altyapısı, tamamen yok oldu. ABD güçleri, halkın günlük yaşamına ilişkin hiçbir önlem almadı. Elektrik ve su verilememesi, temel gereksinimlerin karşılanamaması nedeniyle günlük yaşam durma noktasına geldi. Bu durum ekonomiye büyük darbe vurdu. İşsizlik yüzde 60'lara dayandı.

ABD, petrol endüstrisinin özelleştirilmesini savunurken IMF ile imzalanan stand-by anlaşmalarının bir bölümü de özelleştirme vaatlerine dayandırıldı. 2002 yılı boyunca günlük ortalama 2.04 milyon varil petrol üreten Irak, işgal sonrası ancak 1.3 milyon varil petrol üretebilir duruma düştü. Kişi başına düşen gelir 940 dolarda kaldı, Irak, nüfusunun yüzde 60'ının yardıma muhtaç olduğu, 78 milyar dolar dış borcu olan bir ülke durumuna geldi.

İnsan hakları ve demokrasi: ABD işgalden sonra Irak'ta insan hakları konusunda bütün dünyaya örnek olacak kadar kötü bir sınav verdi. Ebu Garib cezaevinde yaşanan işkence skandallarının, gerçekte yaşanmakta olan insan hakları ihlallerinin çok küçük bir bölümü olduğu belirtildi. ABD'nin işkencesinden geçen Iraklı sivil sayısının 100 bin civarında olduğu belirtiliyor.

CUMHURİYET - 20 MART 2006 PAZARTESİ

AKRA