‘Dünyayı kurtarmayı’ arzulayan bu ülke, geçen hafta sadece İsrail, Palau ve Marshall Adaları ile birlikte 170 ülkenin ‘Evet’ oyuna karşın BM’de insan haklarını korumak için yeni konseyin kurulmasını reddetti. Sadece ABD ve Somali, BM’nin çocuk haklarının korunmasına dair sözleşmesini onaylamadı.
ABD, askeri gücün son sözü söyleyeceğini düşündükçe bunların önemi yoktu. Bush yönetimi, holigan futbol taraftarları gibi “Kimse bizi sevmiyor, umurumuzda değil” diyerek uluslararası sahnede kasıla kasıla yürüyordu. 11 Eylül’den sonraki ilk birkaç yılda, ‘sevil-miyor olmak’ onur rozetiymiş gibi görüldü. Ama, yönetimin Irak’ta kötüye gidişi yanıtlama başarısı büyük oranda azaldı. Fazlasıyla yayılmış ordusu ve olmayan diplomatik iyi niyetiyle, güvenilmediği veya korkulmadığı için zayıflamış halde masaya tekrar oturmak zorunda kaldı. Başarısızlıkları ise Kuzey Kore ve İran’ı cesaretlendirdi. Yanlış savaş. Yanlış strateji. Yanlış başkan. Sadece ve açıkça yanlış.
22.3.2006 / GARY YOUNGE / THE GUARDIAN / RADİKAL






