“Ay ve güneş Allah’ın kudretinin büyüklüğünün alametlerindendir. Allah’ın büyük nimetidir” (Furkan / 61)
Bu büyük hadiseler, Allah’ın kullarına ahireti hatırlatır. (Daha önceki kavimler gördükleri, yaşadıkları bu ayetleri yalanladılar, küfre saptılar.)
Bu ayet küsûf namazına delil sayılmıştır. Zira zelzele, tufan, şiddetli rüzgar,güneş-ay tutulması gibi önemli hadiseler anında Cenabı Hakk’a iltica edip, sığınmak, dua ve namaza yönelmek Allah’tan korkmanın gereğidir.
Bu ayette de Küsûf ve husuf namazının meşruiyetine işaret edilmektedir.
Peygamber Efendimiz (SAV) şiddetli bir hadise gördüğünde işini bırakır olay geçinceye kadar duaya yönelirdi. Ebu Bekre (Ra), “Bir defasında Rasulallah (sav) acele ile ridasını sürükleyerek mescide girdi, biz de mescide girdik(toplandık). Güneş açılıncaya kadar bize iki rekat namaz kıldırdı. Sonra, ‘Güneş ve ay hiç kimsenin ölümünden dolayı tutulmaz. Ay ve güneşin böyle tutulduğunu gördüğünüzde başınıza gelen bu hal gidinceye kadar hemen namaza durun, duaya koyulun’ buyurdu.” (Buhari Kitabı, Küsûf)
KÜSÛF NAMAZININ HÜKMÜ
Küsûf namazının hükmü “sünneti müekkede”dir. Bazı Hanefilere göre “vacip” sayılmıştır. Malikilere göre Cuma namazı gibi “farzı ayn”dır. Zayıf bir rivayete göre “farzı kifaye”dir. (İbadetler Ilmihali, Vecdi Akyüz, Cilt: 2 / S.314)
Farz olmamasının sebebi, “bedevi hadisi” diye bilinen hadisi şeriftir. Peygamber Efendimize gelen ve Allah’ın farz kıldığı ibadetleri soran bedevinin, “Beş vakit namazdan başka farz namaz var mıdır?” sorusuna karşılık Peygamberimiz, “Hayır. Ancak nafile olarak kılarsan o müstesnadır” buyurmuşlardır. Peygamber Efendimizin bu şekildeki ifadesinden dolayı Küsûf namazının müstehap olduğuna hükmedilmiştir. (İslam İlmihali, Hamdi Döndüren, S. 356)
KÜSÛF NAMAZININ VAKTİ
Küsûf namazının vakti “güneş tutulmaya başladığı andan açılıncaya kadar” devam eder. Güneşin tutulması namaz kılınması mekruh vakte denk gelirse dua ile meşgul olunur. Şafi mezhebine göre bu namaz sebebe bağlı olduğu için vaktin kerahatine bakılmaksızın hangi vakitte vuku bulmuşsa o zaman kılınır. (Vecdi Akyüz, a.g.e. C:2 / S.248)
- Büyük bir camide kılınmadı efdaldir.
- Istiska namazı (yağmur duası namazı) gibi sahrada da kılınabilir.
- Küsûf namazı ezansız, kametsiz kılınır.
- Cuma namazında olduğu gibi her rekatta bir ruku iki secde edilir.
- Kıratı uzatılır. Secde ve rukuda tesbihler uzatılır. Imam Malik ve Imam Azam’a göre kırat gizli, Ahmed b.Hanbel ve Imameyn’e göre kıraat cehren (açıktan) okunur.
- Namazdan sonra güneş tutulması devam ediyorsa güneş açılıncaya kadar imam kıbleye karşı ayakta veya oturarakduaya devam eder, cemaatte amin der.
- Küsûf namazında hutbe irad edilmez. Imam Şafiye göre ise hutbe okunması müstehaptır.
"Allah'ım, Sen'den bu olayın (rüzgarın) hayrını ve o olayın içerdiği hayırları ve onun getirdiği hayırları isterim. Allah'ım, bu olayın kötülüğünden ve içerdiği kötülüklerden ve getirdiği kötülüklerden San'a sığınırım." (Prof. Dr. Vehbe Zuhayli, İslam Fıkhı Ansiklopedisi, 2. cilt, 482. sayfa)
“Ümmetimin fesadı zamanında Benim sünnetimi ayakta tutan bir kimseye bir şehid sevabı vardır.” Muhammed İbni Aclan (r.a.) (Ramuz El-Ehadis, 226/18)
Hz. Ali radıyu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Kim, benden sonra öldürülmüş olan bir sünnetimi ihya ederse beni seviyor demektir. Beni seven de benimle beraberdir." İbni Mace (r.a.) (4077)
HAZIRLAYAN: MİKDAT KUTLU / MÜFTÜ-VAİZ






