“Kuzey hattı”nda askeri üslerin dışında yürütülen “sivil” darbeler, ABD’nin geliştirebildiği en mükemmel senaryoydu. Belarus’ta başarısız oldu. Ukrayna, Gürcistan ve Kırgızistan’da başarıya ulaştı. Veya öyle sanıldı. Renkli devrimlerin üzerinden bir yıl geçmeden ABD’nin kurduğu sistemler çatlamaya, oluşturduğu iktidar elitleri yozlaşmaya ve çökmeye başladı.
Ukrayna’da, ‘Turuncu Devrim’den 15 ay sonra yapılan seçimlerde, “ABD’nin adamı” Viktor Yuşçenko hezimete uğradı, ancak üçüncü olabildi. Rusya yanlısı muhalefet lideri Viktor Yanukoviç birinci oldu. Kadife Devrim efsanesi başlamadan bitti. Aynı ülkeler, önümüzdeki yıllarda da büyük çalkantılar yaşayacak. Çünkü hepsi küresel çatışmanın fay hattı üzerinde bulunuyor…
Kadife devrimlerin planlandığı ülkeleri artık çok sert çatışmaları bekliyor…
Rusya’nın Karadeniz filosu dün büyük bir tatbikata başladı. Romanya ve Bulgaristan’a binlerce asker nakletmeye hazırlanan ABD, Türkiye’yi de uzun vadede tehdit edecek şekilde Karadeniz’i Amerikan Gölü haline getirmeye çalışıyor.
ABD’nin 135 ülkede askeri, 702 civarında askeri tesisi var. Ordusunun yüzde 18’e yakını başka ülkelerde. Washington Ortadoğu ve Orta Asya’da on yıl içinde beş büyük üs daha inşa etmeyi planlıyor. Bu üsler bölgesel savaşlara göre dizayn edilecek…
Dünya “Kadife Devrim” romantizminden çok farklı sorunlarla karşı karşıya. Çünkü “Kadife Devrim”ler bu büyük çatışmanın sadece bir cephesi. Batı’dan Doğu’ya uzanan Müslüman Orta Kuşak, büyük istilaya karşı kitlesel öfkeyle kendi yolunu bulabilir. Kuzey Kuşağı ise ABD ile Asya’nın merkez güçleri arasında bu yüzyıla damgasını vuracak çatışma alanı olacaktır. Türk dış politikasını Büyük Ortadoğu Projesi’ne mahkum edenlerin burada yapacakları hiçbir şey yok!
28.3.2006 / İBRAHİM KARAGÜL / YENİ ŞAFAK






