İsrail’de seçimlerden ‘Sabra ve Şatilla Kasabı’ lakaplı Ariel Şaron’un kurduğu parti Kadima’nın birincisi çıkması, tüm dikkatleri onun yerine geçen en yakın adamı Ehud Olmert’e çevirdi. Muhtemelen kurulacak koalisyon hükümetinin Başbakanı olacak Ehud Olmert, Büyük Kudüs Projesi’nin fikir babası olarak biliniyor. Uzun yıllar Kudüs Belediye Başkanlığı da yapan Olmert, ABD’nin Irak ve Afganistan işgaliyle başlattığı Büyük Ortadoğu Projesi’nin finansör şirketi İSCAR’ın ortağı.
Filistinliler’i tecrit ederek açlığa mahkum eden utanç duvarının Şaron’la birlikte mimarı Olmert, yıllarca iktidarda kalan Likud Partisi’nde görev aldı. Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında Filistinli masum Müslümanları katleden Şaron gibi her zaman şiddet yanlısı oldu. Bu tavrını Kudüs Belediye Başkanlığı döneminden itibaren her zaman sergiledi. Kudüs’ten Müslümanları tamamen yok etmek için her türlü çabayı sergiledi.
Şaron’un en yakın adamı olan Olmert, her zaman Siyonist yönetimin en önemli isimlerinden birisi oldu. Uluslararası alanda derin bağlantıları olan Olmert, eski adı Büyük Ortadoğu Projesi’nin(BOP) yeni adı Genişletilmiş Ortadoğu Projesi (GOP) planın arkasındaki finansör şirket İSCAR’ın ortağı. GOP ile asıl amaçlanan şey ise, siyonizmin temel öğretisi olan vaat edilmiş kutsal topraklarda Büyük İsrail İmparatorluğunu kurmak. ABD ve müttefikleri tarafından vahşice ve acımasızca uygulamaya GOP’un arkasında, Olmert’in olması, demokrasi ve insan hakları getirme vaadlerinin aslında kocaman bir yalan olduğunu ortaya koyuyor.
İSCAR, ABD kongresi için finanse ettiği BOP toplantıları ile öne çıktı. Ehud Olmert ise, İSCAR’ın Eylül 2003’de düzenlediği İsrail-Alman Endüstri ve Ticaret Odası’nın Kudüs gezisinde ev sahipliği yaptı.
Olmert, bir milyon Yahudiyi Kudüs ve çevresine yerleştirme planının da fikir babasıydı. Bu plan her ne kadar hayata geçirilemedi. Ama amacı açısından dikkate alınması gereken bir durum olarak tarihe geçti. Olmert, bu planla Kudüs'teki Müslüman varlığını küçük bir azınlığa düşürmeyi ve bütün Müslümanların ortak duyarlılıkla sahip çıkmaları gereken Kudüs'ü tam bir Yahudi şehrine dönüştürmeyi hedefliyordu.
Olmert'in belediye başkanlığı döneminde Kudüs'te Müslümanlara ait pek çok gayrimenkul ve yüzlerce dönüm arazi zorla gasp edildi. 2000 yılında onun başkanlık ettiği Mahalli İnşa Konseyi yeni bir cadde ve bağlantılı ara sokaklar açma iddiasıyla Filistinlilere ait 568 dönüm araziyi gasp etti ve bölgeyi Yahudi yerleşim merkezi haline getirdi.
Olmert, Mescidi Aksa'da onarım çalışmalarına da her zaman engel oldu. Ayrıca ABD'nin büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs'e taşıması için Filistinliler’den zorla gasp ettiği arazilerden ücretsiz arsa verdi.
Olmert’in ortaya attığı ‘Büyük Kudüs Projesi’, Kudüs’ün belediye sınırlarının şehir etrafındaki ve Batı Yaka bölgesindeki Yahudi Yerleşim Merkezlerini de içine alacak şekilde genişletilmesi projesi olarak biliniyor. Bu genişletme planlarıyla Kudüs'ün yerleşim alanının 2001 yılında 108 km2'yi bulması hedefleniyordu.
2001 yılı için hedeflenen alana ise şehir çevresindeki 9 kasabayla Batı Yaka köylerinden 60 köyün de şehre katılmasıyla bu rakama ulaşılması planlıyordu. Bu ise Batı Yaka topraklarının yüzde 30'unun Kudüs yerleşim alanına dahil edilmesi anlamına geliyordu.
Olmert’in yönetimindeki Kudüs belediyesi, söz konusu proje çerçevesinde şehir merkeziyle sözü edilen Yahudi Yerleşim Merkezleri arasında kalan Filistinlilere ait arazileri zorla gasp etti. Ayrıca Doğu Kudüs'te Filistinli nüfusun azaltılması için bu bölgede Filistinlilerin yeni inşaat yapmalarına veya eskiyen binalarını yenilemelerine izin verilmedi. Buna ek olarak bütün kamu sektörlerindeki kadrolar yahudilere verilerek Filistinlilerin işsiz kalmaları dolayısıyla Kudüs'ü terk etmeleri hedeflendi.
Projenin amacı, Kudüs’te yahudileri büyük çoğunluk haline getirmek suretiyle "nihai anlaşma merhalesi"nde Kudüs konusunu gündem dışı tutabilmek ve Yahudilerin: "Kudüs bizim birleşik ve ebedi başkentimizdir" iddialarını haklı çıkarmaktı. Şaron ve Olmert, her zaman Kudüs’ün tamamen bir Yahudi şehri yapmak ve 1 milyon Yahudinin yerleşmesi sağlamak için büyük çaba gösterdiler.
Bu projenin iki amacı vardı. Birincisi, Kudüs'ün çevresine inşa edilmiş olan Yahudi yerleşim merkezlerinde oturan yahudilerin tamamını da Kudüs nüfusuna dahil etmek. İkincisi ise Kudüs çevresindeki yahudi yerleşim merkezlerinin de belediye hizmetleri kapsamına alınması suretiyle buralara olan rağbetin dolayısıyla, bu yerlerdeki yahudi yerleşimci sayısının artmasını sağlamaktı.
MİLLİ GAZETE 30.03.2006






