Türkiye İstatistik Kurumu bir süredir, gelir ve tüketim harcamalarının yanında ‘yoksulluk çalışması’ adı altında bazı veriler yayınlıyor. Dünya Bankası’ndan sağlanan kredi desteği ile 2001 yılından itibaren yürütülen ve adına ‘Sosyal Riskin Azaltılması Projesi’ denilen bu ankete dayanan araştırma verileri, Türkiye’de yoksulluğun nedenlerini ve sonuçlarını ortaya koyma iddiası taşıyor. Ancak, çeşitli üniversitelerden bazı bilim adamlarının ücret karşılığı görev aldığı söz konusu çalışma ekonomistler tarafından sert bir şekilde eleştiriliyor.
İktisatçı Mustafa Sönmez, toplanan verilerin sağlık derecesinin tartışma götürdüğüne işaret ederek, açlık-yoksulluk tariflerine getirilen tanımları ‘vicdan dışı’ olarak görüyor ve buna uygun tasnifleri yapanların ise büyük vebal altında olduğuna inanıyor. Eleştirisini bir örnekle anlatan Sönmez, şöyle konuşuyor: “TÜİK, açıklamalarını şöyle yapıyor: ‘2004 yılında Türkiye’de yaklaşık 909 bin kişi açlık sınırının altındadır ve 4 kişilik hanenin aylık açlık sınırı 182 YTL’dir.’ Yani TÜİK’e göre, 2004 yılında 4 kişilik aile, kişi başına günlük 2100 kaloriyi 182 YTL ile alabilirdi. 182 YTL’lik besin alamayan açlık sınırının altındadır ve sayıları 72 milyonda, 1 milyonun altındadır.”
Günde 6 YTL’ye siz geçinin!
“Gözünüzün önüne getirin, 180–200 YTL, 4 kişilik bir ailenin bir ay boyunca üç öğün beslenmesine yeter mi?” sorusunu yönelten Sönmez, bu rakamın 4 kişi için günde 6YTL, öğün başına ise 2 YTL demek olduğuna dikkat çekiyor. Sönmez, “2YTL ile 4 kişi asgari beslenmeyi sağlayabilir mi? Bu açlık sınırı tarifi koyanlar, hiç mi buldukları rakamı gündelik hayatlarının gerçekleri ile test etmezler? Aklı olanlar, bunu yaparlar, vicdanları olanlar haydi haydi yaparlar” diye konuşuyor.
Sönmez, TÜİK’in yaptığı açlık ve yoksulluk sınırı araştırmalarının Dünya Bankası’nın yaptığı ‘1 doların altı açlık sınırıdır’ tanımına göre yapıldığını vurguluyor. Türk-İş’in de her ay TÜİK gibi benzer araştırmalar yaptığını kaydeden Sönmez, “2004 yılı için onların saptadıkları açlık sınırı 513 YTL. TÜİK’in (daha doğrusu Dünya Bankası’nın) tanımı ile arada 300 YTL’den fazla fark var. Böyle olunca da açlık sınırının altındaki nüfus, 909 bin değil, en az 3–4 milyonu bulur. TÜİK, gelir dilimlerini yüzde 10’dan yüzde 5, yüzde 1’e kadar detaylı verseydi, kesin rakamı söylerdik, ama nedense vermiyor.” görüşünü dile getiriyor.
Yoksul nüfus az gösteriliyor
Açlık sınırının yanında yoksulluk sınırı araştırmasının da yapıldığını ifade eden Sönmez, TÜİK’in onu da, 4 kişilik bir aile için ayda 429 YTL olarak belirlediğini ve bu gelirin altında kalanları da nüfusun yüzde 26’sı olarak ilan ettiğine işaret ediyor. Sönmez, oysa aynı 4 kişinin gıda ve gıda dışı harcamaları için ayda gerekli olan asgari gelirin Türk-İş tarafından 1600 YTL olarak belirlendiğini kaydediyor. Sönmez, arada 1’e 3’ten fazla bir fark olduğunun altını çizerek, şunları kaydediyor: “Eğer, Türk-İş, yoksulluk tarifi kabul edilseydi, yoksulların oranı TÜİK’in açıkladığı gibi nüfusun yüzde 26’sında kalmaz yüzde 40’ları bulur, 18 milyon yerine 28–30 milyon insanın yoksul tanımına girdiğini görürdük. Demek ki, Dünya Bankası ölçütlerini kullanınca hem aç nüfus hem de yoksul nüfus, olandan daha az gösterilmiş oluyor. Hem de açlarda en az 2 milyon, yoksullarda 10 milyon az.”
MİLLİ GAZETE 31.03.2006






