Aynı şekilde Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü tanıdıklarını, Karabağ’ın Ermeni işgali altında olduğunu ifade ediyorlar ama bırakın Erivan’a yaptırım uygulamayı, Bakü’ye baskı yapıyorlar. Üstüne üstlük bir de, Ermenistan’a karşı gevşek de olsa ambargo uygulayan Türkiye’yi bu politikalarından vazgeçirmeye çalışıyorlar.
İşgalci Ermenilere kol kanat gerenler, tarihi gerçekleri çarpıtmak için her zamanki gibi dev medya gücünü kullanarak uluslararası toplumu etkilemeye çalışıyor, psikolojik harekatı aralıksız bir biçimde sürdürüyorlar. Bu çerçevede; haksızı-haklı, mazlumu-zalim, suçluyu-suçsuz, kötüyü-iyi, çirkini-güzel, teröristi-masum göstermeye gayret ediyorlar.
Peki, bu durumda Türkiye ciddi anlamda ne yapıyor?
Hiç bir şey… Her geçen gün giderek artan Ermeni-Batı ittifakının çirkin planlarını boşa çıkarma konusunda kılını bile kıpırdatmıyor. Fakat bunun yanında Azerbaycan yönetimi, Batılı devletlerin iddia ettiği soykırım yalanını belgeleriyle ortaya koymaya çalışıyor, “Soykırıma Ermeniler’in değil, Türklerin uğradığını” tüm dünyaya anlatmaya çalışıyor.
Azerbaycan Başkonsolosu Dr. İbrahim Nebioğlu yaptığı konuşmalarda, “Türkiye’ye soykırım günü ilan etme” çağrısını tekrarlıyor, Azeri soykırımını dünyaya anlatamadıklarını belirtiyordu. ''Bu bir Ermeni soykırımı olsaydı, tüm dünya ilgilenirdi'' şeklinde konuşan Nebioğlu, batı tarafından uygulanan çifte standarda tepki gösteriyordu.
Sempozyumda konuşan emekli büyükelçi Bilal N. Şimşir, “diplomatlar yurtdışına göreve bavulla giderdi ama tabutla dönerdi” diyerek, Asala terör örgütünün eylemlerini özetliyordu. Şimşir, konuşmasında özeleştiri de yaparak ''Biz Türkiye olarak Türkiye üzerine yoğunlaştık. Azerbaycan sorunlarına eğilemedik. Azerbaycan'ın derdini kendi derdimiz ve acımız görmeliyiz. Ermeniler, devletleri olmadan kendi kendilerine organize oluyorlar. Biraz onlar gibi düşünelim. Azerilerle ortak hareket etmeliyiz” dedi.
“Artık Ermenistan’da ne bir Müslüman ne de bir Azeri Türkü bulamazsınız. Oysaki o topraklarda binlerce Azeri yaşıyordu. Bu durum bile kimlerin soykırımcı ve katliamcı olduğunu en güzel bir biçimde ortaya koymaktadır” diyerek önemli bir noktaya dikkat çeken araştırmacı yazar Hüseyin Adıgüzel, bazı Ermeni ve Batılı tarihçilerin görüşlerine dayandırarak “Ermeni soykırımı” iddialarını yalanladı. Adıgüzel konuşmasında şu çarpıcı belgeleri ortaya koydu: Ermeni tarihçi Korkodyan “1920 tarihinde Sovyet Ermenistan’ı devletinde Taşnakların soy kırımından dolayı ancak on bin civarında Türk kalmıştı” (Korkadyan, Ermenistan’ın Nüfusu 1831-1931. Sayfa: 137. Erivan. 1937)
Yine bir Ermeni olan A.A. Lalayan “İstoriçeskie Zapinski” adlı eserinin altmış yedinci sayfasında,
“Ermeniler tarafından Azerbaycanlıların katledilmesi, önceden, planlanmış kilise-devlet politikasıydı. Bu politika sadece Azerbaycan toprakları ile sınırlı tutulmamıştır. Bu yüzden, Ermenistan’da Taşnak hükümetinin otuz aylık (Mayıs-1918, Kasım-1920) iktidarı döneminde, Ermenistan arazisinde yaşayan Azerbaycan Türklerinin yüzde altmışının öldürülmesine hiç kimsenin şaşırmaması gerekir.
“Ben kısa zaman önce Ermeni çetelerinin Kars dolaylarında yaptıkları vahşilikler hakkında dehşetli bilgiler aldım. Zivin’de Tiflis’e bir telgraf gönderdim. İnsanlığın geleceği için Ermenilere Müslüman halk üzerinde bağımsız yönetim hukuku verilmemesini, onların askerlerini hiçbir düzene uymadıklarını ve kontrol altında tutulamadıklarını, büyük vahşetler yaptıklarını bildirdim. Bütün bu olanlar yüzünden, insanlık ve adalet namına bizim de sorumluluk taşıdığımızı yazdım.” (Yüzbaşı A.Rovlinson. Advantures’in the Near East. 1918-1922. Londra. 1924. s. 327)
İngiltere’nin Diyarbakır konsolos yardımcısı Ermeni asıllı Tomas Boyacıyan, büyükelçi Uayt’ın “Ermeni Hıristiyanların öldürülmeleri” için, Osmanlı hükümetinin emir verdiğine dair belge istemesi karşısında “...tam anlamıyla gerçekleri söylemek gerekirse, hükümetten böyle bir emir hiçbir zaman gelmemiştir” diye cevap vermiştir. Boyacıyan “Ermeniler amaçlarına ulaşabilmek için birbirlerini öldürüyorlar ve sonra Müslümanları suçluyorlar. Bununla ilgili belgeler tarafınıza gönderilmiştir”. (Boyadjian to Chrmside, 10.8.1898)
Adıgüzel, dolayısıyla asıl soykırıma maruz kalanın Türkler olduğunun altını çizdi.
Her ne kadar günümüzde; sömürgeciler, işgalciler, devlet terörü uygulayanlar, uluslararası hukuku ayaklar altına alanlar, işkenceciler, gaspçılar, katiller, caniler, çifte standartçılar, adaleti çiğneyenler, evrensel kuralları hiçe sayanlar, kanun tanımazlar Haçlı zihniyetiyle Ermenilere arka çıkıp kol kanat gerseler de; Ermenilerin gerçekleştirdikleri soykırımları, cinayetleri, katliamları, işkenceleri ve işgalleri utanmadan mazur göstermeye çalışsalar da, izlediğimiz görüntüler; asıl soykırımı kimlerin yaptığını en güzel bir biçimde ortaya koyuyordu.
MİLLİ GAZETE 06.04.2006






