MEVLİD KANDİLİ KONUŞMASI
14.06.2000 /
Aziz ve sevgili izleyiciler ve dinleyiciler!
Bugün Rebiül-evvel ayının 11'ini 12'sine bağlayan kandil gecesi; Mevlid Kandili... Peygamber-i Zîşânımız Muhammed-i Mustafa Efendimiz Hazretleri'nin dünyaya geldiği günün sene-i devriyesi. Allah-u Teala Hazretleri --kendisine sonsuz hamd ü senâlar ederiz-- bize çok büyük nimetler bahşetmiş, hamd olsun, şükürler olsun. Bizi onun ümmeti eylemiş. Onun ümmeti olmak çok büyük devlet, çok büyük nimet, çok büyük saadet...
Kendisi peygamberlerin serveri, önderi olduğu gibi, seyyid-i veled-i Adem, Ademoğullarının seyyidi olduğu gibi, server-i enbiya olduğu gibi; ümmeti de ümmetlerin efdalıdır ve en kıymetlisidir. Ne mutlu onun ümmetinden olanlara ve bizlere!...
Allah-u Teàlâ Hazretleri nice nice mübarek kandillere, güzel gecelere, gündüzlere sağlıkla, afiyetle cümlemizi erdirsin... Ve kendisinin rızasına, Peygamber-i Zîşânımız'ın şefaat-i uzmâsına cümlemizi nâil eylesin...
Peygamber SAS Efendimiz'in Mevlid Kandili gecesinde en önemli olan husus, Peygamber Efendimiz'in sünnet-i seniyyesine uymayı çok dikkatli bir şekilde müslümanların uygulamasıdır. Bugün müslümanların arasında çok farklılıklar, hattâ İslâm'ı anlayışında ve uygulayışında farklılıklar, gevşeklikler, zaaflar, kusurlar, hatalar görülüyor. Çok büyük hatalar, yâni ahiretlerini tehlikeye sokacak, ahirette azaba uğramaya sebep olacak yanlış düşünceler, inançlar, davranışlar, uygulamalar, bid'atlar, sünnete aykırı işler. Yâni Peygamberimiz'in öğretmediği, söylemediği, tavsiye buyurmadığı, sonradan ortaya çıkmış olan şeyler...
Müslümanların Peygamber SAS Efendimiz'i son derece dikkatli bir şekilde, severek, aşk ile şevk ile takip etmesi lâzım! Sevgi neyi gerektirir?.. Kuru bir sevgi olmaz; ittibâ etmeyi, uymayı gerektirir. Arapça bir şiirde geçiyordu:
"Sen hem Allah'ı seviyorum diyorsun ey kişi, hem de Allah'a isyan ediyorsun, günahlar işliyorsun; olur mu böyle şey?.. Bu mantık bakımından apaçık bir tezattır, yanlış bir şeydir. Hem seviyorum diyorsun, hem de itaat etmiyorsun! Hakikaten içinden sevseydin, isyan etmen, sözünden dışarı çıkman mümkün olmazdı. Çünkü aşıkın, ma'şukunun sözünden çıkması mümkün olmaz. Seven kişi sevdiğine tam manasıyla itaat eder."
Tabii bir müslüman, Allah-u Tealâ Hazretleri'ne kayıtsız şartsız teslim olacak. Müslümanlık ne demek? Teslim olmak demek. Kendimi teslim ettim, koyuverdim. Onun iradesi neyse, emri neyse, buyruğu neyse onu yapacağım demek. Hem öyle diyoruz. Çünkü iki cihan saadetinin anahtarı bu. Elhamdü lillah iyi bir şey deniliyor, iyi bir yapılmış oluyor. Ama arkasından itaatsizlik; yani Allah'ın emrine aykırı işler, günahlar, suçlar, kusurlar; edebe ahlâka aykırı bir sürü hata...
Tabii, "Hatasız kul olmaz!" diyoruz ama bu mâzeret değil. Yani hatasız kul olmaz ama kul iyi yapmaya çalışacak, her şeyi güzel yapmaya gayret edecek de, yine de hatasız olmaz. Yâni iyi yapmak istediği halde, kusurları olabilir.
Ama bir de, hiç iyi yapmaya yanaşmadan, kötülükte devam edip, "Hatasız kul olmaz, hata ediyorum, ne yapayım?" diye hatayı küçümsemek, günahı küçümsemek çok çok yanlış olur.
Peygamber SAS Efendimiz'e ittibâ etmemiz, yâni sözlerine, tavsiyelerine, emirlerine, sünnetine müslümanlar olarak uymamız lâzım! Kurtuluşumuz burada...
İşte İran, işte Irak, işte Suriye, işte Arabistan, Yemen, Mısır, Sudan, Cezair, Tunus, Fas... Koca koca Pakistan, Orta Asya'daki Türk cumhuriyetleri... Bunların hepsi müslüman ülkeler ama birleşemiyorlar. Ama birbirleriyle birleşememekten öteye ihtilaf halinde, kavga halinde, bazen savaş halinde oluyorlar.
Müslüman müslümana silah çekiyor... Aslâ olmaz. Müslüman müslümanın her yönden yardımcısı olacak, objektifi olacak, yardımına koşacak, ihtiyaçlarını giderecek. Böyle bir şey görülmüyor. Neden?.. Çünkü müslümanlar gerçek müslümanlıktan uzak, hakîki müslümanlıktan uzak yaşıyorlar ve bir sürü yalan yanlış fikirlerle avunuyorlar.
Peygamber SAS Efendimiz'i seven... Peygamber Efendimiz'i tabii seveceğiz, dinimizin esası o... Ezanda, (Eşhedü enne muhammeden rasûlüllah) diyoruz Namazda teşehhüde oturduğumuz zaman tahiyyatı okuyoruz. O kadar ibadetlerimizin içinde, o kadar bizim için önemli... Seviyoruz. Tabii severiz, elbette severiz, tanıyan mutlaka sever. Çünkü her huyu en güzel, her hali en güzel; soyu güzel, huyu güzel, hali güzel, sözü güzel, tavsiyesi güzel, her şeyi güzel!.. İnceledikçe göreceksiniz.
En çok okuyacağınız kitaplar Peygamber Efendimiz'in hadis-i şerifleri olmalı! Okudukça anlayacaksınız, Peygamber SAS Efendimiz neden Allah'ın en sevgili kuluymuş, onu göreceksiniz. Sanıyorum ki kendinizin müslümanlığının, asıl müslümanlıktan ne kadar farklı olduğunu hayretle göreceksiniz.
Herkes Türkiye'de müslümanlığı kimseye bırakmıyor. Ona seviniyoruz, güzel. Bizim sevdiğimizi o da seviyor, bizim inancımızı o da kabul ediyor; seviyoruz.
Ben Edebiyat Fakültesine ilk gittiğim zaman, doçent dersi anlatırken “Peygamberimiz” dedi diye, üniversiteden Beyazıt'a kadar sanki ayağım yere basmadı, havalarda uçarak geldim. Çünkü o zamanlar hiç böyle, Peygamberimiz'den söz edilmiyordu. Çok zavallı bir devreydi.
Ne yapmak lâzım?.. Peygamber SAS Efendimizi'in hadislerini öğrenmek lâzım! Ve hayatını tanımak lazım! En başta okuyacağınız kitaplar, kütüphanenizde bunlar olacak.
Benim çok sevdiğim kitaplardan, kolayca elde edebileceğiniz ve neşri çok olduğu için, açıklamalarını ve sairesini kolayca takip edebileceğiniz Riyâzus-Sàlihîn var. Diyanet'in bastığı Sahîh-i Buhàrî var. Sahîh-i Müslim var. Ebû Davud var, Neseî var, İbn-i Mâce var... Bunların hepsi Türkçeye tercüme edildi. O kitapları, sahih kitapları okuyacaksınız. Ve her okuduğunuzda da, okuduktan sonra uygulayacaksınız.
İlim sırf bilgi toplamak için değildir İslâm'a göre; bildiğini uygulamaktır. Bir Peygamber Efendimizin sünnetini öğreneceksiniz, uygulayacaksınız! İki; ümmet şuuruna sahip olacaksınız!
Allah'ın sevdiği, Allah'ın rahmetine ermiş, mazhar olmuş yüksek bir ümmettir ümmet-i Muhammed... Ümmet-i merhumedir; yâni Allah'ın rahmetine ermiş, medhedilmiş bir ümmettir.
Ümmetini seveceğiz, ümmet şuuruna sahip olacağız ve ümmeti her türlü tehlikelerden korumak için, elimizden geldiğince gayret göstereceğiz ve her türlü yardımı yapacağız.
Bakın ben Avustralya'dayım. Binlerce kilometre mesafe var Türkiye ile aramızda... Ama bazen kalkıp Avrupa'ya gidiyorum, bazen Amerika'ya gidiyorum. Gidilebiliyor. Ama işte müslüman Afrika, işte müslüman Asya... İşte gittiçe ibret alacağımız, göreceğimiz, veyahut gidip de İslam'ı yaymak için çalışacağımız yerler.
Elimizde çok çeşitli imkânlar var. Biraz müslümanların gözlerini açması lâzım!.. Türkiye'deki müslümanların gözlerini açıp, biraz böyle dışa açılması, dış seyahatler yapması, işlerini ona göre ayarlaması lâzım!..
Ben bu seyahatlerimde nereye gittiysem... Meselâ, Kanada'ya gittim; meselâ, Malezya'ya gittim; meselâ, Avustralya'ya gittim. Nereye gittiysem, orada başka müslümanların seyahat maksadıyla gelmiş olduklarını ve oralarda İslâmî çalışmalar yapmakta olduklarını gördüm. Hem de çok paraları da olmadan, ama merak edince, isteyince oluyor.
Demek ki biz biraz geri kalmışız. Yakınımızdaki komşularımızı bile tanımıyoruz. Antep'ten biraz aşağısı Haleb'dir; ne kadar güzel bir şehirdir. Şam ne kadar tarihi değerleri olan bir yerdir. Ürdün ne kadar güzeldir. Bağdat; ana gibi yar olmaz, Bağdat gibi diyar olmaz! İşte Mısır, dillere destan tarihî bir ülkedir, İslâm ülkesidir. Yani biraz cesur olup gezmek lâzım! Gezmeyi de hizmet duygusuyla, aşkıyla, şevkiyle yapmak lâzım!..
Bu sefer hacca giderken doğrudan doğruya uçmadık, hacca gidelim, hemen hac vazifesini yapalım, dönelim demedik; başka türlü yaptık. Hacca gitmeden önce Brunei, Malezya, Pakistan seyahatleri yaptık. Türkiye'den de kardeşlerimiz geldi. Oralarda müslümanları ziyaret ettik. Oradan hacca geçtik. Son derece faydalı ve verimli oldu. Son derece ibretli ve kıymetli oldu. Bu seyahatten çok istifade ettik, çok geniş ufuklar açtı bize. Ve inşaallah çok da maddî, mânevî faydalar hasıl olacak.
Onun için, Peygamber SAS Efendimiz'in sevgisini içinizde canlı tutmaya gayret edin! Salât ü selâmı Peygamber Efendimiz'e çokça getirerek sevap kazanmaya çalışın! Çünkü salât ü selâmın sevabı çok...
Sünnet-i seniyyesini öğrenip, onu uygulamaya çalışın! Çünkü sünnet-i seniyyeyi uygulayana bin şehid sevabı verilecek. O kadar kıymetli sünnet-i seniyeyye uymak, bid'atlardan kaçınmak, dinde yeri olmayan işleri bırakmak ve sünnet-i seniyyeye uygun bir hayat tarzı, yaşam tarzı kurmak...
Bunu yapmak için, var gücümüzle çalışmalıyız. Bu çok sevap. Ondan sonra da ümet-i Muhammed'e hizmet etmeye çalışmalıyız.
Tarihimize şöyle geri dönüp bakacak olursak: Bu ümmet-i Muhammed dediğimiz insanların çoğu kendi vatandaşlarımızdı. Büyük bir devlet iken bizle beraberdi, aynı çatı altındaydık. Sonra harplerle, darblarle, çatışmalarla, oyunlarla onları çoğu elimizden gitti ama, kalbimizden çıkmadı. Kaderin cilvesidir, elden çıkabilir ama, gönlümüzden çıkmamalı. Oraların bir zamanlar bizim diyarlarımız olduğunu unutmamalıyız.
İmam Şâfî RA'i --Allah makamını yüceltsin, cennette buluştursun-- çok seviyorum. İmam-ı Azam Efendimiz'in mezhebindeniz ama, onun bir sözü beni çok etkiliyor:
"--Bir zamanlar İslâm diyarı olan bir yer, devir değişse, çeşitli sebeplerle başkalarının eline geçse bile, oralar islam diyarıdır." diyor.
O gözle bakmalıyız. Ve onun tekrar aslî, güzel haline gelmesi için de gayret etmeliyiz. İslâm'ı yaymaya çalışmalıyız, sünnet-i seniyyeyi öğrenmeye öğretmeğe çalışmalıyız!.. .
Allah-u Tealâ Hazretleri, Peygamber Efendimiz'i, sünnetini öğrenmeyi nasib etsin... Sevgisine, şefaatine nail olmayı nasib etsin cümlemize... Rüyalarımızda gül cemâlini görmemizi nasib eylesin... Sünnetine uygun yaşayıp, imân-ı kâmil ile, mü'min-i kâmil olarak ahirete göçtükten sonra, ahirette Peygamber Efendimiz'e komşu olmayı nasîb eylesin...
Cenâb-ı Hak nice nice mübarek günlere, gecelere, kandilere, mevlidlere sağlıkla, afiyetle cümlemizi eriştirsin... Bu kandiller, bu açılan yeni devir, yeni bin yıl ümmet-i Muhammed'e hayırlı olsun...
Allah hepinizden razı olsun... Hepinize candan dualar ederim, dünyanın ve ahiretin hayırlarına nâil olun...
MEVLİD KANDİLİ VE AİLE
Kadın ve Aile - Kasım 1986
……
Allah'ın kahraman arslanı Hz. Ali radiyallahu anh ve kerremallahu vecheh'den rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz s.a.s. buyurmuşlar ki:
"Çocuklarınızı şu üç esas üzere terbiye edip yetiştiriniz:
Ben Peygamberinize muhabbet beslemek;
Benim Ehl-i Beyt'ime muhabbet beslemek;
Kur'an-ı kerim okumak; çünkü hamde-i Kur'an yani Kur'an'a sahip olanlar, onu ezbere
bilenler, ahkamına aşina olanlar, başka hiçbir sığınak ve gölgenin olmadığı (ve güneşin halkın başına bir mil kadar yaklaştırılacağı) mahşer gününde, enbiya ve asfiya ile (yani peygamberler ve safi, veli, makbul kullar ile) beraber Arş-ı A'la'nın gölgesinde izzet ve ikramda olacaklar."
Demek ki bütün ailemiz fertlerine ve özellikle de çocuklarımıza, Peygamber Efendimizin eşsiz değerini ve büyüklüğünü anlatıp, onların gönüllerinde peygamber aşkını şulelerini tutuşturmak, biz anne ve babalar için, çok önemli ve ilahi bir görev oluyor.
Mevlid kandili ise bu iş için paha biçilmez bir imkan ve fırsattır. O halde evimizi o gece için bayram günü gibi temizleyip bezemeli; en güzel ve pak elbiselerimizi giyinmeli, en cici takkeleri, işlemeli namaz başörtülerini, alımlı ve sevimli tesbihleri, süslü seccadeleri bu vesile ile kız ve erkek çocuklarımıza hediye etmeli; sokağımızı süpürüp düzenlemeli, fakerlere sadakalar vermeli, komşulara ikramlarda bulunmalı, tebrikleşmeli; o gece yatsı namazına çoluk çocuk sevinçle camilere gitmeli; oralardaki programları vaazları can kulağı ile dinlemeli; Kur'an'lar ilahiler okumalı, tesbihler çekmeli, zikirler, ibadetler etmeli, çokca selatü selamlar ile geceyi imar ve ihya eylemeliyiz.
Bütün bunların üstüne bastıra bastıra, önem vererek, zevk ve şevkle, seve sevine yayalım, taki bu gece, çocuklar dan büyüklere, aileden çevreye kadar herkeste unutulmaz tatlı hatıralar, derin köklü imajlar olarak kalsın; yaşanan o kutlu ve mutlu anlar, o nurlu ve sevinçli duygular, gönülde, dimağda yerleşsin; Peygamber Efendimize daha bir şevkle bağlanılsın; sünnet-i seniyyesi iyice tanınsın, yaşasın, başlara tac yaşamımıza minhac olsun.
Sevgili aile reisleri!
O günü asla sönük geçirmeyin, akşama eve kucaklarınız dolu dolu gelin, evinizi, sofranızı, çiçekler, meyveler ve tatlılarla kandil simitleriyle şenlendiriniz. Çünkü bilirsiniz ki bilhassa çocuklar için sevginin yolu boğazlardan ve mideden geçmektedir. Bilin ki onları sevindirmenin sevabı çok yüksektir. Nitekim sahhi-i Müslim de rivayet edilen şu hadis-i şerif, aile için yapılan mesrafların üstün değerini belirtmek bakımından ne kadar önemli ve anlamlı bir belgedir.
Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:
Allah yolunda (cihada) harcadığın bir dinar (yani altın) para; köle azad olması için verdiğin bir dinar, yoksula sadaka olarak verdiğin bir dinar ve nihayet, Allah için sarf ettiğin bir dinar... Bunların sevap bakımından en büyük ve en yükseği ailene sarf ettiğin dinardır."
Ben de buradan hepinizin ve tüm diğer dostların mevlid kandilini bütün kalbimle kutlar; dualarımı sunar; kısacası Peygamber Efendimizin has ümmetleri arasına katılmanızı, gün gibi gül yüzünü rüyalarda doya doya görmenizi, has bahçesine daha dünyada girmeniz, ahirette de cennet-i A’la’da O'nunla ailece komşu olmanızı Cenab-ı Hak'tan niyaz eylerim.
MEVLİD-İ ŞERİF KANDİLİ
Kadın ve Aile - Temmuz 1996
…
Olgun ve arif müslümanlar çok iyi bilirler ki Resûlüllah ve Habîbullah olan Muhammed-i Mustafâ Efendimiz'i derinden ve içten sevmek, İslâm'ın özü, aslı ve temelidir. Bunu kavrayamamış, kalbi aşk-ı Muhammedî ile yanıp tutuşup nurlanmamış bir kişi gerçek mü'min değildir. O peygamberlerin en üstünü ve en güzelidir, insanlığın baş tacıdır, iki cihan serveridir, Allah'ın alemlere rahmetidir. Gönüllerin sultanı ve tabîbi, günahkâr mü'minlerin şefaat ümididir.
Cümle cihanın dindar halkları, eğer yaradan Yüce Mevlâ'yı seviyor iddiasında samîmî iseler, onun hak Habîbi, gerçek elçisi Muhammed'e ittibâ ve iktidâ eylemelidirler; çünkü o son peygamberdir, ahir zaman nebîsidir. Hazret-i İbrâhim'in duası, Hazret-i İsâ'nın müjdesidir. Her peygamber hâl-i hayatlarında kendi ümmetlerine, eğer onun zamanına yetişirlerse ona iman edip bağlanmalarını vasiyet eylemişlerdir. Her gerçek kutsal kitapta onun medh ü senâsı vardır.
Binâen aleyh, meselâ hem budistler, hem yahudiler, hem hıristiyanlar --dinlerini icâbı ve kendi peygamberlerinin vasiyeti gereği-- Peygamberimiz Hazret-i Ahmed ü Mahmûd ü Muhammed'e iman etmeli ve tâbi' olmalıdırlar. Bunu kendi rahib ve din adamları da bilirler. Onun için, büyük vebal ve sorumluluk altındadırlar. İman ederlerse hem kendilerini, hem de mensub ve müntesiblerinin sevaplarını kazanacaklarından mükâfatları kat kat fazla olacak; aksine inat, taassub ve temerrüd gösterirler, gerçekleri gizlerler ve inkâr ederlerse, azapları çok şedid ve müthiş olacaktır.
Bizden ikaz ve ihtar etmek, tebliğ ve teklif eylemek; onlardan itâat ve icâbet!.. Hangi yolu seçeceklerini kendileri bilir.
Çocuklarımızı Resûlüllah sevgisi üzere yetiştirmek, bize dinimizin çok mühim bir emridir. Onlara imanı, İslâm'ı, Kur'an-ı Kerim'i ve Sünnet-i Seniyye-i Nebeviyye'yi çok iyi öğretmemiz ve benimsetmemiz lâzım geliyor. Sünnetin zıddı, aksi, tersi bid'at'tir. Bid'at dinde felâkettir. SAS Efendimiz:
"--Her bid'at dalâlettir (sapıklıktır), her dalâlet ve onu çıkaran kişi cehennemliktir." buyurmuştur.
Ülkemizde dindarlığın bağnazlık, şeriatçılığın rejim düşmanlığı, Allah'ın ahkâmına uymak istemenin çağdışılık sayıldığı küfür ortamında, çok uyanık olmak, çok iyi yetişmek, Kur'an ve Sünnet'e sımsıkı sarılmak ve çok çalışmak zorundayız.
Elhamdü lillâh dinimiz haktır, başka bâtıl veya muharref dinlere benzemez. İslâm'ı diğer yalan yanlış, iptidâî ve ilkel inançlarla bir kefeye koymak çok büyük bir yanılgı, çok müthiş bir cehâlet ve dalâlet, hattâ hıyânettir. Bu gibilere misâllerle İslâm'ın emsâlsiz üstünlüğünü, harika sağlamlığını, hayran edici mükemmelliğini, çağdaşlığını, çağlar-üstülüğünü, evrenselliğini anlatmalı ve göstermeliyiz.
Süper güçlü ama bâtıl inançlı, iğrenç ahlâklı, iki yüzlü, hunhar ve gaddar devletler, Mekke-i Mükerreme'mizi hedef almış, İslâm dinini hasım edinmiş, binbir hile ve desise ile müslümanlara zarar vermeğe, hattâ onları yok etmeye yönelmiş, çalışıp durmakta iken, bizim de yapacağımız en doğru iş Allah'a dayanmak, Resûlüllah sevgisine sarılmak, topyekün seferberlik ilan etmek ve var gücümüzle gece gündüz çalışmak, fî sebîlillah cihad etmektir. Mevlâ muînimiz, tevfik refîkimiz olsun...
Bendeniz, cümlenizin Mevlid Kandilinizi candan kutlar, hepinizin Rızâ-yı Bârî'ye ve şefâat-i Peygamberîye vâsıl ve nâil olmanızı, iki cihan saadetine ermenizi; daha nice nice mübarek gün ve geceleri devlet ve izzetle, sıhhat ve afiyetle idrak buyurmanızı Cenâb-ı Hak'tan temenni ve niyaz eylerim, aziz ve sevgili okuyucularım!..






