Ahmet Varol: İslâmî kesimde bir endişe var: Acaba HAMAS baskılardan veya yönetime gelmekten dolayı ilkelerinden taviz verecek mi, İsrail’i tanıyacak ve onunla pazarlığa girecek mi?
Halid Meş’al: - Bazıları uygulanan baskıların çok büyük olduğunu görmelerinden dolayı şöyle düşünüyorlar: HAMAS’ın önünde şu iki seçenek var; eğer başarılı olmak istiyorsa baskılara boyun eğecek, ya da bunun alternatifi başarısızlık olacaktır. Biz diyoruz ki, hayır. Baskılara boyun eğmeyeceğiz ve inşallah başarısızlığa da maruz kalmayacağız. Öte yandan baskılara boyun eğmek de zaten başarıya götürmüyor. Bilakis başarısızlığa götürüyor. Biz baskılara boyun eğmeyeceğiz. Çünkü halkımız bizi haklarını savunmamız için seçti, o haklar üzerinden pazarlık yapmamız için değil. HAMAS direniş, toprağa sahip çıkma, bağımsızlık, yurda dönüş hakkı, Kudüs davası, tam bağımsız bir Filistin devleti kurulması, Filistin halkının haklarının alınması konusunda kararlılık gösterdiğinden dolayı halk bu hareketi seçti. Bu durumda nasıl bu tutumumuzdan dönebiliriz?
BASKILAR OLSA BİLE İLKELİ TUTUMUMUZ SÜRECEK
Sonra biz imanlı insanlarız. Bizim bu konudaki tutumumuz ilkesel bir tutumdur. Dinî bir tavırdır. Baskılar ne kadar çok olsa da ilkelerimizden vazgeçmemiz söz konusu olamaz.
Ayrıca önümüzde yaşanmış tecrübe var. Taviz verenler bir şey elde edemediler. Aksine hem kendilerine hem de halklarına zarar verdiler. İtibarlarını kaybettiler. Onlara ne İsrail ne de Batı saygı gösterdi. Biz ise karşı tarafa saygınlığımızı kararlı olduğumuzu göstererek, ilkelerimize ve haklarımıza sahip çıkarak kabul ettireceğiz.
Taviz söz konusu değildir. Böyle bir şeyin olmayacağı hususunda, Müslüman halklara ve toplumlara güven verecek bir husus şudur ki HAMAS ferdî hareket değil, kurumsal harekettir. Onda kararları, belli bir kişi almaz. Bir yönetim kadrosu mevcuttur ve kararlar bu kadroyla alınır.
Ahmet Varol: - Bazen İsrail’le doğrudan görüşmeler olabileceği ihtimalinden söz ediliyor. Böyle bir şey mümkün müdür?
Halid Meş’al: - Sorun görüşmede değildir. Sorun İsrail’in inatçı tutumundan kaynaklanmaktadır. İsrail Filistinlilerin haklarını tanımama konusundaki tutumunu aynen sürdürüyor. Filistin halkını, karşısında bir görüşmeci muhatap olarak görmüyor. Filistin halkının veya Arap tarafının tutumuyla buluşacak bir tutum sergilemiyor. Örneğin Arap ülkeleri bundan dört yıl önce İsrail’in 1967 öncesi sınırlara çekilmesini esas alan bir öneri sundular. Fakat İsrail bunu da reddetti. Oslo Anlaşması’nı sonlandıran İsrail’dir. Yine Yol Haritası Planı’nı geçersiz hale getiren İsrail’dir.
Ortadoğu Dörtlüsü’nün üzerinde durduğu Yol Haritası vardı. Fakat İsrail bunu pratik açıdan uygulanamaz hale getirmiştir. Bu plana karşı dört şart, dört “hayır” ileri sürdü. Yani dört veto kullanmış oldu. 1967 sınırlarına çekilme şartını veto etti. Kudüs’ten çekilmeyi veto etti. Yurda dönüş hakkını veto etti. Bir de yahudi yerleşim merkezlerini dağıtmayı veto etti. Neticede İsrail önüne oturup konuşabileceğimiz, görüşmeler yoluyla sonuçlandırılacak bir öneri ileri sürmüyor. İsrail barış seçeneği sunmuyor. O her zaman savaş seçeneğini, düşmanlık, işgal ve baskının devamı seçeneğini sunuyor. İsrail barış seçeneğini değil, savaş ve düşmanlık seçeneğini ileri sürmektedir.
İşin gerçeğinde HAMAS öncesinde de gerçek anlamda görüşmeler olmamıştır. Çünkü Ebu Ammar her ne kadar masaya oturduysa da İsrail onu bir görüşmeci olarak karşısına almıyordu ve ona bir şey de vermemiştir. Dolayısıyla sorun Filistin veya Arap tarafının tutumunda değil, İsrail tarafının tutumundadır.
BİZ ASLA HALKIMIZA HAKSIZLIK ETMEYİZ
HAMAS Allah’ın izniyle niçin başarılı olacaktır. Muhtelif etkenler var. Birinci olarak HAMAS bir halk tabanına dayanmaktadır. Biz büyük bir halk tabanına dayanan önder kitleyiz. Bu halk tabanı, onu hem direniş ve mücadeleyle hem de demokratik kanalla ve seçimlerle güçlendirmiştir. Bizi başarıya götürecek etkenlerden biri de HAMAS’ın halka hizmet ve toplumsal faaliyet alanındaki tecrübesidir. Bu hareket İsrail’i Gazze’den çekilmeye zorlayan başarılı bir direnişe öncülük etmiştir. Bu da bir etkendir. Önemli bir etken de şudur ki HAMAS’ın öncüleri dürüstlüklerini, örnekliklerini, önderliklerini ispat etmişlerdir. Halk bunu görmüş ve etkilenmiştir. Biz asla halkımıza haksızlık etmeyiz. Bazıları halka Gazze’yi Hong Kong ve Tayvan’a dönüştürecekleri vaadinde bulundular. Biz halka böyle vaatlerde bulunmayız. Biz diyoruz ki şartlar ağırdır. Halkımız işgal altında yaşamaya devam ediyor. Tahammül etmek ve sabretmek zorundadır. Fakat bu sabır ve kararlılığın karşılığını alacağız. Halkımıza saygın bir hayat kazandırmaya çalışacağız. Ona direnişin şartlarını oluşturmaya çalışacağız. Fakat Filistinli halkımıza ihanet etmeyecek, ona karşı her zaman gerçekçi olacağız. Bir halk, yönetiminin sabırlı olduğunu görürse kendisi de her zaman sabırlı olur. Halk, başındaki yönetimin kendisiyle birlikte aç kaldığını, halkı aç bırakıp da kendi karnını doyurmadığını görürse o da onunla birlikte tahammül eder. Bu da HAMAS yönetimini başarıya götürecek önemli etkenlerden biridir. Ayrıca HAMAS, halkının ve hatta mensubu olduğu ümmetin kendisiyle birlikte olduğunu bilmektedir. Arap toplumlarının ve İslâm ümmetinin güvenini kazandığını, dolayısıyla bunların kendisiyle bir olacaklarını düşünmektedir. Sadece devletler değil, öncelikli olarak halklar. Bu yüzden inşallah başarılı olacaktır.İsrail ne kadar zorlama yapsa da irademizi kıramayacaktır.
VAKİT 15.04.2006






