İran'ın uranyumu yüzde 3.5 oranında zenginleştirmesine rağmen -ki bu sadece nükleer reaktörlere enerji sağlayabilecek bir orandır- ABD kızgın bir tavırla İran'ın zenginleştirme çalışmalarını sürdürerek yanlış bir adım attığını açıkladı. Ancak ABD'nin anlamsız reaksiyonu İran'ın nükleer enerji üretimi alanındaki istekliliğine engel olmayacaktır. Çünkü sivil amaçlı nükleer enerji sahibi olmak birçok ulusun istediği şey ve kimse İran'ın elinden bu hakkı alamaz.
Şimdi, üç yıl süren tartışmalardan ve görüşmelerden sonra -ki bu süreçte İran uluslararası toplumun güvenini kazanmak için Batı'nın tüm koşullarını kabul etti- İran doğru yolu buldu.
Anlaşma ihlal olmuyor
Nükleer Silahsızlanma Anlaşması kuralları çerçevesinde uranyum zenginleştirmek anlaşmaya imza atan her ülkenin doğal hakkıdır. O zaman İran nükleer enerji üreterek anlaşmayı ihlal etmiş olmuyor. Tersine nükleer programa sahip olması, uluslararası karar alma sürcinde rol alabileceği anlamına geliyor.
İran halkının sevinçle karşıladığı büyük zafer, ülkenin bilimsel ve teknolojik olanaklarını insanlığa özellikle de Üçüncü Dünya'ya hizmet etmesini sağlayacaktır. Batı'yı en çok ürküten şey de bu. İran siyasi tarihinde kritik bir sürece girdi. Böyle hayati önemi olan bir teknolojiye sahip olduğunun bilincine varan İran halkı, bunun askeri amaçla kullanılmayacağını garanti altına alacaktır.
(Tehran Times, İran, 14 Nisan)
CUMHURİYET - 17 NİSAN 2006 PAZARTESİ





