İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0607:3908:2412:5315:3717:5619:24
Kabe

'28 Şubat’ı ararız'

Türkiye
|

TMK Tasarısı Değerlendirme Raporu’nu hazırlayan Av. Ceylan: “Bu maddeler kötü ellerde uygulandığı takdirde

TMK Tasarısı Değerlendirme Raporu’nu hazırlayan Av. Ceylan: “Bu maddeler kötü ellerde uygulandığı takdirde, 28 Şubat’ı aratan uygulamalar önümüze çıkabilir. 163 ve 312. maddeyi arar duruma gelebiliriz.”

2002 yılından bu yana hep özgürlükler lehinde hukuki değişikliklerin yaşandığı ülkemizde, yeni Terörle Mücadele Kanunu (TMK) ile özgürlükler aleyhine düzenlemeler getiriliyor. Bu da hükümetin bugüne kadar “kaşık”la verdiği özgürlükleri “kepçe”yle aldığı yorumlarına yol açıyor.

Ülke gündemini önümüzdeki günlerde de yoğun bir şekilde meşgul edecek TMK’daki tartışmalı konuları, TMK Tasarısı Değerlendirme Raporu’nu hazırlayan ekibin üyesi Avukat Necati Ceylan’la konuştuk. Ceylan, şu an Meclis’te olan tasarının yasalaşması halinde eski 163 ve 312. maddeyi arayacağımız uyarısında bulunuyor.


- Necati Bey, izniniz olursa öncelikle genel hatlarıyla TMK’yı değerlendirmenizi isteyeceğim. Tasarı Türkiye’nin terörle mücadelesinde yeterli kanuni altyapıyı sağlayabilecek bir yapıda mı?
- Öncelikle şunu hemen belirteyim; Türkiye’nin özel bir TMK’ya ihtiyacı yok. 5237 Sayılı TCK, terör eylemleri de dahil, bütün eylem ve fiiller için gerekli cezai müeyyideleri öngörüyor. Bunun için de ayrıca bir TMK’ya ihtiyaç yok. Ancak, son zamanlarda terör eylemlerinin artmasının belirli mihraklar tarafından planlandığını düşünüyorum.

- Tasarının destek bulabilmesi için terör korkusunun oluşturulduğunu mu düşünüyorsunuz?

“EYLEMLER PLANLIYDI"

- Planlı bir şekilde yapılan bu eylemler neticesinde, sanki bir TMK’ya ihtiyaç varmış gibi bir hava bilinçli bir şekilde oluşturuldu. Bu oluşan havanın fırsat bilinmesiyle de, temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunulacak şekilde bir tasarıyı kamuoyunun önüne getirdiler.

- Bugünkü mevcut hukuki altyapının Türkiye’nin terörle mücadelesi için yeterli olduğunu mu düşünüyorsunuz?
- TCK’da silahlı örgüt üyeliği, yöneticiliği ve benzeri gibi hususlara verilen cezalar zaten mevcut. Kaldı ki, yürürlükteki TMK da, diğer suçlardan ayrı olarak cezayı yüzde 50 artırıyor. Tasarının yasalaşması halinde terörün veya terör eylemlerinin duracağını düşünmek hayal mahsulüdür. Böyle olmuş olsaydı, otoriter ve totaliter rejimlerde terör faaliyetleri olmazdı. Aksine, baskıların çok olduğu ve özgürlüklerin kısıtlandığı ülkelerde daha çok terör eylemleri yapıldığını görmekteyiz.

- Hukuk metinlerinin terörü engellemedeki etkisi ve rolü nedir?
- Sırf hukuk metinleri ile ne terörü önleyebilirsiniz, ne de sosyal ve ekonomik sorunları halledebilirsiniz. Problemlerin hallolması için sosyal bir altyapı oluşturup, insanlarınızı mutlu etmeye çalışmalısınız. Hukuk ancak bu noktadan sonra işlevsellik kazanır. Bu yüzden de terörü hukukî müeyyide ve yaptırımlarla değil, sosyal politikalarla önleyebilirsiniz. 

- Raporda; tasarının 2. Maddesi’nin cebir ve cebir içermeyen bazı suçları terör suçları kapsamında ele aldığını ifade ediyorsunuz. Bunu neyle temellendiriyorsunuz?
- Bu madde son derece sakıncalı. Böyle bir maddeyi yürürlüğe koyduğunuzda çeşitli renklerdeki bayrak ve flamaları taşıyan, slogan atan ve yürüyüşe katılan insanları “terörist” diye nitelendirip ağır cezalar verebilirsiniz. Bir eyleme katıldığı için terörist nitelendirmesi ile karşılaşan bir kişi, 7.5 yıl hapisten başlayan bir yargılama ile kendini hakim karşısında bulabilir.

Raporunuzda, gazetelerin mahkeme kararı olmaksızın 15 gün süreyle kapatılmasının mümkün olabileceğini söylüyorsunuz. Bu çok rahat uygulanabilecek bir hüküm mü, yoksa bir korkuyu mu dile getirdiniz?
- Siz kanunları istediğiniz kadar iyi niyetle hazırlayın, ucu açık olduğu zaman kötü niyetliler eliyle uygulandığında, kötü sonuçlarla karşı karşıya kalmak son derece doğaldır. Kötü niyetli bir savcı, herhangi bir gazete veya dergi hakkında ortada net bir delil olmamasına rağmen böyle bir hüküm verebilir.

- Anlattıklarınızdan, tasarının üzerinde düşünülmeden ve yeterince tartışılmadan hazırlandığı şeklinde bir hükme varabilir miyiz?
- Sanki bu kanun, birileri tarafından Başbakan'ın önüne konuldu ve “Bu kanun çıkacak” denildi. Açıkçası, böyle bir hava oluştu ve biz bunu hissediyoruz. O zaman bu kanunu birileri istiyor diye düşünüyoruz. Zaten olayların birdenbire artması da bunu teyit ediyor. Olayların artmasıyla bu tasarıyı birbirinden bağlantısız görmek mümkün olmadığına göre, “Türkiye’yi böyle bir kanuna iten gizli bir el işbaşında mı?” diye düşünmekten kendimizi alamıyoruz.

- Hükümet işbaşına geldiği günden bu yana, AB’ye uyum çerçevesinde özgürlükçü ve demokratik atılımlarda bulundu. Bugün ise, kaşıkla verdiği özgürlükleri kepçeyle alıyor pozisyonuna düşmüyor mu?

- Aynen ifade ettiğiniz gibi, bugüne kadar getirilen özgürlüklerden geriye gidişle karşı karşıyayız. Bu da hükümetin icraat ve söylemleriyle taban tabana zıt bir durum oluşturuyor.


- TMK, bilinen yönüyle 1991 yılında PKK’ya karşı yani bölücü unsurlara karşı yürürlüğe giren özel bir kanun. Bugün yapılan değişikliklerle, MGSB’de dile getirilen iki tehlike olan “irtica” ve “bölücü terör”e karşı hükümler getirildiğini görebiliyoruz. Tasarının yasalaşması halinde, sözde “irticai eylemler” de terör sınıfına mı dahil edilecek?

SİNDİRME OPERASYONU YAŞAYABİLİRİZ

- Açıkçası bu tasarı, MGSB’de birinci tehdit olarak görülen “irtica”ya karşı özel olarak hazırlanmış gibi görünüyor. Özellikle 2. madde doğrultusunda cebir ve şiddet içermeyen eylemlerin terör kapsamında ele alınması, bu korkuları tescilliyor. Bir sindirme operasyonu ile karşı karşıya kalabiliriz.

- Tasarının ikinci maddesini TCK’nın 163 ve 312. maddelerinden daha mı ağır görüyorsunuz?

- Elbette... Bu maddeleri arar duruma gelebiliriz. Hatta daha net ifade edecek olursak, bu tasarı 28 Şubat sürecinde yürürlükte olan bir TMK olsaydı; bugün birçok mütedeyyin vatandaşımız veya başörtüsü yasağı ile 8 yıllık kesintisiz eğitimi protesto eylemlerine katılan vatandaşlarımız, “terörist” sıfatıyla cezaevinde olurdu... 


VAKİT  01.05.2006
AKRA