Asansörü terk ettiğinizde o laflar, odanızda, otelin jimnastik salonunda, havaalanında ve bir sonraki ülkede peşinizi bırakmıyordu. İşte bu ABD'nin propagandasının gücü; Edward Said'in 'Kültür ve Emperyalizm' adlı kitabında dediği gibi, bir partinin çizgisi gibi, 'elektronik olarak hayatlarımıza sızan' bir güç.
Parti çizgisi bir sonraki gün değişiveriyordu. Üç yıldır 'isyanın' arkasındaki güç, kana susamış bir Ürdünlü olarak Saddam'ın tahtının yeni adayı Ebu Musab Zerkavi liderliğindeki Kaide'ydi. Zerkavi'nin bir kez bile canlı görülmemesinin ve 'direnişçi'lerin sadece bir kısmının Kaide yanlısı olmasının önemi yoktu. Amerikalılar için Zerkavi'nin rolü, dikkatleri neredeyse tüm Iraklıların karşı çıktığı acımasız Britanya-ABD işgalinden uzak tutmaktı.
Bunların çoğunluğu Şiilerden oluşmuyor. Özel Polis Komandoları. Bu birimi CIA'in uzmanları kurdu ve eğitti; o uzmanlar arasında, 1980'lerde, El Salvador da dahil, CIA'in Orta Amerika'daki operasyonlarına katılmış emektarlar olduğu söyleniyor.
Amerikalı tarihçi Greg Grandin, kitabı 'Empire's Workshop'ta (İmparatorluğun Atölyesi) 'El Salvador Seçeneği'ni şöyle tanımlıyor: "Başkan Reagan Orta Amerika'ya yönelik politikayı yönetimdeki en azılı militaristlere emanet etti. El Salvador'da direniş karşıtı bir harekât yürütmek için günde bir milyon dolar harcandı. Reagan'ın iki görev dönemi boyunca 300 binden fazla insan öldürüldü, yüz binlercesi işkence gördü ve milyonlarcası mülteci konumuna düştü". 2003 işgali sonrasında,
bu bildik 'politika'nın Irak'ta da sahneye konması sadece bir zaman meselesiydi.
Araştırmacı yazar Max Fuller'a göre içişlerine bağlı ölüm timlerinin CIA yöneticisi, hem Vietnam'da hem de El Salvador'da tecrübe kazanmış biri. Amerikalıların yönettiği gizli milis güçleri birçok bombalama eyleminden sorumlu. Fuller, "Irak savunma bakanlığındaki istihbarat birimiyle çalışan Britanya ve ABD Özel Güçleri'nin Şiilere yönelik bombalama eylemlerine karıştığını" belirtiyor.
Tüm bunlar daha önce denenmişti. Şimdi Amerikan kamuoyu İran'a yönelik bir saldırıya hazırlanıyor; tıpkı Irak'taki kitle imha silahı yalanları gibi gerekçeler öne sürülüyor. Üstelik bu saldırı, hiçbir uyarı, savaş ilanı ve gerçek olmaksızın gerçekleşecek. Hilton asansöründe birlikte olduğum CNN'i izleyen insanlar, Ortadoğu, Latin Amerika veya başka bir yerde olanları anlamadıkları için affedilebilir. Onlar yalıtılmış insanlar. Onlara hiçbir
şey açıklanmıyor. Kongre sessiz. Demokratlar can çekişiyor. Dünyadaki 'en özgür' medya, kamuoyunu her gün aşağılıyor. Voltaire'in de dediği gibi: "Sizi saçmalıklara inandırabilenler, size suç da işletebilir".






