Her etnik grubun ülke yönetiminde söz hakkına sahip olmak amacıyla kıyasıya mücadele ettiği Irak'ta son bir yılda faili meçhul cinayetlerin ve toplu katliamların sayısında yaşanan artış, bu dehşetin arkasında kimlerin olduğuna ilişkin tartış maları alevlendirdi.
ABD'nin ''ölüm mangaları'' kartını Irak'ta bir iç savaş senaryosunu dillendirmek ve işgale karşı direnenleri sindirmek için tıpkı bir zamanlar Latin Amerika'da yaptığı gibi masaya sürdüğü ve Şiilerin kontrolündeki İçişleri Bakanlığı'nın bu katliamların arkasında olduğu yönündeki iddialar sık sık gündeme geliyor. Gerek Iraklı gerek ABD'li yetkililer, bu katliamlarla bağlantılı oldukları yönündeki iddiaları reddetmelerine rağmen ''ölüm mangaları'' her gece işgalle kuşatılmış Irak sokaklarında cinayetlerini işlemeyi sürdürüyor.
Irak'ta geceleri kimliği belirsiz silahlı ve maskeli grupların çoğunlukla Sünni Arapların yaşadığı evlere baskın düzenleyerek, sırf kendilerinden farklı bir etnik gruptan oldukları ya da direnişe katıldıkları şüphesiyle genç-yaşlı birçok insanı zorla alıp bilinmeyen yerlere götürdüklerine ilişkin haberler, artık neredeyse gündelik yaşamın bir parçası. Korku filmini andıran olayların çoğu, evlerinden kaçırılan bu kişilerin işkenceye uğrayıp acımasızca tek veya toplu katledilmeleriyle ya da gizli cezaevlerine götürülmeleriyle bitiyor.
Kafalarından kurşunlanmış, vücutlarına asit dökülmüş, üzerlerinde sigara söndürülmüş, elektrik verilmiş, hemen hepsi işkenceye uğramış kurbanların elleri ve gözleri bağlı halde sokaklara bırakılan cesetleri, yakınları tarafından bu tür katliamlarla dolup taşan morglarda en iyi olasılıkla birkaç gün sonra bulunuyor.
İŞGALE KARŞI OLANLAR ÖLDÜRÜLÜYOR
Çeşitli kaynaklara göre son dönemde başkent Bağdat başta olmak üzere ''ölüm mangaları'' din adamlarından işçilere, fırıncılara kadar değişik birçok kesimden 2-7 bin kişinin öldürülmesinden sorumlu. Bu kişilerin çoğunun ortak noktası ise ABD işgaline karşı olmaları.
Birleşmiş Milletler'in eski üst düzey yetkililerinden John Pace , şubat ayında yaptığı açıklamada, geçen yıl her ay Bağdat morguna vücutlarında işkence izleri bulunan 780 ile 1110 arasında ceset getirildiğini belirterek bazı silahlı grupların morgdaki yetkilileri otopsi yapmamaları, kanıtları saklamaları için tehdit ettiklerini kaydetmişti.
Salvador stratejisi





