İnsan onuru ve eşitlik, insan hakları fikrinin merkezinde yer alan iki temel değerdir. Bütün insanların eşit olması, insan haklarını evrensel kılar. İnsanların ve toplumların yaşamlarını insan onuru ve eşitliği temelinde birlikte sürdürebilmeleri için gerekli olan değerler ise özgürlük, adalet, ayrımcılık yapmamak, başkalarına saygı göstermek, hoşgörü ve sorumluluk bilinciyle hareket etmektir. Ayrım gözetmeksizin herkes insan haklarına sahiptir; devlet başkanları, çocuklar, kadınlar, erkekler, Afrikalılar, Avrupalılar, Asyalılar, mülteciler, suçlular, işsizler, hükümet dışı kuruluşlarda çalışanlar, öğretmenler, sanatçılar, işçiler...
İnsan hakları bizim için vardır ve insan haklarının tümüne saygı duyulması, bizim hakkımızdır. Kişisel haklarımız, fiziki ve ahlaki bütünlüğümüzü korur ve kişilerin kendi düşünce, din ve inançlarını korumalarına izin verir. Eşitlik ve özgürlük hakkı, düşünce ve ifade özgürlüğü, dini görevleri yerine getirme özgürlüğü, işkence görmeme ve öldürülmeme hakları gibi. İşkence, kötü ve insanlık dışı muamele ya da cezalandırma, hiçbir biçimde haklı çıkarılamaz ya da hukuken ve ahlaken savunulamaz. 'Emir almış olmak' da mazeret olarak kabul edilemez. İşkence görmemek hakkı, hiçbir koşulda askıya alınamayacak, istisnası ve sınırlaması olmayan mutlak bir haktır. Düşünce ve vicdan özgürlüğüne ilişkin haklar, kişilerin düşünce ya da inanç değiştirme özgürlüğü ile din ya da inancını tek başına ya da topluca ve açıkça ya da özel olarak yaşama ve açıklama özgürlüğünü içerir. Medeni haklarımız, yasal ve siyasal sistem içinde keyfi uygulamalara maruz kalmamamızı sağlar. Örneğin: Keyfi gözaltı ve tutuklanmaya karşı korunma, mahkeme tarafından suçlu olduğu karar verilene kadar masum sayılma hakkı, itiraz hakkı gibi. Siyasi haklarımız toplumsal yaşama katılmak için gerekli olan haklarımızdır. Oy kullanma hakkı, siyasi partilere katılma hakkı, özgürce bir araya gelme ve toplantılara katılma hakkı, bilgiye erişme hakkı ve düşünceyi ifade etme hakkı gibi. Özgürlükleri savunmak ne kadar önemliyse, sosyal ve ekonomik hakları da savunmak o derece önemlidir. 'Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi', devletlere; çalışma koşulları, adil ücret, grev, iş alanında kadın ve çocukların korunması gibi 23 toplumsal ve ekonomik hakkı güvence altına almalarını önerir. Sosyal haklarımız toplumsal yaşama tam katılım için gerekli olan haklardır. Öncelikli olarak eğitim hakkını, aile kurma ve sürdürme hakkını, sağlık hakkını, ayrımcılıktan korunma hakkını içerir.
Kültürel haklar, kendi kültürel birikimi ile toplumun kültürel yaşamına özgürce katılma hakkını ve bu kültürü gelecek nesillere aktarabilmek için eğitim hakkını kapsar. Yine de kültürel olarak sınıflanmayan diğer birçok hak, özellikle toplum içinde azınlıkta kalan gruplar için öznel kültürlerini korumak açısından son derece önemlidir. Örneğin; ayrımcılığa uğramama ve kanunlar karşısında eşit biçimde korunma hakkına sahip olmak gibi.
Bu hak ve özgürlükler; cinsiyete, ırka, renge, dile, dine, siyasal ya da başka düşünceye, toplumsal ya da ulusal kökene, azınlık olmaya, servete ya da diğer tüm durumlara dayanan herhangi bir ayrım gözetmeden sağlanmalıdır. Hepimiz insan haklarını korumalıyız ve savunmalıyız. İnsan hakları herkese lazım. Bugün bana insan hakları lazım değil diyenler, bunu savunmayanlar, insan hakları ihlallerine karşı çıkmayanlar; bir bakmışlar ki, yarın insan hakları kendilerine lazım olmuş...
Tıpkı Hitler döneminde, tarafsız bir kişinin, etrafındaki insanlar Naziler tarafından tek götürülürken ses çıkarmaması, sıra kendisine geldiğinde ise etrafında ses çıkaracak hiç kimsenin kalmamış olması gibi.






