Ülkemiz için önemli bir tehdit unsuru olan, Fransa'daki Ermeniler ile kuruluşlarının yıllardır süren etkinlikleri anlatılmaya çalışılmıştır.
Fransa, sözde dostumuz ve müttefikimizdir. Dış ticaretimizin de önemli bir partneridir. Vaktiyle, Türklere olduğu gibi hamilik ettiği Ermenilere de özellikle çok zararlar vermiştir. Bu kompleks, iç ve dış etkenler (zaman zaman, Türkiye'ye siyasi baskı uygulamak istemi) nedenleriyle, ülkesindeki Ermenilik etkinliklerini desteklemektedir. I. Dünya Savaşı'nda, kendisi de, Almanya'ya komşu Alsace bölgesindeki Almanca konuşan yurttaşlarını güneye nakletmiştir. Fakat aynı tarihlerde Osmanlı Devleti'nin Ermenilere uyguladığı tehciri, sözde soykırım olarak değerlendirip, olayı iyice siyasallaştırarak, yasa dahi çıkartmıştır. Ancak bu günlerde, Cezayirli yetkili devlet adamlarının ve 19 Fransız tarihçisinin çıkışları sonucu güç durumda kalan Fransız yetkilileri, ''Soykırım olaylarını tarihçilere bırakalım'' tezini öne sürmeye başlamışlardır.
Yıllardır yapılan Ermenilik etkinliklerine karşı koymada başarılı olamayan Türkiye, söz konusu tez ile kendini rahatça savunabilir. Bu konuda, çok geç kalmadan, tüm dünyada yoğun bir çalışma yapmanın zamanı gelmiştir. Fransa'daki iç politik etkenlere gelince, halen bu ülkede yaşayan Türklerin sayıları en az Ermenilerinki kadardır. Ancak, Türk nüfus çok dağınıktır. Yine de cami yaptırma, yeşil sermayeye para toplama vb. konularda organize olabilen vatandaşları da bu tehdit konusunda bilinçlendirip, siyasi arenada birlikte hareket etmelerini sağlamak TC hükümetlerinin başta gelen görevlerinden biri olmalıdır.
CUMHURİYET -17 MAYIS 2006 ÇARŞAMBA