Zaten, ikilinin 'hatalardan' söz etmesi, işgalin girdiği çıkmazdan kurtulmanın ümitsizliğinin bir başka ifade biçimi... Üstelik, söz ettikleri 'hatalar' savaş suçları; Irak'ta Iraklılara yönelik işlenen soykırım, modern dünyanın gördüğü suçların en çirkini.
İşgal 250 bin Iraklıyı öldürdü
İşgalin geçen üç yılda işlediği savaş suçları rakamlara dökülemiyor bile. Suç dosyalarının ne başı ne de sonu var. ABD basınının bile bugünlerdeki gündemi, Amerikan askerlerinin Hadisa'da evlere girip soğukkanlılıkla kadın, çocuk ve yaşlıları öldürerek yaptıkları katliamın korkunç ayrıntılarıyla dolu. Ve bu katliam, onlarcasından sadece biri. Öldürülen Iraklıların sayısını istatistiklere dökmekle uğraşan uluslararası çevreler, işgalin başından beri 250 bin Iraklının öldüğünü teyit ediyor.
Bunun tek sorumlusu ise işgal.
Üstelik, işgalin suçları sadece öldürmek, soykırım ve yıkımla kalmıyor. Ülkenin mezhep çatışmasına girmesi ve bölünmenin eşiğine getirilmesi, azımsanacak suçlar değil. Irak'ta üç yıldır yaşananlar, dünyanın tanıklık ettiği en çirkin savaş ve soykırım suçlarından biri.
İşgal elbet bir gün bitecek, ama bütün uluslararası insan hakları örgütlerinin ve dünya vatandaşlarının üzerinde düşünmesi gereken soru şu: Dünya bu suçlar karşısında ne yapacak?
Suçluları yargılamaksızın bu suçların geçiştirilmesi kabul edilebilir mi? Irak'ta işlenen savaş suçlarını soruşturacak, ilgili uluslararası yasalar ve sözleşmelere dayanan bir uluslararası mahkeme kurulmalı ve bu mahkeme işgale iştirak etmiş tüm suçluları yargılamalı. Bu kişilerin başında da doğal olarak Bush ve Blair geliyor. Böyle bir mahkemenin kurulması sadece adaletin sağlanması için değil, aynı zamanda sorumluların dünyanın diğer bölgelerinde işlemeyi planladığı benzer suçlardan başka halkların korunması için...






