İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0707:4008:2512:5315:3617:5519:23
Kabe

'Özgürlükleri savunan gazeteler çok azınlıkta

Güncel
|

Peki, basında büyük sermayenin ve çokuluslu ortaklıkların çıkarları doğrultusunda yayın yapan yüksek tirajlı gazetelerin karşısında çoğulculuğu, özgürlükleri ve barışı savunan yayın organları yok mu?

Peki, basında büyük sermayenin ve çokuluslu ortaklıkların çıkarları doğrultusunda yayın yapan yüksek tirajlı gazetelerin karşısında çoğulculuğu, özgürlükleri ve barışı savunan yayın organları yok mu?

Bütün dünya karşı

Yani, bütün dünya yeni-liberallerin, savaş yandaşlarının, çokuluslu ortaklıkların doğrultusunda değil; globalleşme karşıtları, altermondialistler, 8 Büyükler'in ve Dünya Ticaret Örgütü'nün toplantılarına karşı türlü gösteriler düzenleyip bu gidişi ve medyanın bu egemenliğini protesto ediyorlar.

Gelelim bizim medyaya: Bizde başı Doğan Grubu çekiyor. Onun arkasından da Karamehmet 'lerin ve Turgay Ciner 'in elinde bulunan organlar var.

En çok satan gazete Posta, Doğan Grubu'nun, tirajı 630 bin. İkinci sırada Fethullah grubunun Zaman gazetesi yer alıyor. Tirajı 570 bin, Doğan Grubu'nun Hürriyet, Milliyet, Radikal ve Vatan gazeteleriyle Karamehmet'lerin Akşam ve Turgay Ciner'in egemenliğindeki Sabah'ın, Takvim, Yeni Şafak, Milli Gazete ve Vakit gibi gazetelerin yeri daha alt sıralarda. Onların hükümetle ilişkileri çok ölçülü, genelde AKP'ye ters düşmekten çekiniyorlar.

Cumhuriyet her zaman dimdik ayakta kalacak

Ama Cumhuriyet'in yeri başka. Atatürkçülerin ve devrimcilerin organı olan Cumhuriyet, tüm olanaksızlıklar içinde dimdik ayakta direniyor. Bu yüzden de hem Doğan Grubu hem de Fethullahçılar, Cumhuriyet'i en çirkin saldırı yağmuruna tutuyorlar.

Çünkü Cumhuriyet'in arkasında ne büyük holdingler var, ne şeriat örgütleri, ne de TV kanalları. Sevr'i savunanlar, emperyalizmin, yeni sömürgecilerin ve saldırgan Amerikan egemenliğinin karşısında bir avuç gazeteci, özgürlük, bağımsızlık ve aydınlanma savaşı veriyor. Cumhuriyet'in yeri, dünya düzeyinde globalleşmeye karşı savaşan Altermondialistlerin yanında olsa gerek. Bu eğilimdeki iletişim organlarının görevi dünyanın hiçbir yerinde kolay değil. Ama onlar her ülkede direniyorlar ve geleceğe güveniyorlar. Avrupa Birliği'ne girmek için en akla gelmez ödünleri veren bir ülkede Atatürkçü bir rektörün 'çetecilik' suçuyla tutuklanmasını, yaşam savaşı verirken hastaneye kaldırılması, odasının pencerelerinin demir parmaklıkla kapatılmasını, tüm rektörlerin kendisini ziyarete gelmesini ve YÖK Başkanı'nın üstünün aranmasını medya objektif açıdan mı yansıtmıştır yoksa magazin açısından mı?

Göreceğiz, ilerideki yıllara kimler ve hangi düşünceleri savunanlar kalacak. İletişim dünyasının sorunları çok büyük. Ama ben karamsarlığa düşmüyorum. Son günlerde iletişimle ilgili Fransızca iki kitap okudum. İkisi de bu yıl yayımlanmış.

Birinin adı ''Medya, Yalanlar ve Demokrasi'' . Kitabın önsözünün yazarı Alain Greshk şöyle diyor:

''Medya yaşanabilir bir demokrasi sisteminin yapıcı elemanıdır. Bu görevi yapabilmesi için yalnız özgür olması yetmez. Medyayı paranın ve politikanın baskılarına karşı korumak ve vatandaşın hizmetinde olmasını sağlamak için neler yapmak gerekir? Gazetecilerin ahlak kurallarına uygun olarak yapmakta oldukları yüce misyonu yerine getirmelerini araştırmak gerekir.''

Ünlü iletişimci sosyolog Dominique Wolton da ''İletişimi Kurtarmak Gerekir'' adlı kitabında şunları yazıyor:

''İletişim, kişinin ve demokrasinin kurtuluşu için gerçek bir evrensel istektir. Bunun önemi hem bireyler için hem de tüm dünya için çok büyüktür. Ama pratikte vatandaş sosyal ve kültürel koşulların etkisi altındadır. İletişimdeki aşırılıklar ve uçurumlar onun normatif çapını tüketmeye yetmez.

İletişimin gücü teknik ve ekonomik çapıyla ölçülemez. Demokrasinin tüm öteki değerleri gibi iletişim de kırılgandır. Ama her zaman bir manevra alanı vardır. İletişim uçurumlara yuvarlanmayacaktır. Ben gerçek iletişimin bugün saldırgan değil, saldırıya uğramış durumda olduğu inancındayım. İletişimi kendi gücü olarak kullanan Batı, daha bunun bilincine varmış değildir. Ne var ki iletişim bütün özgürlük ve kurtuluş savaşlarının en önemli silahıdır. İletişimi kurtarmak için onun da kuramlarını düşünmek ve iletişimin demokrasi ile ilişkilerini saptamak gerekir.''

Evet, ben de onlar gibi düşünüyorum. İletişim bir toplumun yapısını oluşturur. Ama bugün bunalımlar içindedir. Siyasal, ekonomik ve tutucu büyük baskı gruplarının aracı olmuştur. Ama kalemlerini, sözlerini, kafalarını satmamış gerçek iletişimciler, ileride mutlaka iletişimin namusunu kurtaracaklardır.

CUMHURİYET -5 HAZİRAN 2006 PAZARTESİ
AKRA