Ulusal Güvenlik Danışmanı Condolezza Rice, Büyük Ortadoğu Projesi’ni izah ederken bölgede, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 22 devletin sınırlarının değişeceğini yazmıştı.Yine Riche, “Derdimiz sadece İran’ın nükleer güce sahip olması değil, İsrail’in güvenliği!” de demiş bir Bakan. İşte böyle bir zeminde Büyük Ortadoğu Projesi adım adım uygulamaya konulmuş, meselâ Irak’ın sınırları şimdiden değişmiş, Kuzeyinde, kendisine “Güney Kürdistan” diyen yani, “Benim bir de kuzeyim var” demek isteyen, “isteyen” değil., bunu açıkça söyleyen ve stratejistlerin adına, “Yahudi Kürdistan” dedikleri yeni bir devlet kurulmuş. Ve ne ilginç bir tesadüftür ki tam da bu yıllarda İsrail Türkiye’den toprak satın almaları hızlandırmış, yetmemiş, Türkiye’yi yönetenler Türkiye-Suriye sınırındaki araziyi mayınların temizlenmesi karşılığında 49 yıllığına, arkasında İsrail’in olduğu bir şirkete devretme plânları yapmaya başlamış.. 2 Mayıs 2006’ta, “Ankara’da İsrail gizli devleti mi var?” başlıklı bir yazı yazarak, “Altında petrol denizi bulunan, 510 kilometre uzunluğa sahip Suriye sınırındaki 3 milyon dönümlük Türk toprağının 49 yıllığına İsviçre üzerinden mayın temizleme kılıfı altında Mossad’ın taşeron şirketlerine ha devredildi ha devredilecek olması sizi çıldırtmıyor mu?” diye sormuştuk…
İşte böyle bir zeminde İsrail, Türkiye Suriye sınırındaki 3 milyon dönümlük, GAP’ın suladığı alan kadar bir araziye “mayın temizleme” karşılığı talip oluyor. Niçin, Elbette Yahudi Kürdistan’ın Akdeniz’e açılabilmesi için bir koridor oluşturmak amacıyla. Bir toprağın 49 yıllığına kiralanması ne demek? 49 yıl sonra İsrail’i oradan kim çıkartacak? Elimizde şunca imkân, şunca güç varken Ankara’dakiler Şaron’dan izin almadan Bush’la görüşmemiş ve elde bunca imkan varken İsrail Türkiye’nin kırmızı çizgilerini morartan Irak’ın kuzeyindeki oluşumun içinde yer almış ve Türkiye buna da ses çıkartamamış...
13.6.2006 / HASAN DEMİR / YENİÇAĞ






