Avustralya’da yayımlanan Byronchild Dergisi’nde, Alok O’Brien imzalı makalede, son yıllarda fakirleştirilmiş uranyumun ABD ordusu tarafından 1991’deki Irak Körfez Savaşı’ndan bu yana kullanıldığı belirtildi. “Hainliğin Mirası; Fakirleştirilmiş Uranyum ve İnsanlığın Zehirlenmesi” başlıklı makalesinde Aloc O’Brien, fakirleştirilmiş uranyumun Irak savaşında kullanılmaya devam ettiğini belirterek, “Fakirleştrilmiş uranyum, saf uranyumun son derece radyoaktif olan U-235 izotopuna zenginleştirilmesi sonrası arta kalan posadır. Bu posa silahlarda ve enerji üretiminde kullanılmaktadır. Şu an ABD’nin elinde 5 milyon ton fakirleştirilmiş uranyum var. Uranyumu silah yapımında kullanmak onu depolamaktan daha ucuz bir yöntemdir” İfadesini kullanıyor.
Fakirleştirilmiş uranyumun nano-partiküllerinin hava, elbiselerin veya cildin üzerine inmesi, gıda veya suya karışması yollarıyla insan vücuduna girdiğini kaydeden yazar, sözkonusu nano-partiküllerin tüm koruyucu giysi ve maskelerin içine nüfuz edebildiğini ve bir kere vücut ile temas etmesi durumunda DNA’yı dağıtmaya ve değiştirmeye başladığını vurguluyor.
Fakirleştirilmiş uranyumun, silahlar üzerindeki özelliğinin ABD tarafından 60 yıldır bilindiğini ve üzerinde strateji yapıldığını kaydeden Aloc O’Brien, makalesinde şu bilgileri veriyor:
“Amerika Birleşik Devletleri'nin DU’nun savaş alanındaki etkilerini ve kendi askerlerine olan tehlikelerini 60 yıldır bildiği aşikârdır. Fakirleştirilmiş uranyum çok serttir, metaller arasında en sert ve yoğun olanıdır. Bundan dolayı tanklardan, gemilerden, uçaklardan ve sniperlardan ateşlenen zırh delici top ve mermilerde ve ayrıca 2003’de Bağdat’a yapılan saldırıda kullanılan ünlü sığınak delici bombalarda kullanılmaktadır. Aynı zamanda gemilerden ateşlenen Tomahawk Cruise füzelerinde de bulunmaktadır. Çok sert olmasından dolayı ayrıca tankların ve zırhlı arabaların zırhlarının kaplamasında yaygın olarak kullanılmaktadır.
Fakirleştirilmiş uranyum piroforik bir metaldir, yani yanabilir. Kurşunlar ve yüksek kalibre mermiler silahın namlusundan çıktıklarında aslında yanar vaziyettedirler, çünkü namluda sürtünme sebebi ile tutuşmuşlardır ve temas ettiklerinde patlarlar. (zırh delici yangın bombası cephaneleri.) Çoğu fakirleştirilmiş uranyum metali, metal buharı haline gelir, böylece ilk tahribat gerçekleştiğinde o artık gerçek bir radyoaktif gaz silahıdır. DU silahları nükleer silahlardır. Bunda hiç şüphe yok.”
Radyasyon ve halk sağlığı konusunda uzman bilim kadını Leuren Moret’e göre Mississippi’deki araştırma grubu arasında Körfez savaşından önce normal bebek sahibi olmuş olan 251 askerlik bir grubun % 67’sinin savaş sonrası olan bebekleri çok ciddi özür ve sakatlıklarla doğmuşlardır. Irak’ta 1991’de görev almış olan 580.000 Birleşik Devletler askerinden 518.739’u, 2004 ortalarında tıbbi engelli olarak emekliye sevk edildiler. Leuren Moret’e göre artık bu atığa bulaşmadan Afganistan veya Orta Doğu’ya gitmenin mümkünatı yok. Fakirleştirilmiş Uranyumlu silahların kullanımı bir insanlık suçudur, tüm türlere karşı işlenmiş bir suçtur ve gezegenimize açılmış bir savaştır.”






