İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0607:3908:2412:5315:3717:5619:24
Kabe

Satmadık neyimiz kaldı?

Ekonomi
|

Bankacılık sektöründe, 2004 yılında 241 milyon YTL olan kârlarını, 2005’te iki kattan daha fazla artırarak 510 milyon YTL’ye çıkaran yabancıların, satış eğiliminin sürmesi halinde kârlarını 2006 yılında 1 milyar doların üzerine çıkarması bekleniyor.

Bankacılık sektöründe, 2004 yılında 241 milyon YTL olan kârlarını, 2005’te iki kattan daha fazla artırarak 510 milyon YTL’ye çıkaran yabancıların, satış eğiliminin sürmesi halinde kârlarını 2006 yılında 1 milyar doların üzerine çıkarması bekleniyor.

Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cihan Dura, ekonomisi yabancıların eline geçmiş bir ülkenin bağımsız olamayacağını belirterek, “Cumhuriyetin ilanından bu yana halkımızın bin bir özveri ile oluşturduğu ulusal varlıklarımız, kelepir fiyatına yabancıların ve onların uşağı olmuş yerli taşeronlarının eline geçiyor” diye konuştu.

Türkiye’de ilk özelleştirmenin 1985 yılında yapıldığını kaydeden Dura, satışların bugünde sürdüğüne dikkat çekerek, “2003 sonu itibariyle, gerçekleştirilen 222 özelleştirmeden yaklaşık 10 milyar dolar gelir sağlandı. Bu para elde mi kaldı, ne gezer. Uzman kuruluş raporları (!), iyileştirme, tanıtım, ilan ve reklâm derken, özelleştirme uğruna ne kadar para harcandı biliyor musunuz? Tam 9,6 milyar dolar! Nerdeyse, elde edilen hâsılata eşit! Elde var sıfır!  Kopartılan kıyamet, yalnızca 400 milyon dolar içinmiş demek.”ifadelerini kullandı.

Dura, AKP iktidarına göre hortumcuların 35 milyar dolar götürdüğüne işaret ederek, batık bankaların ülkeye verdiği zararın ise 18 milyar dolar olduğunu söyledi. Dura, “Demek ki hortum; 30 Petkim’i, 10 Tüpraş’ı, 14 Poaş’ı yutmuş bulunuyor. Her şeyi satan anlayış, AKP iktidarı; bu hortuma seyirci kalmaktan başka, onun ortamını daha da elverişli kılıyor” görüşünü savundu. Millî Gazete’nin özelleştirmeler ve yabancı payının artışı ile ilgili sorularını cevaplandıran Dura, yabancı sermaye, Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu koşullarda büyük bir tehlike olduğunun altını çizerek, “Çünkü çok daha canlı, güçlü bir ulusal yatırım eğilimi olmadıkça, yabancı sermaye bir “ekonomik işgal” etkisi oluşturur. Zaten yabancı sermayenin zararları sağlayabileceği faydalardan çok daha fazladır. Ekonomik işgal durumunda, zararlar öldürücü bir nitelik kazanacaktır.” dedi.

Dış ticaret açığımızın kaderi bile yabancılara terkedilmiş

Prof. Dr. Cihan Dura, Türkiye ekonomisinin önde gelen ekonomik gücü olarak tarif ettiği 500 büyük sanayi kuruluşunun da yabancı tasallutu altında olduğunu ifade ederek, “Türkiye’de sanayi sektörünün GSMH içindeki payı, 2002 yılı itibariyle yüzde 25,6’dır. GSMH’ ye 500 büyük sanayi kuruluşunun yaptığı katkı ise yüzde 13,2’dir. 500 büyük sanayi kuruluşu Türkiye sanayi sektörü içinde çok önemli bir ağırlığa sahiptir. Bu kuruluşların oluşturduğu katma değer Türkiye sanayi katma değerinin yarısından fazladır: yüzde 53,9. 500 büyüğün imalat sanayii katma değeri içindeki payı ise yüzde 62,7’dir. (Demek ki büyük şirketler içinde yabancı sermaye ağırlığının artması demek, lokomotifin yönetiminin yabancıların eline geçmesi demektir). 500 büyük kuruluşta ücretle çalışanlar ortalaması 500 binin üzerindedir. 500 büyük sanayi kuruluşu, Türkiye toplam ihracatının yaklaşık yarısını (yüzde 49,5) gerçekleştirir. Öyleyse bu şirketler yabancıların eline geçtikçe,  ihracatımızın -dolayısıyla dış ticaret açığımızın- kaderi de yabancıların kararlarına terk edilmiş oluyor. Yabancı şirketler çoğunlukla ihracat yapmaz. Üretim girdilerini de yurt dışından, ana merkezden ithal ederler. Ayrıca her yıl ana ülkeye kâr transferi yaparlar. Bu olgular Türkiye’nin ödemeler bilânçosunu olumsuz etkileyecek, dış açığını artıracaktır” değerlendirmesinde bulundu.

MİLLİ GAZETE  19.06.2006
AKRA