Kuzey Kore, nükleer teknolojisini geliştirerek ekonomik alandaki pazarlık gücünü artırdığına inanıyor olabilir. Ancak, bu krizin uluslararası görüşmelerde arzulanan sonuçları doğurması çok zor
Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti, çarşamba günü nükleer başlık taşıma kapasitesine sahip uzun menzilli bir füze olan Taepodong 2'nin fırlatma denemesini yapacağını açıkladı. Birkaç tane nükleer başlık üretmiş olduğuna inanılan Kuzey Kore, ABD ve Japonya başta olmak üzere Batılı ülkeler tarafından ciddi bir tehdit olarak algılanıyor.
Bu bağlamda, mevcut durum bir kriz olarak nitelendirilebilir. Ancak bu, Kuzey Kore'nin füze konusunu siyasi arenaya taşıdığı ilk örnek değil. Ağustos 1998'de, Taepodong-1'i Japonya üzerinden geçerek okyanusa düşecek şekilde fırlatmıştı. Ayrıca, devlet başkanı Kim Jong-il, ABD ve Japonya ile olan ilişkilerini belirli bir ölçüde yumuşatma amacıyla 1999'da füze üretimini askıya alma yoluna başvurmuştu.
Japonya'dan uyarılar
Bu iki ülke, Pyongyang yönetiminin açıklamasından ötürü ciddi bir endişe duydu. Japonya iki destroyerini ve ABD de iki uçağını alarma geçirdi. Ayrıca basında Amerika'nın füze saldırılarına karşı geliştirmiş olduğu savunma sistemini devreye soktuğuna dair haberler yer aldı. Bu iddiaların hiçbiri resmi düzeyde yalanlanmadı. Japonya Başbakanı Koizumi, bu deneme gerçekleşirse güçlü bir misilleme yapacaklarının altını çizerek Kuzey Kore'yi birkaç defa uyardı. Amerikan basınında da konuyla ilgili çok sayıda haber ve yorum yer aldı. Dışişleri bakanı C. Rice, konuyu önemli olarak nitelendirerek, bir provokasyonun söz konusu olduğunu ifade etti. Kaliforniya'nın en büyük gazetelerinden birinin başyazısı, Kore füzelerinin eyaleti vurma kapasitesi olduğuna yönelikti. ABD'nin eski savunma bakanı W. J. Perry ise, Başkan Bush'a Kuzey Kore'ye önleyici saldırı emri vermesi çağrısında bulundu.
Yorumların ortak noktası
Kuzey Kore'nin bu denemeyi yapma amacını, sadece nükleer silahlanma sürecinin bir parçası olarak görmemek mümkün. Geçtiğimiz günlerde, çok sayıda yorumcu tarafından altı çizilen konu, Pyongyang hükümetinin yapılan pazarlıklarda elini güçlendirme arzusunda olduğuydu. Gelişmeler incelendiğinde, bu görüşü destekleyen bazı verilerin mevcut olduğu ileri sürülebilir. Örneğin, hükümet yetkililerinin olaydan hemen sonra yaptıkları açıklamalar dikkat çekici. Çarşamba günü, Kuzey Kore'nin Birleşmiş Milletler'deki diplomatlarından Han Song-Ryol, hükümetinin tutumunu 'müzakere yanlısı' şeklinde değerlendirdi. Hükümet yetkililerinin yaptıkları açıklamalarda da bir taraftan egemen bir devlet olarak geliştirdikleri silahları test etme hakkına sahip oldukları belirtilirken, diğer taraftan da görüşmeler yoluyla mevcut gerilimi azaltma yanlısı oldukları ifade ediliyor.
Dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta, görüşmelerin içeriğiyle ilgili. Kuzey Kore, uzun zamandır ABD'nin kendisine karşı uyguladığı ekonomik ambargonun kaldırılması için uğraşıyor. Geçmişte, nükleer santralını devre dışı bırakma karşılığında şirketlerine yönelik Amerikan ambargosunun kaldırılması koşulunu ileri sürmüştü. Ancak Washington yönetimi bu öneriye sıcak bakmadı. Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'nin, resmi olarak belirtmese de, Batılı ülkelerle yaşadığı nükleer krizin her aşamasında benzer bir beklenti içinde olacağını düşünmek mümkün. Başka bir deyişle, Kuzey Kore askeri alanda nükleer teknolojisini geliştirerek ekonomik alandaki pazarlık gücünü artırdığına inanıyor olabilir.
Ancak, bu krizin uluslararası görüşmelere Pyongyang hükümetinin arzu ettiği şekilde etki etmesi düşük bir olasılık gibi görünüyor. Aksine, aralıklarla tıkanan çok taraflı müzakere sürecinin Kuzey Kore açısından daha zorlayıcı ve verimsiz olmasına neden olabilir. Mevcut kriz, bu sürecin ne denli önemli olduğunu gözler önüne seriyor. Güney Kore Birleşme Bakanı, kuzeydeki komşusunun lehine olanın, bu sürece tekrar dahil olarak nükleer silahlanma programına son vermesi olduğunu belirtiyor. Bu önerinin ilgili makamlar tarafından dikkate alınması güç görünse de, daha iyi bir çözümün varlığını savunmak zor. Pyongyang'ın kullanmaya çalıştığı silahın ise geri tepme riski yüksek.
Yazar(ARMAĞAN GÖZKAPAN)İTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Araştırma Gör.
RADİKAL -27 HAZİRAN 2006 SALI YAZAR(ARMAĞAN GÖZKAPAN)