Dünya, ABD'nin askeri gücünü kullanarak şekillendirdiği tek taraflı sisteme daha fazla dayanamayacak. En yakın müttefikleri bile ABD'ye karşı tepkili. Washington'ın uzlaşmacı bir tavır takınması gerek.
Dünyanın dört köşesinde yapılan anketlere göre, ABD'den duyulan rahatsızlık sürekli artıyor. Daha önemlisi, yıllardır ABD'yle 'özel ilişki' içindeki Britanya kamuoyunun da, ABD ve dış politikalarına dair olumsuz fikirleri paylaştığını öğrendik. İnsanlar ve hükümetler, Washington'un askeri, ekonomik ve diplomatik gücünü dışarıda kullanmasına, bu hegemonik dış politikayı reddederek karşılık veriyor. En az üç ayrı, fakat paralel ve birbirini besleyen rotada gelişen ve küresel güç politikalarının birçok veçhesini belirleyen tepkiler bunlar.
Suriye, İran, Venezüella, Kuzey Kore gibi hükümetler çoğunlukla teatral bir tarzla Washington'a karşı küresel bir siyasi direniş hareketi kurmanın yollarını arıyor. En büyük tepki de, şiddete başvurmayan, ama ABD'nin söyledik-lerini ve eylediklerini sessizce reddeden milyarlarca sıradan insandan geliyor.
Son haftalarda yapılan iki ankete göre bu eğilim sürüyor. Pew Küresel Yaklaşımlar Araştırması, "Araştırma yapılan ülkelerin çoğunda ABD'nin sevilmediğini ve Amerikan halkına yönelik fikirlerin eskisi kadar olumlu olmadığını" ortaya koydu. ABD'ye yaklaşım, Britanya ve Kanada gibi Amerika'nın geleneksel müttefikleri dışında, tüm ülkelerde çoğunlukla olumsuz. Bu iki müttefik ülkede bile ABD'ye dair olumlu fikirler son iki yılda azaldı. Daha çarpıcı olanı, Daily Telegraph'taki anket. Çoğu Britanyalı ABD'nin Irak'ta kötü iş yaptığı ve dünyanın ne düşündüğünü umursamadığı kanısında. ABD'nin yakın müttefiklerinde durum buysa, gerisini siz düşünün. ABD kamuoyu 4 Temmuz kutlamaları ve beysbol yıldızlar karması maçı biter bitmez bunu düşünmeli.
Birçok Amerikalı, bu eleştirileri yabancıların kıskançlığı, takıntısı, ikiyüzlülüğü ve yönlendirmesi olarak niteleyip kenara atıyor. Bazıları, bu fikirlerin çoğalmasına yol açan yazarları ve siyasetçileri suçluyor. ABD'nin Londra elçiliğinin söz konusu ankete dair açıklaması da bu tutumu yansıtıyordu. Elçilik, Britanya medyasını ABD'nin başarılarını görmemekle suçladı. Evet ama küresel çaptaki asıl hikâye de, insanların ABD'nin kendi kaygı ve haklarını sürekli görmezden geldiğini hissetmesi.
ABD'ye yönelik küresel yargılara dair analizleri bir yana bırakalım, önemli olan bu konuda uzlaşmak. Mesele, ABD'nin gücünü küresel normlara uygun biçimde kullanması veya gücün bu normlara göre denetlenmesi. Yoksa, mevcut eğilimlerin karmaşaya ve militarizme yol açmasına göz yumarak yüksek bedel ödeyebiliriz. Demagojik ve milliyetçi liderler Amerikan karşıtı hissiyatın yükselişini suiistimal edecek, belki de daha fazla çatışmaya kapı açacak politikalar izleme fırsatı yakalayacak.
Bu manzaraya dair bir analiz, CIA'deki Ulusal İstihbarat Konseyi'nin eski başkan yardımcısı Graham Fuller tarafından yayımlandı.
Fuller, National Interest'in son sayısındaki makalesinde, dünya devletler sisteminin tek kutuplu dünyaya uzun süre dayanamayacağını yazıyor. Bugün tanık olduğumuz, muhtemelen 'Amerikan gücünün ezici karakterine dair küresel endişeden' kaynaklanan tepki ve dünyanın tek kutupluluktan kurtulmak istemesi. Fuller, ABD'nin dış politikasını soru işaretleriyle dolu strateji ve taktiklerle yürüterek ortaklarını ve kamuoyunu kendinden uzaklaştırdığına dikkat çekiyor. Muhtemelen Amerika'nın 'yorgunluğu' artacak ve 'gücü siyasi durumu değiştirmeye yetmeyenler süper gücü devirmek için küçük düğümler atacak.'ABD'nin dünya çapında sadece iyilik, özgürlük ve demokrasi yaydığı fikri, dünyanın büyük bölümünce reddediliyor; tam da dünyanın büyük bölümünün iyilik, özgürlük ve demokrasiye epey ihtiyaç duyduğu bir dönemde. Tam da bunu tartışarak başlamalıyız: Bu tartışmayı tehdit ve işgal ettiklerimizle veya vurduklarımızla değil, dinleyen, düşünen ve konuşan insanlarla yapabiliriz.
Rami G. Huri (Arşivi)
The Daily Star (Lübnan'da İngilizce yayımlanan gazete, 5 Temmuz 2006)






