BM, Lübnan ve Filistin'deki masum sivilleri hedef alan saldırılarında İsrail'le 'işbirliği' yapmayı sürdürüyor. Bu durum, BM'nin dünyanın dört bir yanına yayılmış 1.5 milyardan fazla Müslüman'ın gözündeki saygınlığının azalmasına yepyeni bir neden ekledi.
Batılılar ve özellikle ABD, Irak ve Afganistan'daki savaşlarda İslam'ın ve Müslümanların hedef alınmadığını, terörle mücadele edildiğini ve kendi topraklarına ulaşmaması için terörü yuvasında vurmaya çalıştıklarını sürekli vurguluyor. Kosova ve Bosna Müslümanlarını Sırplardan korumak için yapılan müdahaleleri de bu sava örnek gösteriyorlar. Kosova'da Müslümanların Sırp katliamlarından korunması için yapılan müdahale övgüye layık bir çabaydı ancak oradaki Müslümanların hayatını tehdit eden İsrailliler değil, Sırplardı.
Filistinliler beyaz tenli değil...
Ayrıca Kosova ve Bosna Avrupa'nın göbeğinde bulunuyordu, vatandaşları da Araplar değil beyaz tenli Avrupalılardı. İsrail, arkasındaki Batı desteğinden emin biçimde öldürüyor ve yıkıyor. Sanki hem uluslararası, hem de ilahi yasaların üzerindeymiş gibi... Batı, hâlâ Nazi Almanyası'nın Yahudilere yönelik faşist ve kanlı uygulamalarından dolayı içine düştüğü günahkâr psikolojiden kurtulamadı. Yahudilere yönelik bu günah düğümü, Filistin'in gasp edilerek bir vatan kurmaları için Yahudilere verilmesine yol açtı. Ardından, İsrail bir halkı soykırımdan geçirme ve saldırdığı komşu ülkelerin topraklarını işgal etme konusunda tümüyle serbest bırakıldı.
Katliamların mimarı Batı
Batı, İsrail'in yaptığı katliamları durdurmak için müdahalede bulunmadı. Aksine, demokratik haklarını kullanarak yolsuz isimler yerine Hamas hükümetini seçen Filistinlileri cezalandırmak için tüm mali yardımları kesti. Bu da bugünkü İsrail katliamlarının zeminini hazırladı. El Fetih iktidardayken Filistin'e kredi veren Arap ülkelerinin Hamas hükümetine Arap veya uluslararası bankalar aracılığıyla para transferi yapmasını engelleyerek daha da ileriye gittiler. İsrail saldırılarını destekleyen bu dar görüşlü tutum, Batı'nın insan haklarına saygı ve tüm dünyaya demokratik değerlerin yayılmasına dair iddialarıyla çelişmekle kalmayıp, İsrail'in güney Lübnan'da da kanlı saldırılar yapmasına yol açtı.
ABD'nin Irak'a saldırmasına kılıf bulan ve nükleer programı sebebiyle İran'a yönelik bir diğer savaşın önünü açmaya hazırlanan BM, kurulma sebebini, yani ülkelerarası güven ve barışı koruma, güçsüz ve yoksul halkların başarılı olmasına yardım etme misyonunu unuttu. Daha da üzüntü verici olan, Afrika'da acıların içinde doğan BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın cellatla kurbanı aynı kefeye koyması; Filistinliler ve Lübnanlılardan İsrailli esir askerleri derhal serbest bırakmalarını isterken işgal zindanlarındaki çoğunluğu masum sivillerden oluşan Arap esirlere dair tek kelime etmemesi! (Londra'da Arapça yayımlanan Kuds ül Arabi gazetesi, başyazı, 14 Temmuz 2006)






