İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0607:3908:2412:5315:3717:5619:24
Kabe

Vaat edilmiş topraklardaki zulüm

Dünya
|

İsrail'in Filistinlilere karşı yıllardır her gün uyguladığı dehşeti tanımlamak için sıradan terimler, kelimeler yetersiz kalır. Gazze'deki trajedi yüzlerce kez anlatıldı, tıpkı Kibya, Sabra ve Şatilla ile Cenin trajedileri gibi -Yahudilik adına 60 yıldır süren zulüm. Ancak bu dehşet, İsrail'in büyük bölümünde, ABD siyasi arenasında ve büyük Amerikan medyasında sağır k

İsrail'in Filistinlilere karşı yıllardır her gün uyguladığı dehşeti tanımlamak için sıradan terimler, kelimeler yetersiz kalır. Gazze'deki trajedi yüzlerce kez anlatıldı, tıpkı Kibya, Sabra ve Şatilla ile Cenin trajedileri gibi -Yahudilik adına 60 yıldır süren zulüm. Ancak bu dehşet, İsrail'in büyük bölümünde, ABD siyasi arenasında ve büyük Amerikan medyasında sağır kulaklara takıldı. Dehşeti yaşayanlar -ki çoktular- İsrail'de, ABD'de, şimdi de Kanada ve Avrupa'da siyasetin, medyanın elit kesimini görmekten ve duymaktan koruyan Pasiflik kalkanını delip geçemediler.

Ama artık şunun yüksek sesle söylenmesi gerek: İsrail'in politikalarını üreten ve uygulayan kişiler, İsrail'i bir canavar haline getirdiler... Ve bütün İsraillilerin, İsrail'in kendileri adına konuşmasına izin veren bütün Yahudilerin, ABD'nin İsrail'e ve onun cinai politikalarına verdiği desteği durdurmak için hiçbir şey yapmayan bütün Amerikalıların şunu fark etmesinin vakti geldi: İsrail'in Filistinlilere zulmü devam ederken sessizce oturarak, kendi ahlakımızı zedeliyoruz. Bir ırkın ya da dinin diğerleri üzerindeki üstünlüğünü savunan bir ulus, zamanla psikolojik olarak işlevsizleşir. Kendi imajına narsisistçe takıntılı olduğundan, bedeli ne olursa olsun ırksal üstünlüğünü korumak için çabalamak zorundadır ve kaçınılmaz olarak bu hayali üstünlüğe karşı çıkan her şeyi var oluşuna bir tehdit olarak algılar. Öyle ki, öteki halklar yalnızca kendi varlıklarıyla kendi var oluşu için bir tehdide dönüşür.

Irkçı devlet, kendisini hayali tehditlere karşı korumaya çalışırken gitgide paranoyaklaşır ve toplum entelektüel anlamda sınırlı, kapalı ve dar görüşlü bir hale gelir. Aksilikler onu öfkelendirir, aşağılamalar delirtir. Gücünü tazeleme ihtiyacındaki devlet, denge hissiyatını yitirir, çılgınca bir çabayla dizginlerinden boşanır.

Bunun bir örneği, ''Ari ırkın'' üstünlüğünü korumak için çabalayan Nazi Almanyasında yaşanmıştı. Şimdi İsrail'de tekrarlanıyor. İsrailli aydın ve antisiyonist eylemci Michel Warschawski 2004'te 'Açık Mezara Doğru: İsrail Toplumundaki Kriz' adlı kitabında ''Bu toplum artık ahlaki ya da coğrafi herhangi bir sınır tanımıyor'' diye yazdı. İsrail sınır tanımıyor ve Filistinlilere boyun eğdirme, Filistin'i toptan yutma girişimleri, sessizce boyun eğmeyi reddeden ve İsrail'in küstahlığına direnen vakur Filistinliler tarafından geri çevrildikçe, kamçılanıyor.

Bizler, ABD'de İsrail tarafından dayatılan trajediye alıştırıldık. İsrail zulmünü, nasıl da İsrail'in kurban olduğu örneklere çeviren tuzağa, biraz da imgelemin yardımıyla, kolayca düşüyoruz. Ancak, Gazze'de 4 yıl önce olduğu gibi, bir gece yarısı 225 kg'lık bir bombayı bir eve atarak uyuyan14 sivili öldüren bir askeri kurum, uygar kurallar ile işleyen bir askeri kurum olamaz. Geçenlerde, Gazze'de olduğu gibi, bir gece yarısı 225 kg'lık bir bombayı bir eve atıp bir adamı, karısını ve 7 çocuğunu öldüren bir askeri kurum, ahlaklı bir ülkeye ait olamaz. Bir karakolda, 13 yaşındaki bir kızın askerleri tehdit ettiği gerekçesiyle bir subay tarafından vahşice öldürülmesini (İntifada'nın başından beri öldürülen 700 Filistinli çocuktan biri) örtbas eden bir toplum, vicdanlı bir toplum olamaz. Camiye girerken üstünü aramak isteyen bir erkek askeri itip kaçmak suçundan 15 yaşındaki bir kızı (İsrail'in gözaltına aldığı yüzlerce çocuktan sadece biri) hapse atan bir hükümet, herhangi bir ahlaki anlayışa sahip olamaz. (ABD medyasında asla yer verilmeyecek olan bu öykü, London Sunday Times'da yayımlandı. Kıza 3 el ateş edildi ve komadan çıktıktan sonra 18 ay hapse mahkûm edildi.) İsrail'i eleştirenler, İsrail'in kendi kendini yıktığını, kendi yarattığı bir felakete doğru sürüklendiğini vurguluyorlar. İsrailli gazeteci Gideon Levi ''ahlaki çöküş'' içindeki bir toplumdan söz ediyor.

Warschawski, İsrail'i intihara sürükleyen bir ''İsrail çılgınlığından'' , ''akıl dışı vahşetten'' ve uygar bir toplumun ''çürümesinden'' söz ediyor. Siyonist yatırımın sonunu öngörüyor. İsrail'in ''bir kabadayılar çetesi'' , ''hukuk ve ahlakla dalga geçen'' bir devlet olduğunu söylüyor. Adaleti bu denli hor gören bir devletin hayatta kalamayacağını vurguluyor. İsrail daha önceden tanıdıysa bile, artık herhangi bir ahlaki sınır tanımıyor. İsrail çöküşe doğru giderken İsrail'i desteklemeyi sürdürenler, onun yerine bahaneler bulanlar, ahlaki pusulalarını kaybetmişlerdir.

(Kathleen Christison, CIA'da siyasi analizci olarak çalışmıştır.

counterpunch.com internet sitesi, 18 Temmuz) İngilizceden çeviren Ezgi Hıdıroğlu

CUMHURİYET - 24 TEMMUZ 2006 PAZARTESİ
AKRA