İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0607:3908:2412:5315:3717:5619:24
Kabe

Ağla özgürlük, ağla insanlık!

Dünya
|

Irak’ta, Çeçenistan’da, Afganistan’da, Filistin’de, Lübnan’da ve daha nice Müslüman topraklarında masumların kanını içen zihniyet görevini hiç eksiksiz yerine getiriyor! Onlar, kendilerine ‘herkesin toplanacağı yer’e gidene kadar verilen müddet içerisinde birlik halinde görevlerini yapıyorlar. Müslümanlarsa akıl almaz bir gaflet içerisinde yine ‘onlar’dan yardım bekliyor! “Allah düşmanlarınızı daha iyi bilir. Dost olarak Allah yete

Irak’ta, Çeçenistan’da, Afganistan’da, Filistin’de, Lübnan’da ve daha nice Müslüman topraklarında masumların kanını içen zihniyet görevini hiç eksiksiz yerine getiriyor! Onlar, kendilerine ‘herkesin toplanacağı yer’e gidene kadar verilen müddet içerisinde birlik halinde görevlerini yapıyorlar. Müslümanlarsa akıl almaz bir gaflet içerisinde yine ‘onlar’dan yardım bekliyor! “Allah düşmanlarınızı daha iyi bilir. Dost olarak Allah yeter. Yardımcı olarak da yine Allah yeter. (Nisa, 45)” Unutturulmaya çalışılan bir gerçek var ki, yeniden kanıtlanmıştır: Müslümanın, Müslümandan başka dostu yoktur!

Diyalog, birlik, özgürlük, demokrasi, insan hakları vesaire, sözlükten bulunabilecek bunlar gibi, sahip olmaya ‘her insanın hakkı’ olduğu sayısız kavramın artık içi boş! Bu kelimeler artık karşılıksız, anlamsız! Bunlar, Müslüman kanıyla beslenen Batının oyunlarının anahtar kelimeleri sadece. Ortadoğu’daki zulüm virüsü tüm dünyayı saracak ve barışa hasret bir çağa doğru sürükleneceğiz. Neden? Bir litre petrol için, oluk oluk kan akıtmaya razı, hatta hevesli bir ‘canavar medeniyeti’nin,
ABD’nin, İsrail’in, İngiltere’nin ve Avrupa devletlerinin hırsı yüzünden!
Terörist İsrail’in Filistin’de yıllardır yürüttüğü soykırım işlemi Müslümanlara Cehennem hayatı yaşatıyor ve koca bir İslam âlemi buna seyirci kalıyor. Filistinli bir mağdurun günlüğünde savaşın ve ölümün soğuk nefesini hissedebiliyoruz:

16 Temmuz… Saat 01.30
Büyük bir patlamayla uyandım; kızım çok korkmuş, battaniyeyi üzerine çekmiş yatakta saklanıyordu. Küçük radyomu açtım. Bir F16 bombardıman uçağı dışişleri bakanlığı binasına roket atmıştı. Çocukluk arkadaşlarım Favaz ve Navaf’ın ve ailelerinin evleri yakınına bir hafta içerisinde ikinci kez bomba düşüyordu. Onları aramaya cesaret edemedim! Patlamanın sesi çok güçlüydü; beş yüz metre ötede olmama rağmen beni şok etmişti…

Saat 07.30
Uyumak için epey bir mücadele ettikten sonra kalkmaya karar verdim ve alelacele arkadaşlarımın evine gittim. Herhangi bir yara almamışlardı, ama gördüğüm sahne şok ediciydi. Favaz irkilmiş, bakışları garipti; çocukları sarsılmıştı. Bana bahçesinin halini gösterdi. Yaşlı, büyük ağaçlar tamamen yok olmuştu. Binanın pencereleri parçalanmıştı ve bahçe, dışişleri bakanlığı binasının enkaz molozlarıyla kaplanmıştı. Bir haftada aynı binayı ikinci kez bombalamak niye? Aynı şeyi, başka bir arkadaşım olan Hoda’nın yakınında yaşadığı içişleri bakanlığı binasına da yaptılar.
Bu Filistin halkını topluca cezalandırmak için sistematik ve planlı olarak yapılmış sindirme operasyonu. Elektrikler kesik, bebeklere süt bulunamıyor, güvenlik yok, sınırlar kapanmış, bir buçuk milyon insan kendi ülkelerinde hapis, 4 haftadır denizden ve havadan sivillerin üzerine aralıksız süren mermi yağmuru… Üç haftada 45’i çocuk 145 masum insan öldürüldü, yüzlercesi yaralandı. Esir alınan askerler, iyi planlanmış sistematik bir saldırının bahanesi.
Bu, İsrail işgal kuvvetlerinin tüm nüfusumuzu yok etme arzusudur. Ama bizim, haklı ulusal gayemizi gerçekleştirme azmimiz, onları nihayetinde başarısızlığa uğratacaktır. Bunu tarihe bakıp iyice anlamalıdırlar. Bazen yoruluyoruz, bazen beziyoruz, ama Allah’a şükür ki Filistin halkı kurbanların psikolojisine değil, özgürlük savaşçılarının psikolojisine sahip. Her gün haksızlıkla, zalimlerle mücadele eden halkların da yardımlarıyla, birlik ve beraberlikle bütün bu olanların da üstesinden geleceğiz. Her acıda, her sıkıntıda “Özgürlük, özgürlük!” diye bağırıyoruz.

19 Temmuz… Saat 16.00
El-Magazi Mülteci Kampı, Doğu Gazze
Gazze Şeridi’ndeki El-Magazi Kampı’na İsrail saldırısının ikinci günü. Denizden ve havadan mermi yağıyor. Son bir saat içerisinde 9 kişi öldürüldü, en az 45 masum insan yaralandı. Su ve elektrik yok; hastaneler sürekli artan yaralı sayısıyla başa çıkmakta zorlanıyor. Acil servisler ana baba günü.
Beyt Hanun kasabası, Kuzey Gazze… Akşam saatleri…
İşgalciler kasabadan geri çekildi. Sonuç: 40 ev harap oldu, 12 kişi öldürüldü, 10 kişi yaralandı, büyük bir tarım alanı yok edildi. Sağlık ekibinde çalışan iki kişi ve iki gazeteci yaralandı. El-Avda hastanesinde görevli bulunan sağlık ekibimiz yaralılarla baş etmeye çalışıyor. İşgalci ordusu üç gündür kasabadaydı ve arkalarında büyük bir harabe bırakıp gitti. Fakir ailelerinin bebeklerine mama gerekiyor ve BM bu tür bir yardım yapmıyor. Yarın, Ortadoğu Çocuk Anlaşması (MECA) uyarınca bu sütten temin etmeye çalışacağım.Ben bunları yazarken, hücumbotlarından ve Apaçi helikopterlerinden yapılan yaylım ateşinin sesleri duyuluyor. Elektrik yok, mum ışığı altında yazmakta zorlanıyorum…”
Kim bilir belki bu günlüğün son satırlarıydı bu yazılanlar. Cümlenin gerisini getirememiş ve terörist İsrail askerlerince şehit edilmişti. Öldürüldü demeyeceğim, çünkü “Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanmayın. Bilakis diridirler, Rableri katında rızıklandırılırlar.” Dünyada rahat yüzü gülmeyen bu mahzun Müslüman, kendisine yardım etmek zorunda olan nice ‘kardeş ülke’nin gözleri önünde katledilen binlerce Filistinliden sadece biri. Bunun gibi binlerce mahzun Müslümanın ölümünü sessizce seyrettik!
Cenab-ı Hak bugünleri biliyor da buyuruyor: “Kâfirlerin ülkelerde refah içinde dolaşması sakın seni aldatmasın. Bu az bir faydalanmadır. Sonunda sığınacakları yer Cehennemdir. O ne kötü bir yataktır. Ancak Rablerinden sakınanlara gelince, onlara Allah katında ziyafetler, içinde ebedi olarak kalacakları, altından ırmaklar akan Cennetler vardır. Allah katındaki nimetler, iyiler için daha hayırlıdır. (Al-i İmran 196-197-198)”

İslam ülkelerinin dünya menfaati için ABD’nin, Avrupa’nın ve bir avuç İsrail’in zulmü altında inleyen Müslüman kardeşlerine yardım elini uzatması gerekiyor. Yönetim ve ekonomi alanında Amerikan ve Siyonist zincirleriyle kıskaç altında kalan Müslüman ülkelerin (özellikle de Türkiye), ‘esaret’ten kurtulup dünyayı bu teröristlerin ‘sömürü havzası’ halinden kurtarması gerekiyor. Barışı ve huzuru getirecek tek düzen İslam’dır ve Müslümanlar dünyaya hakim olmadan da kan durmayacaktır. Ve unutmamalı: “Her haberin gerçekleşeceği bir zaman vardır. Yakında siz de gerçeği bileceksiniz. (En'am, 67)”

MİLLİ GAZETE  24.07.2006
AKRA