İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0607:3908:2412:5315:3717:5619:24
Kabe

Küreselleşmenin sonu mu?

Ekonomi
|

19. yüzyılın ortalarında başlayan birinci evre, Birinci Dünya Savaşı'nı ve Büyük Buhran'ı göremeden sona erdi. Halen içinde bulunduğumuz ikinci evrenin doğuşu mali piyasaların liberalleşmesi ile eşzamanlı, yani 80'li yılların başında oldu. Şüphesiz bunda Berlin Duvarı'nın çöküşü ve internet devriminin büyük payı oldu. Ancak şu anda gelinen noktada görünen o ki, 2. evre bir

19. yüzyılın ortalarında başlayan birinci evre, Birinci Dünya Savaşı'nı ve Büyük Buhran'ı göremeden sona erdi. Halen içinde bulunduğumuz ikinci evrenin doğuşu mali piyasaların liberalleşmesi ile eşzamanlı, yani 80'li yılların başında oldu. Şüphesiz bunda Berlin Duvarı'nın çöküşü ve internet devriminin büyük payı oldu. Ancak şu anda gelinen noktada görünen o ki, 2. evre birincisinden bile daha az ömürlü olacak. Sırada küreselleşmenin üçüncü evresi var ve hatta uzmanlara göre biz bu yeni evreye şimdiden geçtik bile.

Peki nasıl bir küreselleşme döngüsü bizleri bekliyor? Hiç kuşkusuz daha politik, daha çatışmalara açık... Batı'nın egemenliği eskisi kadar güçlü olmayacak bu yeni evrede. Yeni ve bütünüyle farklı eğilimler devreye girecek. Enerji savaşları daha artacak, korumacılık politikaları daha egemen olacak. Beyin gücü ve nitelikli insan kaynağı ise daha önce hiç olmadığı kadar önem kazanacak.

Ekonominin yeni oyun alanı ise ağırlıklı olarak genetik değişime uğratılmış ürünler, insan kopyalama ve elektronik ticaret konusunda olacak. Tüm bunlar küreselleşmenin aile fotoğrafını da değiştiriyor. 90'lı yılların ortalarında bu fotoğrafta yalnızca sanayileşmiş zengin ülkeler vardı, şimdi ise yeni oyuncular eklendi, üstelik bunlar hızla fotoğraf karesinin ön sıralarında yer almaya başladılar. Hindistan, Çin, Rusya, hatta Brezilya buldozer gibi ilerliyor....

Korumacılık rüzgârları sertleşti

Bunlardan biri, belki de içlerinden en önemlisi, korumacılık rüzgârlarının sert esmeye başlaması. Terör korkusu, kimi başarısız özelleştirmeler, yasal düzenlemelerdeki boşluklar, sürekli tekrarlanan mali skandallar ulus devletleri, piyasa koşullarına 'dur' demeye ve dümeni yeniden ele almaya sevk etti. Ve yeni durum anında kamuoyu anketlerinde de kendini gösterdi.

Latin Amerika'da kamusallaştırma

Örneğin ABD'de 1994 yılında Amerikalıların yalnızca yüzde 20'si devlete güvendiklerini söylerken bu oran bugün yüzde 60'lara çıkmış durumda. Avrupa'da da durum farklı değil. İspanya, ulusal elektrik devi Endesa'nın Alman EON'un eline düşmesini engellemek için elinden geleni yaptı. Fransa, SUEZ'in İtalyan ENEL tarafından satın alınmasını önlemek için, SUEZ'in GNF (Gaz National de France) ile birlikteliğini destekledi. Dünya kamuoyunun en fazla ilgisini çeken konu ise Arcelor'un Hint çelik devi Mittal'in eline geçmemesi için sürdürülen, hatta Hindistan ile Fransa arasında siyasi kriz noktasına varan polemikler oldu.

Ancak Arcelor, hissedarlarının tercihlerini Mittal'den yana kullanması sonucunda son anda direkten dönerek Rus Severstal ile evlilikten vazgeçti ve ibreyi Mittal'e çevirdi. Pekin yönetimi kendi tren yolları, havalimanları ve diğer ulaştırma yatırımlarında artık yabancıları istemediğini açıkladı. Rusya ise kendi stratejik sektörlerinde yabancı yatırımcıların varlığını kısıtlamak için yeni yasa hazırlığını harıl harıl sürdürüyor. Enerji piyasalarının liberalleşmesi konusunda geri adım ise yoğun olarak Latin Amerika ülkelerinde atıldı.

CUMHURİYET - 26 TEMMUZ 2006 ÇARŞAMBA
AKRA