Ortaya çıkan görüşler şöyle.
ABD’nin planı, bu gücün klasik barış gücü formatında olmayıp, Hizbullah’a karşı silahlı müdahale yetkisi olmasını öngörüyor.
NATO kapsamında olabilecek bu güce önderlik etmek üzere adı geçen Türkiye ise ateşkes olmadan istikrar gücü görevine sıcak bakmıyor.
İsrail ise "Tampon bölgeye uluslararası güç olmazsa, biz de kendi güvenlik bölgemizi oluştururuz" diyor.
ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, başkent Beyrut’ta, Lübnan’da süregelen şiddeti sona erdirmek amacıyla bir plan sundu. Uluslararası bir gücün bölgeye yerleştirilmesini ve ABD ile İsrail’e taraf olup, güç kullanarak barışı empoze etmesini öngören plan, Lübnanlı yetkililer tarafından şüpheyle karşılandı.
Roma’da bugün, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün de katılımıyla, 14 ülke bakanlarının bir araya geleceği konferans öncesinde uluslararası güç tartışması yoğunlaşırken, İsrail Savunma Bakanı Amir Peretz, "Uluslararası güç gelmezse, biz de kendi güvenlik bölgemizi oluştururuz" dedi.
Amerikan Washington Post gazetesine göre Rice, Lübnan’ın güney sınırı bölgesine muhtemelen NATO komutasında 60 ile 90 gün süreyle bir uluslararası "istikrar" gücü yerleştirilmesi ve bir tampon bölge oluşturulması, ardından da bu gücün, Lübnan ordusunun bölgeyi kontrol altına almasına ve Hizbullah’ı silahsızlandırmasına yardımcı olması önerisinde bulundu.
Gazeteye göre, plan çerçevesinde Rice, ABD yönetiminin 30 milyon dolar yardımda bulunacağını da açıkladı. ABD’nin, yardım çerçevesinde Lübnan’a 100 bin sağlık kiti, 20 bin battaniye ve 2 bin plastik örtü vereceği, Amerikan ordusunun yardıma en kısa süre içinde başlayacağı da ifade edildi.
Çatışma yetkisi verilmesini istiyorlar: Rice’ın sunduğu planı İsrail son derece olumlu karşıladı. ABD ve İsrail, Güney Lübnan’a konuşlandırılması önerilen uluslararası istikrar gücünün, Hizbullah ile çatışma yetkisine sahip olmasını da istiyor.
Bu nedenle ABD ve İsrail, bu birliğin, standart bir BM barış gücü değil, barışı kuvvet kullanarak empoze edecek bir istikrar gücü olmasını istiyor. ABD ve İsrail, mümkünse NATO önderliğinde kurulacak istikrar gücünün, Hizbullah ile çatışma yetkisine sahip olmasında ısrarlı.
İstikrar gücünün, 60-90 gün gibi bir süreyle güneydeki tampon bölgeyi kontrol etmesi, Lübnan ordusunu eğitmesi ve sonra denetimi Lübnan ordusuna devretmesine de ABD ile İsrail son derece sıcak bakıyor.
Şüpheyle karşılandı: Washington Post, Rice’ın çatışmalara son verme, Lübnan hükümetine destek sağlama ve Hizbullah’ı silahsızlandırarak zayıflatma amacıyla açıkladığı bu planının Başbakan Fuad Sinyora ile Lübnan’ın seçilmiş önde gelen Şii ve diğer yetkilileri tarafından şüpheyle karşılandığını yazdı.
Hizbullah vazgeçmez: Başbakan Sinyora, Hizbullah’ın Şiilerin çoğunlukta olduğu Güney Lübnan’daki varlığından vazgeçmeyeceği uyarısında bulundu. Sinyora yine de, krizin başlamasından bu yana ABD’nin ilk büyük diplomatik hamlesi olan bu planı daha dikkatlice inceleme ve hükümet üyeleriyle değerlendirme sözü verdi.
İç savaş çıkar: Planı derhal reddeden Lübnan’ın Şii Meclis Başkanı Nebih Berri, ABD’nin, İsrail’in Lübnan saldırısını durdurması için, Hizbullah’ın sınırdan uzaklaştırılması dahil olmak üzere öne sürdüğü koşulların iç savaşa yol açacağını söyledi.
İşgal gücü sayılır: Sıcak bölgede yıllarca görev yapan BM eski gözlemcisi Timur Göksel, sadece Hizbullah hedeflenerek bölgeye yerleştirilecek uluslararası bir gücün, işgal gücü olarak algılanacağı uyarısında bulundu. Göksel, "Böylesine yanlı bir gücün konuşlanmasıyla bölge, şimdikinden daha tehlikeli çatışmalara sürüklenir" diye konuştu.
Türkiye’den şartlı destek
Ankara, herhangi bir barış gücünde önemli rol üstlenebileceğini belirtti, ancak bazı şartlar öne sürdü. AP ajansının haberine göre, Türkiye, İsrail ordusuyla Hizbullah milisleri arasındaki çatışmaların sona ermesinin ardından oluşturulacak bir barış gücüne katılmaya hazır olduğunu bildirdi. Kimliğinin açıklanmasını istemeyen bir Türk Dışişleri Bakanlığı yetkilisine dayandırılarak verilen haberde, Türkiye’nin ayrıca, oluşturulacak gücün kesinlikle BM yetkisi altında olmasını, rolünün kesin çizgilerle saptanmasını, görev yerinin ve mahiyetinin belirlenmesini şart koştuğu da yer aldı.
HÜRRİYET 26.07.2006






