İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0607:3908:2412:5315:3717:5619:24
Kabe

İşte İsrail’in o korkunç planı!

Güncel
|

“Lübnan'ın tam anlamıyla parçalanıp beş ayrı bölgeye ayrılması içerisinde Mısır, Suriye, Irak ve Arap Yarımadası'nın da bulunduğu bütün bir Arap dünyası için bir örnek teşkil edecektir. Tıpkı Lübnan gibi, Suriye ve Irak'ın da etnik veya dini bölgelere ayrılması şeklinde ortaya çıkacak parçalanması İsrail'in bölge için uzun vadeli amacıdır.”

“Lübnan'ın tam anlamıyla parçalanıp beş ayrı bölgeye ayrılması içerisinde Mısır, Suriye, Irak ve Arap Yarımadası'nın da bulunduğu bütün bir Arap dünyası için bir örnek teşkil edecektir. Tıpkı Lübnan gibi, Suriye ve Irak'ın da etnik veya dini bölgelere ayrılması şeklinde ortaya çıkacak parçalanması İsrail'in bölge için uzun vadeli amacıdır.”

1982 yılında Dünya Siyonist Örgütü'ne bağlı Enformasyon Dairesi'nin İbranice yayın organı Kivunim'de yayınlanan ve Kudüs İbrani Üniversitesi profesörü Israel Shahak'ın İngilizce'ye çevirdiği "The Zionist Plan for the Middle East" (Ortadoğu İçin Siyonist Plan) başlıklı rapor, bugün Müslüman dünyada yaşananların adresini gösteriyor.
"Lübnan'ın tam anlamıyla parçalanıp beş ayrı bölgeye ayrılması içerisinde Mısır, Suriye, Irak ve Arap Yarımadası'nın da bulunduğu bütün bir Arap dünyası için bir örnek teşkil edecektir. Tıpkı Lübnan gibi, Suriye ve Irak'ın da etnik veya dini bölgelere ayrılması şeklinde ortaya çıkacak parçalanması İsrail'in bölge için uzun vadeli amacıdır.
Suriye, bünyesinde barındırdığı etnik ve dini yapılara uygun bir şekilde birkaç bölgeye ayrılacaktır. Kıyı bölgelerinde Şii-Alevi devleti, Halep civarında Sünni bir devlet, kuzey komşusuyla husumet içerisinde olan bir başka Sünni devlet ise Şam'da kurulacaktır. Dürziler ise başta Huran ve Kuzey Ürdün olmak üzere muhtemelen Golan'ı da içine alabilecek şekilde bir devlet oluşturabilirler. Araplar arasındaki her türlü iç çatışma kısa vadede bizim lehimize sonuçlar doğuracaktır ve Irak'ın da mezhepler çerçevesinde bölünmesi gibi çok daha önemli hedeflere ulaşılması sürecini hızlandıracaktır. Tıpkı Osmanlı yönetiminde Suriye'de olduğu gibi, Irak'ta da etnik ve dini bölgeler şeklindeki parçalanmışlık mümkün gözükmektedir.
Bu çerçevede, üç (veya daha fazla) devlet, Basra, Bağdat ve Musul gibi üç önemli şehir merkezli olmak üzere bir oluşum sergileyecektir. Güneydeki Şii bölgeler, Kuzeydeki Sünni ve Kürt bölgelerinden ayrılacaktır...
Küdüs'ün kurtarılması için kurulan ve 57 Müslüman ülkeyi temsil eden İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) Lübnan'a saldırının başlamasından 23 gün sonra toplanabildi. O da, dar bir katılımla. Arap ülkelerinin kerhen katılımıyla. Lübnan yakılıp yıkıldıktan sonra. Bir milyon kişi mülteci olduktan, yüzlerce kişi öldürüldükten sonra. Güya ses verdiler, ilk kez bir krize karşı süslü ve gereksiz cümlelerin dışında bir şey söylediler: "Ateşkes olsun!"
Kim duydu? Lübnan duydu mu? Filistin duydu mu? İslam dünyası duydu mu? İsrail umursadı mı? ABD ve İngiltere umursadı mı? Avrupa ve dünya ciddiye aldı mı? Elbette hayır! Mısır ve S. Arabistan gibi, bölgedeki kanlı oyunu hala mezhep rekabeti olarak algılayanlar yüzünden yaşanan bir fiyasko... Birkaç ülkenin iç politikasına göre hareket eden ama temelde ABD/İngiliz emperyal hülyalarına göre kendini konumlandıran bu örgütten kim, ne bekleyebilir? Hiç kimse.. Ama alay konusu olmasınlar, bunu bari yapmasınlar artık!
MİLLİ GAZETE -5 AĞUSTOS 2006 CUMARTESİ (İBRAHİM KARAGÜL-YENİ ŞAFAK)
AKRA