90 KAT FAZLA
150 sayfalık rapor hazırlayan Yrd.Doç.Dr. Fetullah Arık, cilt, deri ve akciğer kanseri ölümlerinin nedeninin gümüş çıkarılması sırasında kullanılan siyanürden değil, köyün toprağında ve suyunda bulunan ’arsenik’ maddesinin fazlalığından kaynaklandığını belirledi. Hazırlanan raporda, tehlikesiz düzeyde olması için 1 litre sudaki arsenik miktarının 0.05 miligram olması gerekirken, köydeki içme sularında bu oranın sınırın 90 katı olan 0.9 miligram olarak tespit edildiği de vurgulandı.
Arık, "Siyanürle gümüş çıkarılan işletme 1980’de kurulmuş. Köye uzaklığı ise 3 kilometre. Siyanür havaya karışınca dağılır ve etkisiz hale gelir. Bu nedenle insana havadan bulaşması mümkün değil. Bölgede 20 milyon yıl önce meydana gelen volkanik bir patlama sonucu toprak yapısında ’arsenik’ adı verilen ve öldürücü etki yapan bir element ortaya çıkmış" dedi.
SULARA KARIŞMIŞ
1970’li yıllarda bu bölgede ’antimuan’ çıkarılması amacıyla ’Gözeçukuru’ adı verilen bir tesis kurulduğunu belirten Arık, sözlerini şöyle sürdürdü: "Arsenik ile antimuan çoğunlukla aynı kayaçta bulunduğu için kayaç içindeki antimuan alınmış, açığa çıkan arsenik ise alınmadan bırakılmış. Bu tesiste çalışan köyün erkekleri daha fazla kansere yakalanmışlar. Arsenik, zamanla köylülerin kullandığı yer altı ve yer üstü sularına karışmış ve köylüler yıllarca arsenikli su içmiş. Kanserlerin asıl nedeni bu. Çalışmamız süresince köyde neredeyse hiç yaşlı erkeğe rastlamamamız da dikkat çekiciydi"
Kötü huylu tümör madeni
Havadan, sudan, asit ve bazlardan etkilenmeyen zararlı bir elementtir. Karaciğer ve ciltte kötü huylu tümör oluşumuna neden olur. Kramplar, spazmlar ve sinir sistemini etkiler. Sıvı hali yoktur. Kısa sürede buharlaşabilme ve havaya karışabilme özelliğinin yanı sıra yarı iletken olma özelliği vardır. Alaşımlarda, cam yapımında, ahşap korumada, tarım ilaçlarında ve fare zehiri yapımında kullanılır.






