İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0707:4008:2512:5315:3617:5519:23
Kabe

Medeniyetler çatışması şiddetleniyor

Güncel
|

İsrail'in Lübnan'a müdahalesi, sadece İsrail-Hizbullah çatışması olarak görülmemeli. 11 Eylül sonrası başlatılan 'medeniyetler çatışması' kızışıyor. Türkiye, sürecin dışında kalmayı başarmalı

İsrail'in Lübnan'a müdahalesi, sadece İsrail-Hizbullah çatışması olarak görülmemeli. 11 Eylül sonrası başlatılan 'medeniyetler çatışması' kızışıyor. Türkiye, sürecin dışında kalmayı başarmalı

İsrail'in Lübnan'a müdahalesini sadece İsrail-Hizbullah çatışması olarak görmemek gerek. İsrail, Lübnan'a müdahale ederken, ABD'nin İran'a karşı askeri girişimi halinde Hizbullah'ın kendisine karşı kullanabileceği yetenekleri test etmek, bu yetenekleri mümkün olduğunca elimine etmek, Lübnan'ın güneyinde tampon bölge oluşturarak ve bu bölgeye Batılı askeri güçleri yerleştirerek kendi güvenliğini pekiştirmek; Lübnan'ı çıkarlarına göre şekillendirmek istiyor.
Tüm gelişmeler, ABD'nin İran'a müdahalesinin çok da uzak olmadığını işaret ediyor. Ayrıca ve daha önemlisi, jeostratejik ilgi alanı ve jeopolitik çıkarları, kuzeye doğru Lübnan'ı, Suriye'yi, Irak'ın kuzeyinde kurulmakta olan Kürt devletini, Anadolu'nun doğusunu ve Güney Kafkasya'yı kapsadığı için İsrail zaman içinde, bu istikametteki jeostratejik girişimlerini Lübnan üzerinden geliştirmek için avantajlar sağlamak da istiyor.
Müdahaleyi, İsrail'in jeopolitik emelleri ile birlikte, Genişletilmiş Ortadoğu Projesi'nin ve 'medeniyetler çatışmasının güncel kesiti olarak görmek de gerekiyor. Medeniyetler çatışması 11 Eylül'de başlatıldı ve giderek şiddetleniyor; girişimler başarılı olursa Genişletilmiş Ortadoğu'da yirmi iki ülkenin haritası yeniden çizilecek; enerji kaynakları, enerji güzergâhları ve su kaynakları kontrol edilecek ve engel olan rejimler değiştirilecek. Bütün bu gayretler sürdürülürken demokrasiyi, özgürlükleri yaymaktan söz edilecek. (ABD Dışişleri Bakanı Rice'ın 'Yeni bir Ortadoğu'nun zamanı geldi' açıklaması, Emekli ABD albayı Ralph Peters'ın Ortadoğu haritası, ABD'nin ve İsrail'in asıl amaçlarının anlaşılmasını kolaylaştırıyor.)
Bütün bu girişimler, ABD'nin küresel üstünlüğünü sürdürme gayretleriyle de yakından ilgili. Rusya ve Çin yükselişlerini sürdürürken ve giderek artan enerji ihtiyacı hem Çin'in yükselişini sürdürmesini, hem de küresel jeopolitik ortamın geleceğini belirleyecek temel unsuru oluştururken, zaman faktörü önem kazanıyor; bu nedenle de Rusya ve Çin yükselirken, ABD telaşlanıyor; jeostratejik hamleleri ivme kazanıyor. Ancak, ABD'nin konvansiyonel askeri gücü Afganistan'da ve Irak'ta tıkandığı için İsrail'in askeri gücünün kısıtlı hedefler için de olsa kullanılması gündeme getiriliyor.

Araplar ve asimetrik çatışma

Bu süreçte, hasım konvansiyonel güçleri, konvansiyonel değil, asimetrik yeteneklerle karşılamayı öğrenen Araplar, devlet dışı gruplardan oluşan silahlı güçleri ile ve Batılıların 'dördüncü nesil savaş' olarak tanımladığı direniş yetenekleriyle çatışmayı yıpratma savaşına dönüştürürken, kısa süreli imha savaşları için kurgulanmış olan İsrail askeri gücünü zora sokuyor; ABD'nin ve İsrail'in bölgesel çıkarlarını ve Genişletilmiş Ortadoğu Projesi'ni zora sokacak gibi görünüyor.
Lübnan'ın güneyine Batılı bir askeri güç yerleştirerek tampon bir bölge oluşturmak ve İsrail'i Hizbulllah'ın saldırılarından korumak gündemde ve BM gözetiminde çokuluslu bir güç gönderilmesi tartışılyor olsa bile NATO, sahip olduğu yetenekleri ile en uygun yapı olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle de BM gücünün zaman içinde, adı konmasa bile, NATO gücüne dönüşmesi mümkün. Eğer başarılırsa, Genişletilmiş Ortadoğu Projesi içinde NATO'nun ABD ve İsrail çıkarlarına hizmet eden bir araca dönüştürülmesi
ve misyonunun buna göre yeniden düzenlenmesi arzu ediliyor. Yani,
NATO, bundan böyle terörle küresel savaş içinde, Afganistan'da olduğu gibi terörist kovalayabilecek, ABD'nin taşeronu olarak enerji kaynaklarını ve güzergâhlarını kontrol mücadelesine katılabilecek, Rusya'yı ve Çin'i çevreleme gayretlerine de katkı sağlayabilecek.
Lübnan'ın güneyine gönderilebilecek çokuluslu istikrar gücünde, Türk
askerinin de yer alması isteniyor. İstikrar gücü, savaşarak barışı temin etmekten sorumlu güç anlamına geldiğine göre, Türkiye'den Lübnan'a 'savaşacak bir güç' gönderilmesi isteniyor. 'Yeni Osmanlıcılık' konseptini Genişletilmiş Ortadoğu Projesi ile örtüştürenler ve Türkiye'nin askeri yeteneklerini bu projeye sunmakta sakınca görmeyenler, Türk askerinin Lübnan'a gönderilmesine sıcak bakıyor.Türkiye'nin katkısı,
1 Mart tezkeresinde yapılan hatanın (!) telafisi olarak empoze ediliyor. Zamanlama olarak da Lübnan için Türk askeri talebiyle birlikte, ciddi olma olasılığı düşük olsa bile, PKK'ya karşı tedbirler uygulama gayretleri örtüştürülüyor. Özetle, kendi yaşamsal güvenlik çıkarları için Irak'ın kuzeyine asker göndermesi engellenen Türkiye'nin ABD ve İsrail çıkarları için Lübnan'a asker göndermesi isteniyor.
Yani, Türk askerinin, İsrail tankları ile Hizbullah füzelerinin arasına yerleştirilmesi arzu ediliyor.
Türkiye'nin kimin kazanacağı belli olmayan ve ciddi bir kaosa dönüşmekte olan yeni dünya savaşından, yani 'medeniyetler çatışması'ndan uzak
durması gerekiyor.
Nejat Eslen: Emekli tuğgeneral

 

AKRA