Uluslararası güce 22 ülkenin katkıda bulunmaya hazırlandığına işaret eden Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, Türkiye’nin bölgedeki etkinliğini artırmasının, dış politika önceliklerinin hayata geçirilmesine katkıda bulunabileceğini belirtiyorlar. Türkiye’nin 2009-2010 dönemi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine adaylığını koyduğu dikkate alınırken, “Bu tür görevlerde bulunmanın olumlu etkileri olur” yorumu yapılıyor. Tarafların güvenine sahip olan Türkiye’nin Ortadoğu barışına yapacağı katkıların tarihi sorumluluklarının gereği olduğu değerlendirmesinde de bulunuluyor. Ancak, riskler de göz ardı edilmiyor. Ankara, Lübnan’a muharip güç göndermemekte kararlı. Türk askerinin, İsrail ile Lübnan arasındaki tampon bölgenin bu özelliğinin muhafaza edilmesi gibi insani amaçlı bir barış koruma operasyonunda görev alabileceği belirtiliyor.
Hizbullah milislerinin silahsızlandırılması gibi bir görev ise, Ankara’ya göre “kabul edilemez”
Türkiye, uluslararası güce önderlik yapan ülke olmaya da soğuk bakıyor.






