İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0607:3908:2412:5315:3717:5619:24
Kabe

BM ile asker pazarlığı

Güncel
|

TBMM'deki tezkere oylaması için geri sayım sürerken Lübnan'a gönderilmesi öngörülen Türk askerinin sayısı ve niteliği konusunda Türkiye ile BM arasındaki pazarlık da devam ediyor. Dışişleri Bakanlığı ile Genelkurmay Başkanlığı'nın oluşturduğu ortak pozisyon ile BM'de yürütülen pazarlıkların odak noktasında ise ''riskli bölgeler'' bulunuyor. Dışişleri ile TSK'deki gene

TBMM'deki tezkere oylaması için geri sayım sürerken Lübnan'a gönderilmesi öngörülen Türk askerinin sayısı ve niteliği konusunda Türkiye ile BM arasındaki pazarlık da devam ediyor. Dışişleri Bakanlığı ile Genelkurmay Başkanlığı'nın oluşturduğu ortak pozisyon ile BM'de yürütülen pazarlıkların odak noktasında ise ''riskli bölgeler'' bulunuyor. Dışişleri ile TSK'deki genel eğilim ise askerin ''en az riskli'' bölgede görev yapması yönünde.

Dışişleri Bakanlığı, Türk askerinin görevi sırasında siyasi ortamdan olası provokasyonlara kadar bütün riskleri değerlendirmeye alırken, asker sayısının ve niteliğinin, görev üstlenilecek bölgenin niteliğine göre belirleneceği belirtildi. Bu konudaki nihai kararın BM Genel Sekreteri Kofi Annan 'ın Türkiye'de yapacağı temasların ardından şekilleneceği dile getirilirken konuya ilişkin bilgi veren kaynaklar, TBMM'nin onay vermesi durumunda gönderilecek asker sayısının 500'ün altında kalmasının büyük bir olasılık olduğunu dile getirdiler.

Bilgi ve değerlendirmelere göre, BM Güvenlik Konseyi'nin aldığı 1701 No'lu kararın ardından hem Dışişleri Bakanlığı'nda hem de Genelkurmay Başkanlığı'nda çalışmalar başlatıldı.Yapılan çalışmalarda askerin görev yerine bağlı nitelik ve sayısına ilişkin ayrı ayrı seçenekler ve risk değerlendirmeleri yer aldı. BM ile yürütülen pazarlıklara bağlı olarak insani yardım amaçlı muharip olmayan güç gönderilmesi durumunda, Türk askeri risk derecesi düşük bölgelerde konuşlandırılacak. 1701 No'lu BM kararının eksiksiz uygulanmasının istenmesi durumunda ise Türk askeri, Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını sağlayacak olan Lübnan ordusuna yardım etmek zorunda kalacağından, gidecek gücün ''muharip'' olması gerekecek. Bu da Türk askerinin içinde bulunacağı riski arttıracak. Her iki durumda da Türk askeri kendini koruma olanağına ve gücüne sahip olacak.

Deniz ve hava desteği
Edinilen bilgilere göre belirlenen ortak pozisyonda Türkiye, askerin çatışma potansiyelinin yüksek olduğu yerlerde görev yapmasını istemiyor. Özellikle Suriye'den Güney Lübnan'a uzanan yol, Hizbullah'a yönelik olası silah sevkıyatının güzergâhı olduğu için İsrail'in hedefi durumuna geleceğinden ötürü, bu ve benzeri kontrol noktalarının sorumluluğunun Türk askerine verilmesi istenmiyor. Bunun yanı sıra Ankara, lojistik açıdan Türkiye ile açık bir bağlantı noktasının Türk askerinin elinde olmasından yana tutum belirlerken konuşlanılacak yer konusunda yapılan pazarlıklarda yalnızca deniz veya hava desteği önerisi de gündemde tutuluyor. Türkiye, çatışma riski bulunan bir bölgeye konuşlanmasının istenmesi durumunda denizden ya da havadan destek önerisinde ısrarcı olacak. Bu önerinin özellikle askeri yetkililer tarafından dikkate sunulduğu belirtiliyor.

TBMM'nin onay vermesi durumunda, ilk aşamada bir keşif birliği Lübnan'a giderek Türk askerinin konuşlanacağı yerlere ilişkin ayrıntılı bir inceleme yapacak. Bu incelemeden çıkacak sonuçlara bağlı olarak da iki ya da üç hafta içinde Türk askerinin yola çıkacağı belirtiliyor.

CUMHURİYET - 1 EYLÜL 2006 CUMA
AKRA