İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0707:4008:2512:5315:3617:5519:23
Kabe

Arınç'tan olağanüstü toplantı çağrısı

Türkiye
|

Lübnan tezkeresinin dün akşam Meclis'e sunulmasının ardından AKP'nin başvurusu üzerine, Meclis Başkanlığı, parti gruplarına, 5 eylül salı günü saat 15.00'te Genel Kurul'un olağanüstü toplanması çağrısında bulundu.

Lübnan tezkeresinin dün akşam Meclis'e sunulmasının  ardından AKP'nin başvurusu üzerine, Meclis Başkanlığı,  parti gruplarına, 5 eylül  salı günü saat 15.00'te Genel Kurul'un olağanüstü toplanması çağrısında bulundu.

Lübnan'a  Türk askeri göndermek için Meclis'ten bir yıl süreyle yetki  isteyen hükümet tezkeresinde, gönderilecek asker sayısı yer  almazken, Birleşmiş  Milletler geçici görev gücü bünyesinde  görev alacak askerlerin, 'gereği,  kapsamı, zamanı ve süresinin'  hükümet tarafından tespit edileceği  belirtildi.

Tezkerede,  Türkiye'nin barış gücüne 'deniz görev gücü'  şeklinde  katılacağı ve devriye görevi yapacağı da ifade edildi.

Lübnan  ordusuna eğitim verilmesi görevini de kapsayan tezkerede, isim  verilmeden,  Hizbullah gibi bölgedeki silahlı unsurların silahtan  arındırılmasında, Türk  askerinin kullanılmayacağı ifadesi  yer aldı.

175 milletvekili  imzası
Lübnan'a Türk askeri gönderilmesine ilişkin tezkere  Dışişleri Bakanlığı’ndan Başbakanlığa gönderildi. 
Tezkerenin Meclis'e  sunulmasının ardından, AKP grubu,  Meclis'in salı günü olağanüstü toplanması  istemiyle 175  milletvekilinin imzasıyla başkanlığa başvurdu.
Meclis'in  5  eylül salı günü olağanüstü toplanması için siyasi parti  gruplarına çağrıda  bulunan TBMM Başkanı Bülent Arınç,  İçişleri Bakanlığı, AKP, CHP ve Anavatan  Partisi grupları  ile TRT'ye çağrı pusulası gönderdi.

Keşif ve devriye görevi
Başbakan Recep  Tayyip Erdoğan imzasını  taşıyan ve Türkiye'nin barış  gücüne 'deniz görev gücü' olarak katılarak devriye  görevi  yapacağı vurgulanan tezkerede Türkiye'nin 'deniz görev gücü'nün  Doğu  Akdeniz ve Lübnan kıyılarına mücavir bölgelerde deniz  kontrolünü sağlamak için  keşif ve devriye görevi icra edeceği  belirtildi.

Türkiye, 'taleplerin  tek tek değerlendirilmesi  kaydıyla dost ve müttefik ülkeler için deniz ve hava  ulaşım  desteği sağlama' ve 'Lübnan ordusuna eğitim verilmesi' görevlerini de üstlenecek.
Türkiye'nin insani yardım faaliyetlerini  düzenleyecek ve  gönderilecek askerlerin güvenliğini sağlayacak  miktarda koruma birlikleri de  yine Lübnan'a gidecek.
 
Tezkerede,  Türk askerinin, kamuoyunda tartışma  yaratan Hizbullah'ın silahsızlandırılmasında  görev almayacağına ilişkin bir  bölüm de eklendi.
Hükümetin  bu konudaki yaklaşımı, "sözkonusu kuvvet,  bölgedeki silahlı  unsurların silahtan arındırılması dahil olmak üzere,  belirtilen  taahütlerin dışında hiçbir görevde kullanılmayacaktır" ifadesiyle  tezkerede yer aldı.

Lübnan'da askeri ne  bekliyor?
CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur  Öymen, Lübnan'a  asker gönderilmesi konusunu değerlendirerek, ''siz askerinizi  gönderdiğiniz andan itibaren Birleşmiş Milletler Barış Gücü  komutanının emrine  verilir. Artık, oradaki askerleriniz sizin  komutanızda değildir”  demişti.

Öymen  ''bir çatışma durumu olunca  Sayın Abdullah Gül'e, Sayın  Başbakan'a telefon ederek 'çatışmaya girelim mi  girmeyelim  mi?' diye sormayacaklar'' yorumunu yapmıştı.

Onur  Öymen, BM Çatışma Kuralları  Belgesi'nde barış gücünün  kendisine yönelik bir saldırı olmasa bile silah  kullanabileceğinin  yer aldığını belirtmiti.

Öymen ''belgede, 'bir tehdidin  varlığını  hissederse' diyor. Kimse size ateş açmasa bile komutan size 'şuradan  bir tehdit gelebilir, oraya karşı silah kullanacaksınız' diyebilir”  diye  konuşmuştu.

Birleşmiş  Milletler'in  Lübnan görev gücüne getirdiği tanıma göre, barış gücü  komutanı  istediği takdirde, silahlı güçleri silahsızlandırabilecek.

Dışişleri  Bakanlığı ve hükümetin açıklamadığı,  ancak CHP'li Onur Öymen'in ortaya çıkardığı  metinde, bu  silahsızlandırma hükmü açıkça yer alıyor.   
17 ağustosta  Birleşmiş Milletler de kabul edilen ‘angajman kuralları ve  harekat konsepti  belgeleri’ Lübnan'da konuşlanacak uluslararası  gücün görevini  tanımlıyor.

Son hali verilmeden önce  de Ankara'ya ulaşan ve yaklaşık bir  aydır incelenen metinler  Dışişleri Bakanlığı ve hükümet tarafından ısrarla  kamuoyuna  açıklanmadı.
Ancak Onur Öymen'in ortaya çıkardığı  belgeler Dışişleri Bakanlığı tarafından doğrulandı. Metinlerde  uluslararası  gücün görevleri şöyle sıralanıyor.
 
UNIFIL'in  görevleri

- Kendini savunma,
- Uluslararası  görev gücünün görev bölgesini saldırgan faaliyetlerden  arındırmak,
- Uluslararası görev gücünün görevini güç kullanarak  engelemeye çalışan  faaliyetlere direnmek,
- BM personelinin  ve insani yardım kuruluşlarının hareket güvenliğini  sağlamak,
- Ani ve yakın fiziksel tehdit altındaki sivilleri Lübnan  ordusu ile birlikte  korumak.
- Birleşmiş Milletler belgesinin  12’nci sayfasına göre,  uluslararası gücün komutanı, eğer  yetkilendirilirse, silahlı grupların ya da  bireylerin silahsızlandırılması  görevi yapılmasını da isteyebilecek.

Uluslararası  askeri birlikler bu tür durumlarla karşılaştığında  önlerinde  tehditin büyüklüğüne göre farklı güç kullanma seçenekleri  var.
Türk askeri ne yapacak?  
- Ateşli  silah ve süngü kullanabilecek,
- Gerekirse öldürmek için ateş edebilecek,
- Silahlı gücün dışında fiziksel güç  kullanabilecek.
 
Dışişleri  Bakanlığı belgede yer  alan bu ifadelerin Hizbullah’ı silahsızlandırma anlamına  gelmediği  görüşünde.
 
Diplomatlara göre bu görev tanımının  nasıl hayata  geçeceği ise uygulamada, yani asker Lübnan'da  konuşlandıktan sonra görülecek.
 
Gül: “Belge  yanlış yansıtıldı”
Hizbullah'ın  silahsızlandırılmasıyla  ilgili tartışmaları değerlendiren Dışişleri Bakanı  Abdullah  Gül, barış gücünün, başka bir gücün silahlarını toplama  gibi bir görevi  olmayacağını belirtmişti.
 
Gül,  bir saldırı olması karşısındaysa Türk  askerinin kendini  savunmasının çok doğal olacağını vurgulamıştı.  Hükümet  Sözcüsü Cemil Çiçek, 28 ağustosta toplanan Bakanlar Kurulu'nun  ardından yaptığı açıklamada, prensip olarak Güney Lübnan'da  konuşlanacak BM  barış gücüne katılmaya karar verildiğini açıklamıştı.
 
AK Partili Çömez'den durum raporu
AK Parti Balıkesir  Milletvekili  Turhan Çömez ise, 4 eylül pazartesi günü yapılması  planlanan AK Parti Grup  toplantısına sunmak üzere, Lübnan'da  yaşananların analizini içeren bir rapor  hazırladı.
 
Çömez,  raporunda, Lübnan'daki durumun değerlendirilmesi için,  sürece  geniş bir düzlemde bakılması gerektiğini belirterek, ABD'nin  pozisyonu,  BM Barış Gücü, Genişletilmiş Ortadoğu Projesi,  Irak, İran'ın nükleer programı,  İsrail, Lübnan ve Filistin  hakkında bazı tespitlerde bulundu.
 
Raporunda,  Lübnan  Savaşı sonrası gelinen süreçle ilgili değerlendirmelerde bulunan  Çömez,  Hizbullah'ın BM barış gücünden beklentilerine de  yer verdi.
 
Çömez,  Lübnan'a asker gönderilmesine ilişkin  kararın, hazırladığı sorulara tatmin edici  cevaplar verildikten  sonra alınması gerektiğini  savundu.
 
Rapordaki  sorular
 
AK Partili Çömez'in  yönelteceği  sorulardan bazıları:
 
* ABD'nin ve Fas hariç hiçbir  Arap  ülkesinin asker vermediği barış gücünün tarafsızlığı  nasıl tesis edilecek?
*  Kuvvet yapısı nasıl olacak? Eğer  barışı zorlama görevi icra edilecekse,  Hizbullah'ı silahsızlandırmak  için hangi ağır silahlara sahip olacak? Birliğin  sayısı  ne olacak?
* Barış gücünde görev alan Türk askerinin, istemediği  takdirde bu güçten ayrılma imkanı olacak mı? Bunun koşulları  ve yaptırımları  nelerdir?
* Barış gücünün görev bölgesi  ve Türk birliğinin görev bölgesi  neresi olacak? Bekaa Vadisi,  Türk birliğinin görev sorumluluğu içinde olacak  mı?
*  1978 yılından beri Lübnan'da görev yapan BM Barış Gücü,  İsrail'in  saldırılarına neden engel olamamış ve neden başarılı  olamamıştır? Bu birliğin  görevi sona erecek mi?
* Dünyanın  her bölgesinde asker bulunduran ABD, neden  Lübnan barış gücüne  asker vermiyor?
* Barış gücüne katkı sağlamakla büyük  devlet olmak arasında bir paralellik olduğu ifade edildi. ABD,  Rusya ve Çin  neden asker bulundurmuyor?
* Barış gücü neden  İsrail'in kuzeyine, Hayfa  civarına değil de Lübnan'a konuşlanmaktadır?
*  İsrail, Lübnan ve  Hizbullah'tan, yani tarafların tamamından,  Türk birliği için onay alındı  mı?
* Hizbullah'ın silahsızlandırılması  sürecinde Türk askeri ile bir çatışma  olursa, bu, Türkiye  ile İslam dünyasının arasını açabilir mi?
* Türk  askerinin  güvenliği için yeterince önlem alındı mı?
* Türkiye'nin,  asker  göndermekle masada olacağı ifade ediliyor. Bu masa nasıl  bir masadır, neler  bekleniyor?
 
34 gün sonra  gelen ateşkes
İsrail,  12 temmuzda 2 askerinin  Hizbullah militanları tarafından kaçırılmasının ardından  Lübnan topraklarına girmiş, İsrail'in Lübnan saldırılarının  34'üncü gününde  silahlar susmuştu.
 
Çoğu sivil  yaklaşık bin 100 Lübnanlı ve 114'ü asker  154 İsraillinin  öldüğü saldırılar, 14 ağustos sabahı Birleşmiş Milletler'in  ateşkesi öngören kararının yürürlüğe girmesiyle durmuştu.

CNNTURK / 2 EYLÜL 2006 CUMARTESİ

AKRA