Lübnan tezkeresinin dün akşam Meclis'e sunulmasının ardından AKP'nin başvurusu üzerine, Meclis Başkanlığı, parti gruplarına, 5 eylül salı günü saat 15.00'te Genel Kurul'un olağanüstü toplanması çağrısında bulundu.
Tezkerede, Türkiye'nin barış gücüne 'deniz görev gücü' şeklinde katılacağı ve devriye görevi yapacağı da ifade edildi.
Lübnan ordusuna eğitim verilmesi görevini de kapsayan tezkerede, isim verilmeden, Hizbullah gibi bölgedeki silahlı unsurların silahtan arındırılmasında, Türk askerinin kullanılmayacağı ifadesi yer aldı.
175 milletvekili imzası
Lübnan'a Türk askeri gönderilmesine ilişkin tezkere Dışişleri Bakanlığı’ndan Başbakanlığa gönderildi.
Tezkerenin Meclis'e sunulmasının ardından, AKP grubu, Meclis'in salı günü olağanüstü toplanması istemiyle 175 milletvekilinin imzasıyla başkanlığa başvurdu.
Meclis'in 5 eylül salı günü olağanüstü toplanması için siyasi parti gruplarına çağrıda bulunan TBMM Başkanı Bülent Arınç, İçişleri Bakanlığı, AKP, CHP ve Anavatan Partisi grupları ile TRT'ye çağrı pusulası gönderdi.
Keşif ve devriye görevi
Türkiye, 'taleplerin tek tek değerlendirilmesi kaydıyla dost ve müttefik ülkeler için deniz ve hava ulaşım desteği sağlama' ve 'Lübnan ordusuna eğitim verilmesi' görevlerini de üstlenecek.
Türkiye'nin insani yardım faaliyetlerini düzenleyecek ve gönderilecek askerlerin güvenliğini sağlayacak miktarda koruma birlikleri de yine Lübnan'a gidecek.
Tezkerede, Türk askerinin, kamuoyunda tartışma yaratan Hizbullah'ın silahsızlandırılmasında görev almayacağına ilişkin bir bölüm de eklendi.
Hükümetin bu konudaki yaklaşımı, "sözkonusu kuvvet, bölgedeki silahlı unsurların silahtan arındırılması dahil olmak üzere, belirtilen taahütlerin dışında hiçbir görevde kullanılmayacaktır" ifadesiyle tezkerede yer aldı.
Lübnan'da askeri ne bekliyor?
CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, Lübnan'a asker gönderilmesi konusunu değerlendirerek, ''siz askerinizi gönderdiğiniz andan itibaren Birleşmiş Milletler Barış Gücü komutanının emrine verilir. Artık, oradaki askerleriniz sizin komutanızda değildir” demişti.
Öymen ''bir çatışma durumu olunca Sayın Abdullah Gül'e, Sayın Başbakan'a telefon ederek 'çatışmaya girelim mi girmeyelim mi?' diye sormayacaklar'' yorumunu yapmıştı.
Onur Öymen, BM Çatışma Kuralları Belgesi'nde barış gücünün kendisine yönelik bir saldırı olmasa bile silah kullanabileceğinin yer aldığını belirtmiti.
Öymen ''belgede, 'bir tehdidin varlığını hissederse' diyor. Kimse size ateş açmasa bile komutan size 'şuradan bir tehdit gelebilir, oraya karşı silah kullanacaksınız' diyebilir” diye konuşmuştu.
Birleşmiş Milletler'in Lübnan görev gücüne getirdiği tanıma göre, barış gücü komutanı istediği takdirde, silahlı güçleri silahsızlandırabilecek.
Dışişleri Bakanlığı ve hükümetin açıklamadığı, ancak CHP'li Onur Öymen'in ortaya çıkardığı metinde, bu silahsızlandırma hükmü açıkça yer alıyor.
17 ağustosta Birleşmiş Milletler de kabul edilen ‘angajman kuralları ve harekat konsepti belgeleri’ Lübnan'da konuşlanacak uluslararası gücün görevini tanımlıyor.
Son hali verilmeden önce de Ankara'ya ulaşan ve yaklaşık bir aydır incelenen metinler Dışişleri Bakanlığı ve hükümet tarafından ısrarla kamuoyuna açıklanmadı.
Ancak Onur Öymen'in ortaya çıkardığı belgeler Dışişleri Bakanlığı tarafından doğrulandı. Metinlerde uluslararası gücün görevleri şöyle sıralanıyor.
UNIFIL'in görevleri
- Kendini savunma,
- Uluslararası görev gücünün görev bölgesini saldırgan faaliyetlerden arındırmak,
- Uluslararası görev gücünün görevini güç kullanarak engelemeye çalışan faaliyetlere direnmek,
- BM personelinin ve insani yardım kuruluşlarının hareket güvenliğini sağlamak,
- Ani ve yakın fiziksel tehdit altındaki sivilleri Lübnan ordusu ile birlikte korumak.
- Birleşmiş Milletler belgesinin 12’nci sayfasına göre, uluslararası gücün komutanı, eğer yetkilendirilirse, silahlı grupların ya da bireylerin silahsızlandırılması görevi yapılmasını da isteyebilecek.
Uluslararası askeri birlikler bu tür durumlarla karşılaştığında önlerinde tehditin büyüklüğüne göre farklı güç kullanma seçenekleri var.
- Ateşli silah ve süngü kullanabilecek,
- Gerekirse öldürmek için ateş edebilecek,
- Silahlı gücün dışında fiziksel güç kullanabilecek.
Dışişleri Bakanlığı belgede yer alan bu ifadelerin Hizbullah’ı silahsızlandırma anlamına gelmediği görüşünde.
Diplomatlara göre bu görev tanımının nasıl hayata geçeceği ise uygulamada, yani asker Lübnan'da konuşlandıktan sonra görülecek.
Gül: “Belge yanlış yansıtıldı”
Hizbullah'ın silahsızlandırılmasıyla ilgili tartışmaları değerlendiren Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, barış gücünün, başka bir gücün silahlarını toplama gibi bir görevi olmayacağını belirtmişti.
Gül, bir saldırı olması karşısındaysa Türk askerinin kendini savunmasının çok doğal olacağını vurgulamıştı. Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, 28 ağustosta toplanan Bakanlar Kurulu'nun ardından yaptığı açıklamada, prensip olarak Güney Lübnan'da konuşlanacak BM barış gücüne katılmaya karar verildiğini açıklamıştı.
AK Partili Çömez'den durum raporu
AK Parti Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez ise, 4 eylül pazartesi günü yapılması planlanan AK Parti Grup toplantısına sunmak üzere, Lübnan'da yaşananların analizini içeren bir rapor hazırladı.
Çömez, raporunda, Lübnan'daki durumun değerlendirilmesi için, sürece geniş bir düzlemde bakılması gerektiğini belirterek, ABD'nin pozisyonu, BM Barış Gücü, Genişletilmiş Ortadoğu Projesi, Irak, İran'ın nükleer programı, İsrail, Lübnan ve Filistin hakkında bazı tespitlerde bulundu.
Raporunda, Lübnan Savaşı sonrası gelinen süreçle ilgili değerlendirmelerde bulunan Çömez, Hizbullah'ın BM barış gücünden beklentilerine de yer verdi.
Çömez, Lübnan'a asker gönderilmesine ilişkin kararın, hazırladığı sorulara tatmin edici cevaplar verildikten sonra alınması gerektiğini savundu.
Rapordaki sorular
AK Partili Çömez'in yönelteceği sorulardan bazıları:
* ABD'nin ve Fas hariç hiçbir Arap ülkesinin asker vermediği barış gücünün tarafsızlığı nasıl tesis edilecek?
* Kuvvet yapısı nasıl olacak? Eğer barışı zorlama görevi icra edilecekse, Hizbullah'ı silahsızlandırmak için hangi ağır silahlara sahip olacak? Birliğin sayısı ne olacak?
* Barış gücünde görev alan Türk askerinin, istemediği takdirde bu güçten ayrılma imkanı olacak mı? Bunun koşulları ve yaptırımları nelerdir?
* Barış gücünün görev bölgesi ve Türk birliğinin görev bölgesi neresi olacak? Bekaa Vadisi, Türk birliğinin görev sorumluluğu içinde olacak mı?
* 1978 yılından beri Lübnan'da görev yapan BM Barış Gücü, İsrail'in saldırılarına neden engel olamamış ve neden başarılı olamamıştır? Bu birliğin görevi sona erecek mi?
* Dünyanın her bölgesinde asker bulunduran ABD, neden Lübnan barış gücüne asker vermiyor?
* Barış gücüne katkı sağlamakla büyük devlet olmak arasında bir paralellik olduğu ifade edildi. ABD, Rusya ve Çin neden asker bulundurmuyor?
* Barış gücü neden İsrail'in kuzeyine, Hayfa civarına değil de Lübnan'a konuşlanmaktadır?
* İsrail, Lübnan ve Hizbullah'tan, yani tarafların tamamından, Türk birliği için onay alındı mı?
* Hizbullah'ın silahsızlandırılması sürecinde Türk askeri ile bir çatışma olursa, bu, Türkiye ile İslam dünyasının arasını açabilir mi?
* Türk askerinin güvenliği için yeterince önlem alındı mı?
* Türkiye'nin, asker göndermekle masada olacağı ifade ediliyor. Bu masa nasıl bir masadır, neler bekleniyor?
34 gün sonra gelen ateşkes
İsrail, 12 temmuzda 2 askerinin Hizbullah militanları tarafından kaçırılmasının ardından Lübnan topraklarına girmiş, İsrail'in Lübnan saldırılarının 34'üncü gününde silahlar susmuştu.
Çoğu sivil yaklaşık bin 100 Lübnanlı ve 114'ü asker 154 İsraillinin öldüğü saldırılar, 14 ağustos sabahı Birleşmiş Milletler'in ateşkesi öngören kararının yürürlüğe girmesiyle durmuştu.
CNNTURK / 2 EYLÜL 2006 CUMARTESİ






